TÜRKİYE 2016 yılında enerji ithalatına 27 milyar dolar ödemişti, 2017’de bu 37 milyar dolara çıktı. Hem iç tüketimimiz, hem dolar fiyatları arttığı için fatura yıldan yıla böyle kabarıyor.

TL’nin değer kaybetmesi iç fiyatları yükseltiyor bu da hem maliyetleri hem enflasyonu artırıyor.

Uzmanlar Türkiye’nin artan enerji ihtiyacını karşılamak için önümüzdeki on yılda ‘en az’ 120 milyar dolar yatırım yapması gerektiğini söylüyor. Dünya ölçeğinde küçük fakat bizim için önemli bir miktar. İster istemez ortaklar, kredi ve finans kaynakları bulmak gerekiyor.

PETROLDEN ENERJİYE

Dahası dünyada da enerji tüketimi hızla artıyor. Enerji uzmanı diplomat Necdet Pamir’e göre, 20 yılda küresel boyutlu ekonomik bir bunalım olmazsa, dünya genel enerji talebinde yüzde 50 artma bekleniyor.

İster istemez bütün ülkelerin, hele de ‘büyük güçler’in stratejilerinde artık ‘enerji’ birinci önceliktir.

Dikkat ederseniz ‘petrol’ demiyorum, daha geniş bir kavram olan ‘enerji’den bahsediyorum.

20. yüzyıl petrol egemenliğinde geçti. Churchill’in “Bir damla kan, bir damla petrol” sözü meşhurdur.

Ortadoğu birinci derecede öncelikliydi. İngiliz Avam Kamarası’nda “Basra Körfezi’nde Alman görmektense İstanbul’da Rus görmeyi tercih ederim” diye konuşuluyordu. Bu yüzden Almanya’ya karşı İngiltere ve Fransa, İstanbul’u vadederek Rusya ile ittifak yapmış, açıkta kalan Osmanlı Alman ittifakına sürüklenmişti.

Günümüzde enerji sorunu daha küresel boyutlardadır.

BAĞIMLILIKTAN KURTULMAK

Enerji politikaları uzmanı Mehmet Öğütçü’ye göre, 20 milyar dolarlık Mersin Akkuyu Nükleer Santrali ile Rus gazının yanı sıra Rusya’nın nükleer yakıtına ve teknolojisine de bağımlılığımızın artması söz konusudur. Akkuyu’nun ömrünün 60 yıl olduğu göz önünde bulundurulursa yaklaşık 77 milyar dolarlık bir taahhüt altına giriyoruz. (Yeni Büyük Oyun, Doğan Kitap, s. 206)

Akkuyu, bugünkü Türkiye’nin kullandığı enerjinin sadece yüzde 10’u kadar üretim yapacaktır.

Enerji yatırımları nasıl yüksek teknoloji ve finansman getiriyor, Akkuyu bir örnek.

Elbette isabetli, elbette Türkiye’ye nükleer enerji lazım. Ama Türkiye’nin Rusya’ya bağımlılıktan çıkması için enerji ve finansman kaynaklarını çeşitlendirmesi gerektiği de açıktır.

Rusya’ya enerji bağımlılığımız artarsa Moskova’nın hoşuna gitmeyen ama milli menfaatlerimizin gerektirdiği siyasetleri izlememiz zorlaşır.

FİNANSMAN KAYNAKLARI

Artacak enerji ihtiyacımızı karşılamak ve enerji kaynaklarımızı çeşitlendirmek için hem teknoloji hem finansman lazım.

Türkiye ve Azerbaycan’ın kardeşlik duygularıyla karar verdiği Bakü, Tiflis ve Ceyhan boru hattı için Batı’nın siyasi desteğiyle ve Batılı şirketler ortak edilerek finansman sağlandı.

Hazar çevresindeki gaz ve petrol ileride Türkiye’ye başka nasıl bağlanabilir?

Rusya karşısında yalnız kalmamak, Batı’yla ittifak ve kurumsal ilişkilerimizi güçlendirmek, Çin’le de ilişkileri geliştirmek gerektiği belli...

Doğu Akdeniz’de keşfedilen zengin kaynaklarda Türkiye’nin etkin olması için siyaseten İsrail, Lübnan ve Mısır’la ilişkileri önemli olduğu gibi Batılı şirketlerden finansman sağlamak da gerekecektir...

Finansman sağlanmasında ülkelerdeki yargının ve Merkez Bankası gibi kurumların bağımsızlığına güvenilmesinin ne kadar önemli olduğunu belirtmeye gerek var mı?

Bu akşam CNN Türk’te saat 20.30’da Eğrisi Doğrusu programında konuklarım Moskova Büyükelçisi Aydın Sezgin ve enerji uzmanı Mehmet Öğütçü’ye bu konuları soracağım.

 http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/taha-akyol/enerji-savaslari-40796162