İSRAİL zulmünün günümüzdeki birinci sorumlusu ABD Başkanı Donald Trump’tır.

İsrailli askerlerin silahsız sivil göstericilere ateş açarak öldürdüğü sivil Filistinlilerin de manevi katili Trump’tır.

Bu satırlar yazılırken İsrail’in katlettiği sivil Filistinli sayısı 55’e çıkmıştı.
Hiçbir ABD başkanı, doğuracağı vahim sonuçları görerek üç dinin kutsal mekânı Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımaya cesaret edememişti, bazıları da ahlaki bulmamıştı.
Bu zalimane ve cüretkâr tetiği Trump çekti.
Trump, bile bile yalan da söylüyor, “ABD bölgede kalıcı bir barış anlaşmasını sağlamaya sadık olmayı sürdürüyor” diye açıklama yapabiliyor!
Tel-Aviv’deki Amerikan Büyükelçisi David Friedman, en az 55 sivili katleden İsrail yönetimini değil protestocuları eleştiriyor, dahası “Filistinliler için buradayız” diyebiliyor!
TRUMP TEHLİKELİDİR
Washington Post gazetesinde Greg Sargent, “Trump’ın narsizmi ve megalomanisi demokrasimizi tehdit ediyor” diye yazmıştı. (14.12.2017)
Amerika’da demokratik kurumlar güçlüdür. Trump dengesiz, megaloman ve saldırgan tavırlarıyla asıl dünya barışını tehdit ediyor.
Kudüs kararının ardından kim Filistin meselesine adil bir çözüm bekleyebilir?
Kim radikalizmle başa çıkma ve demokrasi umudunu koruyabilir?

Trump’ın Kudüs kararını destekleyen ülkelere bakın, iktisaden muhtaç, küçük ve yoksul ülkeler... Fakat iki tane Avrupa ülkesi var ki tam Trump’a uygun: Biri Macaristan, öbürü Avusturya...
İkisi de ırkçı ve göçmen düşmanı, ikisi de İslamofobik ve otoriter rejimler.
Hele Macaristan’ın egemeni Orban, Avrupa Birliği belgelerinde “diktatör” olarak nitelenen biridir.
Avrupa deyince öncelikle akla gelen demokrasiler, Trump’ın Kudüs kararına karşı. Papa, Macron, Merkel daha önce karşı olduklarını açıklamıştı, İngiltere Başbakanı May de törene katılmayacaklarını dün ilan etti.
Reuters, törene uluslararası katılımın çok düşük olacağını yazdı.
İŞGALCİ İSRAİL
Çağımızda “uluslararası toplum, uluslararası hukuk, müzakere, uzlaşma” gibi kavramları sıkça duyarız. Hele de Hitler gibi bir delinin yol açtığı felaketleri yaşadıktan sonra bu kavramlar daha önemli hale geldi.
Fakat İsrail 1967’den beri BM kararlarını tanımıyor; hem de Güvenlik Konseyi kararlarını...

İşgali sürdürdüğü gibi, Filistinlilerin topraklarında “yerleşim yerleri” açarak etnik temizlik yapıyor.
Doğu Kudüs’e 200 bin İsrailli yerleştiriyor.
Amerika’nın samimi demokrat ve barışçı başkanı Jimmy Carter bile bunu durduramamıştı.
Trump büsbütün körüklüyor...
KÜÇÜK HİTLER
Trump’ın hukuk ve demokrasi tanımaz yönü, kendi ülkesindeki icraatıyla biliniyor. Buna onun “narsist ve megaloman” kişiliğini de eklemek lazım.
Fakat yine de “portre”de bir eksik var: Trump’ın faşizan psikolojisi.
Senato’da konuştuğunda kendisini alkışlamayan Demokratlar’a verdiği tepkiye bakın:
“Amerikalı gibi davranmadılar. Birileri buna ‘hainlik’ dedi, niye olmasın? Ülkemizi çok da sevmedikleri belli!” (WP, 5.2.2018)
Bu kafa ancak “küçük Hitler” olarak nitelenebilir.
Fakat Hitler’in imkânlarına sahip değil, ülkesinde ve dünyada “yapabilirliği” Hitler’inkinden küçük...
Fakat endişeliyim, Trump’ın akılsız ve megalomanca desteğine sahip İsrail militarizmi daha neler yapar?
İran’la savaş mı çıkarır? Suriye sorunu nerelere sürüklenir? Terör tetiklenmez mi?
Türkiye, coğrafyası en hassas olan ülkedir. Avrupalı demokrasilerle birlikle hareket etmeliyiz.