Son Kore yazımdan sonra kimlerden mi kınama ve tehditler aldım?
Güney Kore Cumhuriyeti Başbakanı Myung Bak Lee’den.
Koreli kızları bile çekici bulan, nimet ayırt etmeyen gözüdönmüş erkeklerden.
Bizzat uyuz olduğumu belirttiğim Gregory Kim’in enişte ve bacanaklarından.
Anlayacağınız rahat değilim.
Elin çekiğine laf atıp kelle koltukta neden geziyorum ki?
Ne genç sayılırım artık, ne de adım Osman.
Dünyanın parasında pulunda gözü olmayan, köşeyi dönmüş milletleri kıskanmayan, fakir ama gururlu yurdum insanına çatarım daha iyi.

Türkler Neden Erken Yaşlanıyor?

Çünkü her gün bir yaşımıza daha giriyoruz.
Türkiye’deki aksiyona Hollywood filmleri şapka çıkarır hale geldi.
Ne Pulp Fiction yarışabilir bizimle ne Carlito's Way.
Bir uyanıyorsun erken seçim ilan edilmiş öbür gün erkenden seçime giderken darbe yapılmış.
Azıcık durulun yahu. 3 gün normal yaşayalım.

Don Kişot Türk olsun, Cafer İsmini Alsın!

Çocukken erken seçim denen şeyi insanların sabah erkenden kalkıp oy vermesi olarak algılardım.
Bunda son derece apolitik olan babama politik sorular soramayışımın etkisi büyüktü. Tek televizyonlu günlerdi.
Öğretmen olan babam memur zihniyeti ve devlet ezikliğiyle her türlü riskten bir milyon mil uzakta yaşamayı tercih ederdi.
Bütün akşam haber seyreder sonra da ‘hepsi menfaat sanki ne, boş konuşuyorlar’ derdi.
Bu son derece yaratıcı yorum gücünü her akşam bizlerle paylaştığı için ailenin bazı bireylerine kanser, bazılarına verem teşhisi kondu.
Madem boş konuşuyorlar be adam, neden Maltepe’ni savura savura saatlerce izlersin?
Özgürlük haklarımızı alenen gasp edersin?
Kendi diktanı sürdürürsün?
Diyebilen bir tane Ulubatlı Hasan çıkmadı bizim evden.
Yıllarca süren bu faşizan Baasçı rejime karşı bir kez dahi ayaklanamadık.
Meğer anlamak zor değilmiş babalarımızı.
Metrekareye iki darbe düşen ülkemizde devlet, vatandaşlarını, memurlarını o kadar sindirmiş ki...
En benim diyen babayı en fazla haber seyretme cesaretine sahip, kısırlaştirilmiş kedilere çevirmiş.
Bugün travma geçiren bir toplum haline gelmişsek beynimize beynimize aldığımız darbelerdir sorumlusu.
Hemen hemen her kuşak bir darbe geçirmiş.
100 yıldır sabah akşam aynı konuları tartışan verimsiz, politize bir millet olup çıkmışız.
Birbirinden korkan, devletinden ürken, kimseye güvenmeyen, paranoyak.
Herkes ayrı bir Don Kişot olmuş.
Yaratmış olmayan düşmanını.
Kılıç sallıyor yel değirmenine.
Yok laiklikmiş, türbanmış.
21. YY’da dünyayla nasıl başedeceğini bilemeyen bir ülkenin çırpınışları.
Kuru simidin gözüne vurup laiklik elden gidiyor, din elden gidiyor mitinglerine giden bir toplumun global düzen içerisinde hiç mı hiç yeri yok.

Bu arada başlık neden İngilizce, yazı neden Türkçe? 80 kuşağında da dengesizlik diz boyu.

Fenerbahçemiz de olmasa tadı tuzu kalmadı memleketin.
Sevilla fatihlerine Chelsea maçında yürekten başarılar!

Vakkas Doğantekin
vakkas@turkishny.com