ABD Başkanı Trump’ın en kısa sürede Suriye’den çekileceklerini söylemesi hem ciddi hem gayriciddidir.

Gayriciddidir çünkü İran’ın Doğu Akdeniz’e uzanan nüfuzunu engellemek Amerika’nın temel stratejilerinden biridir. Trump kabinesi de askerlerle doludur.

Obama, hızla Irak’tan çekilip İran’a fırsat verdiği için eleştirilmiyor mu?

Trump’ın sözleri aynı zamanda ciddidir. Amerika uzun vadede Ortadoğu’daki angajmanlarını azaltarak ‘Hint-Pasifik Bölgesi’ne odaklanmak istiyor.

Trump her zamanki popülist ilgi çekme tutkusuyla kısa ve uzun vadeleri karıştırmış olsa gerek. Mesele Türkiye için de son derece önemlidir.

ÜÇ DEV ÜLKE

Önce, Prof. Güven Sak’tan aldığım, üç ülkenin Gayrisafi Yurtiçi Hasılası’nın gelişimini gösteren şu grafiğe bakalım:

Amerikan ekonomisi normal seyrinde büyüyor, 2016 yılında cari fiyatlarla 18 trilyon doları geçmiş. Çin ise hızla büyüyor, 2016 yılında 11 trilyon doları aşmış.

Rusya ise büyük bir askeri güç fakat iktisaden hantal; petrol ve gaz fiyatları artınca biraz kıpırdamış, o kadar. Bu tablonun dünya dengesini nasıl değiştirmekte olduğunu ABD’nin Aralık 2017’de açıklanan Milli Güvenlik Belgesi’nde izleyebiliriz...

ABD GÜVENLİK BELGESİ

Belgede Rusya sadece askeri, Çin ise hem iktisadi hem askeri güç olarak ele alınıyor. Trump imzalı belgede Çin’in, Amerikan’ın bilim ve teknolojisini kullanarak hızla geliştiği, Amerikalıların bu gelişmeyle liberal değerlerin Çin’e gireceğini zannettiği, halbuki Çin’in tam aksine askeri ve hegemonik bir güç olmaya yöneldiği anlatılıyor:

“Jeopolitik rekabet, Hint-Pasifik bölgesinde meydana geliyor. Hindistan’ın batı kıyısından ABD’nin batı kıyılarına kadar uzanan bölge, dünyanın en kalabalık ve ekonomik açıdan dinamik bölümünü temsil etmektedir... Çin, ABD’nin bölgeye erişimini kısıtlamak ve bu bölgede kendisi için daha serbest bir ortam sağlamak için hızlı bir askeri modernizasyon başlattı. Çin hâkimiyeti, Hint-Pasifik bölgesindeki birçok ülkenin egemenliğini azaltma riski yaratıyor.”

Belgenin devamında ABD’nin Japonya, Hindistan ve Avustralya ile ‘dörtlü işbirliği’ni güçlendirmesi, Güney Kore, Filipinler, Tayland, Vietnam, Endonezya, Malezya ve Singapur’la ‘yükselen güvenlik ve ortaklık ilişkileri’nin geliştirilmesi öngörülüyor.

ORTADOĞU NEREYE?

Belgenin Ortadoğu’ya bakışı şöyle:

“ABD’ye düşman olmayan ve istikrarlı bir küresel enerji pazarına katkıda bulunan, cihatçı teröristler için güvenli bir sığınak ya da gelişme alanı olmayan bir Ortadoğu istiyoruz.”

İran ve cihatçı terör örgütleri önemli tehlikeler olarak vurgulanıyor. Ortadoğu elbette çok önemli fakat önemi giderek azalıyor.

Enerjide alternatiflerin gelişmesiyle petrol fiyatlarının düşmesi de bunun bir işareti.

Ortadoğu’da Rusya’nın nüfuzunun artması beklenmelidir. Fransa’nın eski sömürgeleri üzerinde nüfuz kazanmaya kalkması boyunu aşan bir girişim olur.

Korkarım ki, Ortadoğu uzun süre Türkiye için risk kaynağı olmaya devam edecek... Türkiye için uzun vadede de öncelikler terörle mücadele, hukuk devleti ve yüksek teknoloji olmalıdır. Dünya Bankası’na göre, Türkiye yılda 2.2 milyar dolar yüksek teknoloji ihraç ediyor; Hint-Pasifik bölgesindeki 30 milyon nüfuslu Malezya’nın yüksek teknoloji ihracatı 55 milyar dolardır!

Ortadoğu’nun da uzun vadede Hint-Pasifik bölgesi ülkeleri gibi teknoloji hamlesi yapabileceğini düşünen var mı?

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/taha-akyol/trump-ne-diyor-40789751