ZEYTİN Dalı operasyonu için Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Milli Güvenlik Kurulu bildirilerinin diline dikkat ediyor musunuz?

Hiçbirinde ‘fetih dili’ yok.

Yakarız, kırarız demiyorlar.

Çünkü harekât elbette bir askeri güç meselesidir fakat bundan ibaret değildir. Harekâtın amaçlarını ve aşamalarını siyaset belirleyecektir ve tabii siyasi şartlara göre belirleyecektir.

TEMEL KAVRAMLAR

Devlet adına yapılan açıklamalarda vurgulanan kavramları, dünkü Güvenlik Zirvesi bildirisinde görebiliriz. Bildiride “Özgür Suriye Ordusu unsurları ve onlara destek veren Türk Silahlı Kuvvetlerimize ait birlikler” denilmesinin altını çizmek gerekir. Ankara sürekli olarak “Özgür Suriye Ordusu” kavramını vurguluyor; bunun anlamı, harekâtın dışarıdan bir istila olmayıp Suriyeli unsurlara dayanan bir güvenlik operasyonu olmasıdır.

Aynı bildiride vurgulanan diğer kavramlar:

“Suriye’nin toprak bütünlüğü, terörist unsurlarla sivil halkı ayırt etmek, izlediğimiz politikanın haklılığı uluslararası topluma her düzeyde anlatmak...”

Harekâtın bir etnik gruba karşı değil, “Arap, Türkmen, Kürt kardeşlerimizin” güvenlik ve refahına dönük olduğu da anlatılıyor.

HAREKÂTIN AŞAMALARI

Harekâtın dünya kamuoyunda destek alması, en azından büyük tepkilerle karşılaşmaması için, bu kavramlar çok isabetlidir.

Hatta askeri harekât, bu siyasi ilkeler gözetilerek aşamalara ayrılmıştır.

İlk aşama, Başbakan’ın deyişiyle, Gaziantep ve Hatay sınırlarının çevresinde 130 km uzunluğunda 20-30 km derinliğinde bir “güvenlik şeridi” oluşturmaktır.

İkinci aşamada Afrin şehrine girip girmemek değerlendirilecektir; yani “şehir savaşı” ihtimali!..

Türkiye “yakıp yıkma” görüntülerinden dikkatle sakınıyor, aksine askeri harekâta insani yardım çalışmaları eşlik ediyor.

Afrin 180 bin nüfusludur, bombalarla yıkılmış, ölüler ve yaralılarla dolu bir Afrin düşünülebilir mi?!

Bu, YPG’nin, PKK’nın isteğidir. Şimdiden dünyanın başka yerlerindeki kanlı fotoğrafları kullanarak propaganda yapmaya çalışıyorlar.

Bu anlattıklarımız, Afrin şehrini ifade eden “2. Aşama”nın, hele de tanımı henüz açıklanmayan üçüncü ve dördüncü aşamaların ne kadar zor, hassas ve kritik olduğunu gösterir. Hem siyaseten hem askeri bakımdan...

‘SURİYE’NİN BÜTÜNLÜĞÜ

Üçüncü aşama Menbiç’in ise Afrin harekâtından daha zor olacağını Org. İlker Başbuğ da söyledi. Orada YPG daha teçhizatlı olduğu gibi, hem Amerikan hem Rus askeri vardır.

Afrin’de ise Amerikan askeri yoktur, Rusya da az sayıdaki askerlerini çekmiştir.

Rusya’nın ‘Zeytin Dalı’na böyle “muvafakat” etmesinin sınırsız değil, Esad’ın hâkimiyetini sarsmayacak bir çerçevede olduğunu düşünmeliyiz.

Böyle hayli karmaşık siyasi faktörler olduğu içindir ki, Zeytin Dalı, doğru bir kararla, aşamalara göre planlanmıştır.

Fırat Kalkanı da 5.000 kilometrekarelik bir alan için düşünülmüştü ama yarısı gerçekleştirildi; siyasi sebeplerle.

Türkiye, bu askeri harekâtlarda yerden göğe haklıdır. Fakat bütün Kuzey Suriye’yi askeri denetim altına almak söz konusu olmadığına göre ve ileride çekileceğimize göre, nihai ve en önemli sorun, “Yeni Suriye”nin nasıl olacağıdır.

Rusya’nın Suriye’ye girmesiyle “Esad gitsin” siyaseti büyük ölçüde zemin kaybetmiştir.

Yedi yıllık bu kanlı sorunda Türkiye için en güvenli sonuç “Suriye’nin toprak bütünlüğü” olacağına göre Esad’la gayriresmi de olsa ilişki kurmaya başlamanın zamanı çoktan gelmiştir.

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/taha-akyol/harekatin-dili-40719796