AVRUPA Birliği için miting meydanlarında söylenenler yedi düvele meydan okuma hamaseti yaratmak içindi; artık diplomasi zamanı.

İşte, bazı olumlu gelişmeler var. AB Bakanı Ömer Çelik, vize serbestisini sağlamak için gereken “72 şartı tamamladığımızı”, bunun için Konsey’e başvurduğumuzu açıkladı.

Söz konusu 72 şarttan 7’si eksik kalmıştı, şimdi onları da tamamladık.

AB Dönem Başkanı Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov’un girişimiyle 26 Mart’ta Varna’da Cumhurbaşkanı Erdoğan, AB Konseyi Başkanı Tusk, Komisyon Başkanı Juncker ve Borisov’la çok önemli bir zirve gerçekleştirecek.

Bunlar iyi gelişmeler fakat dün Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye hakkında “yamalı bohça” niteliğinde ve aşırı bir karar aldı.

TİPİK İKİ KONU
Türkiye vize serbestisi için gereken 72 şarttan eksik kalan 7’si için Konsey’e bir öneri metni sundu. Bunlar içinde “biyometrik pasaport, Geri Kabul Anlaşması’nın uygulanması, EUROPOL ile işbirliği, kişisel verilerin korunması konularında Türkiye’nin eksiklerini gidermesi” gibi ‘teknik’ sayabileceğimiz başlıklar var.

İki konu ise son derece kritik:

Terörle Mücadele Kanunu’nda AİHM standartlarına uygun değişiklikler yapmayı Ankara reddediyordu, dün Konsey’e bu konuda bir değişiklik taslağı sundu, AİHM hukukuna uygun olup olmadığı Konsey hukukçularıyla müzakere edilecek.

İkincisi, Avrupa Konseyi’nin GRECO yani Yolsuzlukla Mücadele Devletler Grubu ilkelerine göre yapması gereken düzenlemeleri Ankara yapmamıştı. Ahmet Davutoğlu’nun hükümet programında bu vardı fakat niyeyse ondan sonraki hükümet programlarında kaldırıldı.

Şimdi, Türkiye yolsuzlukla mücadele ve siyasi etik konularında nasıl bir düzenleme yapacağına dair Konsey’e taslak sundu, bu da müzakere edilecek.

HUKUKUN ÖNEMİ
Avrupa Birliği ile ilişkilerimizde yaşanan sorunları “Bunlar Haçlı, Papa’nın huzurunda poz verdiler, Hilal-Haç mücadelesi” gibi hamasi manşetlerle kamuoyuna sunduğumuz zaman, ne kadar önemli konular gözden kaçıyor, görüyor musunuz?

Yolsuzlukla mücadele için AB’nin GRECO denilen standartları düzeyinde düzenlemeler yapılmasın mı? Bunun için bağımsız kurumlar oluşturulmasın mı?
Milletçe desteklediğimiz Afrin harekâtında masum insanlar zarar görmesin diye kılı kırk yarmıyor muyuz? Ülke içinde hukuksuz tutuklamalar yapılmasın diye de kılı kırk yarmak gerekmiyor mu?

Bırakın AB kurumlarını, biz kendi Anayasa Mahkememizin “hak ihlali” kararlarını nasıl karşılıyoruz?

AYM kararına uymayı reddeden ilk derece mahkeme örneklerini tarihe biz yazdık!

TÜRKİYE’NİN HAKKI
AB Türkiye Raportörü Kati Piri, Türkiye’deki hukuk durumunu en sert eleştirenlerden biridir fakat Hürriyet’e yaptığı açıklamada “AB bu süreçte ciddi yanlışlar yaptı” diye konuştu. (25 Ocak)

Eleştirel, analitik düşünce budur.

Biz de artık hamaseti bırakıp eleştirel ve analitik düşünerek, AB ile ilişkilerde yaptığımız ciddi yanlışlarımızı görmeliyiz, düzeltmeliyiz.

Çünkü ekonomik kaynaklarımızın yarısı Avrupa’dır, dış pazarlarımızın yarısı yine Avrupa’dır.

Hele hukuk, kuvvetler ayrılığı, hak ve hürriyetler gibi konularda çağın evrensel standartlarına Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları da layıktır.

AB ile ilişkilerde 2000’lerin başında olduğu gibi pozitif yeni bir dönem başlatırsak, Türkiye daha itibarlı, daha güçlü olacaktır.

Hamaset bu gerçeği bize unutturmasın.

Bu akşam CNN Türk’te Eğrisi Doğrusu programında saat 20.30’da bu konuları ve ağırlaşan Suriye sorunlarını konuşacağız.

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/taha-akyol/hacli-avrupa-40735993