Bütün dünya bir anda Los Angeles’tan dalga dalga yayılan film, müzik ve dijital kültürün istilası altında.

Bütün dünya, ilk kez gerçek anlamda Amerikanlaştı, çöle mahkûm oldu ve ruhsuzlaştı.

Oysa Amerikan kültürü, hem pagan hem de pornografik bir kültür: Hem sahte, din-dışı kutsallar üretiyor hem de ayartarak genç kuşakların düşünme melekelerini yok ediyor...

Postmodern popüler ve vulger Amerikan kültürünün dünyaya sunduğu insan tipi, hız, haz ve ayartı peşinde koşturan, hayattan kaçarak hayata tutunan, duyargalarını yitirmiş, düşünme melekeleri dumura uğramış, yerini, yönünü ve ruhunu kaybetmiş, yerkürede yerkörü hâline gelmiş egosantrik, hazcı, nefs-i emaresinin kölesi insan-altı bir insan tipi.

POPÜLER KÜLTÜR VE NİHİLİZM

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra hiç olmazsa, güçlü bir karşı kültür hareketi vardı bütün dünyada ve Amerika’da. Rock müzik’te, Elvis Presley’de popüler ifadesini bulan bu karşı kültür hareketi, kapitalist endüstriyel (üretim ve tüketim) mekanizmalarının ürünü olduğu için, sonuçta, gelinen noktada protest özelliğini kaybetti; bütün popüler müzik kültürü, az çok protest olanları da dâhil Frankestein’a dönüşen kapitalist makina tarafından önce üretiliyor sonra da çabucak sisteme eklemlenerek tüketiliyor / yutuluyor ve kolayca buharlaşıyor...

Kültür, özellikle de gençleri hedef alan kültür, demokrasinin de katkısıyla dromokratik’leşiyor hızla ve tam gaz!

Anlamı anlamsızlaştıran, değerleri değersizleştiren, insanı dünyasızlaştıran, dünyayı insansızlaştıran ironiyi kutsayan, hayatı umursamayan ruhsuz bir kültür bu: Belki de hayatın çölleşmesine ve insanın manevî boşluğun eşiğine fırlatılmasından ötürü de ruhsuzlaşmasına bir başkaldırı bu kültür.

Bu popüler kültürün varacağı yer, nihilizm.

POPÜLER KÜLTÜR, EN BÜYÜK “KÜFÜR”

Aslında bu nihilizm bir yandan mevcut kapitalist ilişki biçimlerini ironik bir dille protesto eden, kapitalist hayatı ciddiye almayan ama paradoksal bir şekilde kapitalist kodlar üzerinden işleyen, varolabilen mevcut dünyaya, ilişki biçimlerine bir başkaldırının adı ve biçimi.

Hayatı “makaraya alarak” eleştirisini yapıyor, hiç bir şeyi ciddiye almıyor; “anything goes” / “her şey mübah” diyerek genç kuşakları ve yığınları nihilizm çukuruna yuvarlıyor...

Popüler kültür, plastik olduğu için ruhsuz...

Popüler kültür, pornografik olduğu için ayartıcı ve düşünme melekelerini buharlaştırıcı...

Popüler kültür, aslında en büyük “küfür”: Yakıcı, acı gerçekleri örttüğü için; cinselliği bile dinselliğin karikatürü bir coşkuyla kutsayarak sahte ikonlar, din-dışı kutsallıklar, neo-pagan, tekno-pagan nihilizm biçimleri ürettiği için en büyük “küfür”.

BU YOZ KÜLTÜRÜN ÖNÜNDE “BİZ” DURABİLİRİZ SADECE!

Genç bir nüfusa sahibiz ama genç kuşak esen sert ama ayartıcı rüzgârların önünde sürükleniyor...

Yoz ve yozlaştırıcı, sığ ve sığlaştırıcı, hız, haz ve ayartıyı kutsayıcı bu postmodern popüler, nihilist kültürün önünde savrulup duruyor...

Bu kültürün önünde kimse duramıyor dünyada.

Bütün ülkeler, bütün kültürler bu kültür tarafından istila ediliyor ve dönüştürülüyor...

Sığ ve ayartıcı bu kültür, dünyanın köklü kültürlerini tuzla buz ediyor, genç kuşaklarını kölesi hâline getiriyor...

Bu kültürün önünde sadece Müslümanlar durabilir.

Sadelikle derûnîliği aynı anda mezceden Yunus’un gönülleri fetheden -derece derece de olsa herkese hitap eden- dili, şiiri ve irfanî dünyası, bu kültüre “dur!” diyebilir sadece.

Kaynak bizde, hazine bizde; ama biz bizde değiliz...

Düşünürlerimiz, sanatçılarımız, edebiyatçılarımız elbirliğiyle, işbirliğiyle bu irfan dünyasının şifrelerini deşifre etmeli, genç kuşakların genç dünyalarına, manevî ihtiyaçlarına cevap verecek bir “kültür” inşa etmek için seferber olmalı.

Kültür Bakanlığı ne işe yarar, ne iş yapar, ne için var arkadaş?

İyi niyet ve samimiyet, yetenek ve birikim, bu iş için yeterli.

Bu ülkenin en önemli meselesi en geniş anlamıyla kültür meselesidir.

Kültür cephesinde savaşı kazanamayan toplumlar, savaşı, dolayısıyla genç kuşaklarını kaybetmeye mahkûmdur.

Her zaman söylediğim gibi: Gençlerini ihmal edenler, geleceklerini imha ederler. Genç kuşaklarını kaybedenler, geleceklerini kaybetmeye mahkûm olurlar...