SURİYE konusunda Amerika’nın ve Rusya’nın karşılıklı güç gösterileri krizi derinleştiriyor, en çok da Türkiye’yi rahatsız ediyor.

Geçtiğimiz cumartesi Duma’da sivillere karşı zehirli gaz kullanıldı. Batı tepki gösterdi...

Rus parlamentosunda Savunma Komitesi Başkan Yardımcısı Frants Klintsevich Amerikan füzelerini “tespit etmek ve vurmak için tatbikat yaptıklarını” açıkladı, bunu Rus kaynaklarından diğer haberler izledi.

Trump hemen tweet atarak tepki gösterdi: “Rusya Suriye’ye yönelik bütün füzeleri düşüreceği sözünü verdi. Hazır ol Rusya, çünkü füzeler geliyor olacak; güzel, yeni ve akıllı. Gazla öldüren ve bundan keyif alan bir hayvanla partner olmamalısınız.”

Kırk dakika sonra gerilimi biraz yumuşatan bir tweet daha attı... Bu satırlar yazılırken ABD Başkanı son tweet’inde “Suriye’ye ne zaman saldıracağımızı hiç söylemedim. Hemen de vurabiliriz, hiç de vurmayabiliriz” diyordu.

TRUMP’IN MEGALOMANİSİ

ABD basınında Trump’ın megaloman ve narsist olduğu yolunda analizler çıkıyor. Tavırlarında siyasi tecrübesizlik ve tüccar zihniyetinden daha çok megalomani ve narsizm etkili: Sürekli gündemde olmak, sürekli güç gösterisi yapmak, ‘Büyük Amerika’ kavramını kendi kişiliğine bağlamak, ekip kuramamak... Washington Post’ta Greg Sargent, “Trump’ın megalomanisi ve narsizmi demokrasimizi çeşitli yönlerden tehdit ediyor” diye yazmıştı. (14.12.2017)

Amerika’nın demokratik kurumları köklüdür; Trump asıl dış politikayı tahrip ediyor. Neydi “Suriye’den çekiliyoruz” diye sansasyon yaratması?! Hele de “Hazır ol Rusya, çünkü füzeler geliyor” tweet’i ancak megalomaniyle izah edilebilir. Bütün dünyada baş haber oldu; ne kadar güçlüyüm diye haz duymuş olmalı!

Fakat Pentagon hemen “Bizim haberimiz yok, bunu Beyaz Saray’a sorun” diye açıklama yaptı. Arkadaşımız Cansu Çamlıbel dünkü haberinde “Washington’ın Trump’a rağmen strateji belirlemeye çalıştığını” yazıyordu.

PUTİN İMPARATORLUĞU

Trump’ın bu hallerine belki zamanla alışılacak, belki de Trump uzun süre devam edemeyecek. Suriye’de somutlaşan çatışma ise çok ciddi ve derindir: Rusya ve İran, Esad vasıtasıyla Doğu Akdeniz’e ve tüm Ortadoğu’ya yönelik bir ‘nüfuz bölgesi’ kuruyor. Bu Türkiye’nin hiç işine gelmez. Moskova ve Tahran’ın Esad’dan yahut Esad’ın dayandığı siyasi, sosyolojik ve askeri yapıdan vazgeçmeleri de mümkün değildir.

Putin askerlere “savaşa hazırlanın” diye konuşmalar yapıyor.(23.11.2017)

Seçim kampanyasını “Sesten beş misli hızlı ve dünyanın her noktasını vuracak yeni füzeyi yaptık” diyerek açtı! (11.3.2018)

Bunlar, sadece çarlık ve komünizmden gelen imparatorluk hırsı değil, Putin’in şahsi megalomanisi ve narsisizminin de tezahürleri...

TÜRKİYE’NİN ZOR KONUMU

Fakat Putin soğukkanlı, hesaplı, çok konuşmuyor, çok tweet atmıyor. KGB’de iyi yetiştirilmiş. Amerika’nın aksine Rusya’da ‘kurumlar’ın da bir rolü yok. Doğu Ukrayna ve Kırım’dan sonra Putin Suriye’de ortalama bir çözüme razı olur mu?

İran da tarihinde görmediği nüfuz bölgesini inşa peşinde.

Trump’a bakmayın siz, Amerika burayı bırakır mı? Suriye üzerinde bu çatışma keskinleştikçe Türkiye’nin manevra alanı daralıyor. Türkiye Esad’sız bir Suriye kurulması için ABD, İsrail ve Suud’la mı beraber?! Yoksa Ortadoğu’da egemen güç olmak için Esad’ı başta tutmakta kararlı olan İran ve Rusya ile mi beraber?!

Bu akşam CNN Türk’te saat 20.30’da Eğrisi Doğrusu programında konuklarım Mustafa Aydın ve Sinan Ülgen’e bunları soracağım.

 http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/taha-akyol/suriye-nereye-40803403