RASİM Cinisli’nin yeni çıkan “Bir Devrim Hafızası” kitabını okurken sık sık “tarafsızlık” kavramı üzerinde düşündüm. Cinisli  “tarafsız” değil, merkez sağdan, Demokrat Parti ve devamı olan hareketlerden yanadır.

Ama kitapta “Demokrat Parti’nin hataları” diye bir bölüm de var.

Siyasi kültürümüzdeki sorun “taraflar”ın olması değildir. İyi ki hepimiz programlanmış robotlar gibi değiliz, farklı tercihlerimiz var.
Tarafsızlık hukuki bir kavramdır. Siyasette ise taraflar olmadan demokrasi ve çoğulculuk olmaz.

Bizim sorunumuz “objektif” olamamaktır, taraftarı olduğumuz hareketlerin “hatalarını” görememektir, gördüğümüzde söylememektir.

Söyleyenleri “hain” ilan etmektir.

MERKEZ SAĞ

Her milliyetçi-muhafazakâr gibi Cinisli’nin de bir tarih ve Osmanlı hassasiyeti var. Milletvekili olduğu sırada Hanedan üyelerinin Türkiye’ye dönebilmesi için kanun hazırlamış, çıkmasında etkili olmuş. Yurda dönen Osmanoğlularını karşılamış...

Ankara’yı gezdirirken Anıtkabir’e götürmüş.

Kitabında Neslişah Sultan’ın “Bir Türk vatandaşı olarak kurtarıcıya saygı duymalıyız” sözünü naklediyor.

Tipik merkez sağ tavır: ‘Atatürkçü’ değil ama Atatürk’e saygılı.

Saygı elbette... 

Aynı zamanda Atatürk dönemi hakkında “objektif” tarih araştırmalarının yapılması, farklı değerlendirmelerin ortaya çıkması, Karabekir gibi muhaliflerin eserlerinin yayımlanması...

Olgular “objektif” gözle, tarihçilik metotlarıyla araştırılmalı. Değerlendirmeler, yorumlar elbette farklı olur.

Cinisli kitabında merkez sağın 1990’larda nasıl eridiğini de anlatıyor. Bugünkü ideolojik kutuplaşmada bu boşluğun rolü önemlidir.

21. YÜZYILDAYIZ

Bugün, falanca partiyi tutuyor olabiliriz. Ama hatalarını görebiliyor muyuz?

Bu, zihnimizin hür mü, bağımlı mı olduğuyla ilgili bir sorundur.

Partimizin hatalarını söyleyebilir miyiz? Bu da ifade hürriyetinin ve parti içi demokrasinin varlığıyla, yokluğuyla ilgilidir.

Sağ partilerde durum daha da sorunludur.

Yıllardır savunulan bir fikir liderin emriyle bir gecede değişir!

Soran, sorgulayan “hain” ilan ediliverir.

Tek Parti döneminde olduğu gibi ama bugün 21. yüzyıldayız değil mi?

Bu noktada Cinisli’nin  kitabında “Demokrat Parti’nin hataları” bölümünde yazdıklarını özellikle önemsiyorum. CHP’nin yıkıcı muhalefet yaptığını, 27 Mayıs cuntasına cesaret verdiğini İnönü’nün konuşmalarından örnekler vererek anlatan Cinisli, Demokrat Parti iktidarının hatalarını geçiştirmiyor, aksine vurgulu ifadelerle anlatıyor.

DP’NİN HATALARI

Cinisli’nin bazı tespitleri:

Demokrat Parti’de parti içi demokrasinin yeterince işlemediği, “parti içi demokrasiye tahammül edemeyen yöneticiler”, eleştirenleri partiden ihraç etti, Hür Parti kuruldu.

Muhalif lider Osman Bölükbaşı’yı susturmak için Kırşehir ilçe yapıldı.

CHP’nin büsbütün tepkisini çeken Tahkikat Komisyonu’nun kurulması “siyasette büyük hata” oldu. Gerçekten, darbeyi asıl tetikleyen bu olmuştu. Cinisli CHP’nin mallarının hazineye intikal ettirilmesini, halkevlerinin kapatılmasını da yanlış buluyor.

Sağ kanatta olanlar özellikle dikkat etmeli; Prof. Ali Fuat Başgil, DP iktidarını “Tahkikat Komisyonu’nu kapatın, CHP ile uzlaşın, seçim tarihi açıklayın” diye uyarmış ama maalesef etkili olamamıştı.

Tarihe bugünkü kavgalarımıza malzeme devşirmek için değil, “anlamak” için bakarsak çıkan ders bellidir: Hoşgörü, uzlaşma, diyalog daima gereklidir.

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/taha-akyol/inonu-ve-menderes-40642914