DENİZ Bölükbaşı deyince babası Osman Bölükbaşı’yı ve onun Adnan Menderes’le aralarındaki tartışmaları hatırlamamak mümkün mü?

Ak-kara gözlükler tarihi gerçeklerin çoğulluğunu unutturuyor. Hangi taraftaysak ‘biz’ daima haklı, ‘öteki’ taraf ise dama haksız görülüyor.

Osman Bölükbaşı bu şablonun dışındaydı. Zihinlerimizdeki ‘biz ve onlar’ şablonunu kırarak daha özgür bir bakış geliştirmek için bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Osman Bölükbaşı’nın Menderes döneminde basın özgürlüğü, üniversite özerkliği ve yargı bağımsızlığı gibi konularda yaptığı Meclis konuşmaları keşke kitap olarak genç nesillere ulaştırılsa...

Bir yandan okumayan bir toplum, diğer yandan genç bir toplum olduğumuz için yirmi, otuz sene önceki olaylar bile zihnimizde yer almıyor.

BÖLÜKBAŞI KÜRSÜDE

Merhum Osman Bölükbaşı’nın 6 Haziran 1956 günü Meclis’te yaptığı konuşmanın konusu basın hürriyetidir. Kendi tarihimizden ve Batı tarihinden örneklerle, büyük düşünür ve devlet adamlarının sözleriyle donanmış, son derece değerli bir konuşmadır.

Menderes’in basına baskısını eleştiriyordu.

Bölükbaşı, Amerika’nın kurucu atalarından Jefferson’ın sözlerini Meclis kürsüsünden okumaktadır. Jefferson’ın uzun sözlerinin özeti şöyle:

“Parlamento müessesesi mi, adalet müessesi mi, yoksa basın hürriyeti mi diye sorarsanız, ben basın hürriyeti derim. Zira basın hürriyeti varsa memlekette parlamento da adalet de tesis edilir...”

Osman Bölükbaşı’nın hemen hepsi böyle zengin bir kültürle bezenmiş olan konuşmalarından bunu almamın sebebi, tutuklu gazetecilerle ilgili yazılarıma bazı okurlarımızın “gazeteciler imtiyazlı mı” diye tepki göstermeleridir.

Halbuki basın hürriyeti diğer birçok hürriyetin anasıdır, AİHM içtihatlarında belirtildiği gibi: “Demokratik devletlerde basın hürriyeti yüksek düzeyde korunmalıdır.” (Baka v. Hungari, pragraf, 159)

BÖLÜKBAŞI HAPİSTE

Babam, Menderes’i çok sever fakat oyunu Bölükbaşı’ya verirdi. Bölükbaşı’nın evimizde misafir olduğunu hayal meyal hatırlıyorum.

Osman Bölükbaşı’nın merhum Türkeş’le yakın dostluğu vardı, o vesileyle de görüşmelerim olmuştu.

Osman Bölükbaşı, değerli konuşmalarını tozlu Meclis tutanaklarında bıraktığımız bir demokrasi kahramanıydı.

1956’da hapse girerken, oğlu küçük Deniz kucağında olduğu halde fotoğrafı gazetelerde yayınlanmıştı. Sağ iktidar, sağ muhalifini hapse atıyor, Bölükbaşı’na oy veriyorlar diye Kırşehir’i de ilçe yapıyordu.

Merhum Menderes sonradan bunların hata olduğunu ifade edecektir.

DEĞERLİ DİPLOMAT

Deniz Bölükbaşı ile onun diplomatlığı döneminde tanıştık. ‘Kara suları ve kıta sahanlığı’ konusunda bütün dünyada önde gelen bir diplomattı. Bu konuda bin sayfaya yakın kitabı vardır.

2003 yılı bilhassa önemlidir. Amerika Irak’ı işgal ederek Saddam’ı devirmeye karar vermiştir. Türkiye’den de asker geçirmek istiyordur.

Türkiye’nin baş müzakerecisi yine Deniz Bölükbaşı’ydı. Amerikalılarla aylarca çatır çatır müzakere etmiş, tek geri adım atmayarak Türkiye’nin şartlarını Amerika’ya kabul ettirmişti.

Fakat buna rağmen ünlü ‘1 Mart Tezkeresi’ Meclis’te reddedilecekti.

MHP’de siyaset yapan merhum Deniz Bölükbaşı’nın ‘1 Mart Vakası’ adlı kitabı adeta bir diplomasi ders kitabıdır.

Onun ‘Türk Siyasetinde Anadolu Fırtınası: Osman Bölükbaşı’kitabı da demokratik kültürümüze önemli bir katkıdır.

Aziz kardeşim Deniz, sana Allah’tan rahmet diliyorum, nur içinde yat.

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/taha-akyol/bolukbasilar-40780253