YARGITAY Başkanı Sayın İsmail Cirit’in gazetelerde çıkan açıklamalarının altına ben de imzamı atarım ama iki temel itirazımın dışında.

Yargının her türlü güç odağı karşısında ‘Herkül gibi’ güçlü olması, her türlü kayırmaya karşı ehliyet ve liyakat ilkesinin geçerli kılınması. Bunları kim reddedebilir?

Hele de şu sözleri bence tarihe düşülmüş not değerindedir:

“Zulüm yaparsak aynı Ergenekon, Balyoz davalarında olduğu gibi, toplumda onarılmaz yaralar açar. Hâkimlik, hukuk hınç alma yeri değildir, en adil olanı yapmaktır, adaletli davranmaktır.”

Başkan, FETÖ’nün “2007-2013 arasında yargıyı ve birçok devlet erkini ele geçirmesi”nin yarattığı tahribatı vurguluyor, bunu inkâr etmek mümkün mü?

İtirazlarıma gelince...

YARGININ TEMEL SORUNU

Sayın Başkan, yargı bağımsızlığı ve hâkim teminatı konularında ciddi sorunlar yokmuş gibi konuştu. Hatta yeni sistemde yargı tarafsızlığının “en iyi şekilde yapıldığını” bile söyledi.

Aksini iddia edenleri ispata davet etti.

Bu konuda her hukukçunun ciddiye aldığını düşündüğüm Venedik Komisyonu’nun raporunu Sayın Başkan’ın dikkatine sunmak isterim.

‘Venedik Komisyonu’ bir hukuk kurumudur ve AK Parti vesayet yargısına karşı kendini savunurken, bu kurumun raporlarına dayanmıştır.

Komisyon’un 133 paragraftan oluşan raporunun özü şu: Üyelerinin tamamı siyasilerce atanan, başkanı da siyasetçi adalet bakanı olan bir HSK, bağımsız ve tarafsız olacağına güven vermez...

Bu yapıdaki bir HSK için, ‘bizim arkadaşlar âdildir’ diye sübjektif bir savunma yapılabilir mi?

 ‘KİTAPÇIK’ SORUNU

Nitekim sorun ‘kitapçık’ meselesinde bir kere daha ortaya çıktı; Kılıçdaroğlu’nun Meclis’te belgelerini gösterdiği kitapçık...

Adalet Bakanlığı yani siyasi irade, tutuklu hâkim ve savcıların tahliyesi konusunda HSK ile istişare edilmesi gerektiğini belirten bir kitapçığı hâkim ve savcılara dağıtmıştı...

Aynı kitapçıkta 17-25 Aralık tarihinin suç tanımında dikkate alınması da isteniyordu!

Sayın Başkan bir hukuk devletinde böyle bir şeyin kabul edilemez olduğunu elbette biliyor ama gazetecilere “Bu sorunuzun muhatabı HSK’dır” demekle yetindi.

HSK adli işlemler hakkında mahkemelere asla görüş bildiremez.

Yeryüzünde bunun aksini savunabilecek tek hukukçu var mıdır?

HSK Başkanvekili Sayın Mehmet Yılmaz, Hande Fırat’a yaptığı açıklamada, ‘Kitapçık’taki ifadeyi “HSK Genel Sekreterliğinden mahkemelerin bilgi istemesi” diye yorumluyor ama Bakanlığın böyle bir yetkisi bile olamaz. Kaldı ki kitapçıktaki ifade bu anlamda olmadığı gibi Bakanlıktan da böyle bir açıklama yapılmadı!

YÜZ ELLİ YIL...

Bir hukukçu olarak elbette Yargıtayımızın kuruluşunun 150. yıldönümünü ben de yürekten kutluyorum.

Yeni Yargıtay binasının yüksek yargı kurumuna yakışır bir görkemde projelendirilmiş olması çok isabetli.

Yargıtay’ın kurucusunun Tanzimat olduğunu da önemle belirtmek isterim.

Hukukun tam uygulanamasa da hakkıyla önemsendiği Tanzimat Devri...

Yargıtay’ın ilk başkanı en büyük hukukçularımızdan merhum Cevdet Paşa’dır.

Danıştay’ın ilk başkanı da Mithat Paşa’ydı.

Yargıtay tarihi ve yargı bağımsızlığı konusunda büyük Cevdet Paşa’nın
Tezakir adlı kitaplarında çok önemli
tespitler ve uyarılar vardır.

Abdülaziz imzalı kuruluş fermanında Yargıtay, ‘meclis-i müstakil’ yani bağımsız organ olarak tanımlanmıştı.

Bizde kuvvetler ayrılığı fikrinin öncülerinden biri Namık Kemal, öbürü Cevdet Paşa’dır.

Bu tarihi derinlik bize hukukun üstün değerini anlatmıyor mu?

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/taha-akyol/yargitay-40763398