ATATÜRK ile İnönü’yü çarpıştırmak ve bundan bugünler için siyasi malzeme çıkarmak yaygın bir tavırdır.

İnönü paralardan Atatürk’ün resmini kaldırdı söylemi bunun tipik bir örneğidir. 1950’lerdeki Demokrat Parti’den beri söylenir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da 10 Kasım konuşmasında aynı görüşü ifade etti.

Daha ziyade solun bir kesiminde yaygın olan diğer bir söylem, Atatürk’ün ölümüyle İsmet İnönü’nün emperyalizme kapıları açtığı iddiasıdır!

Çünkü İnönü 1939’da İngiltere ve Fransa ile ittifak imzalamıştı.

Evet, ama bu diplomasiyi başlatan Atatürk’tü, vefat ettiği için imzayı İnönü atmıştı.

Aslında o ittifak anlaşmasını, nedenlerini ve sonuçlarını araştırmak gerekmez mi?

PARALARDAKİ RESİMLER

Sağcı ya da solcu bu bakışları yanlış buluyorum. Tarihe “şundan yana” veya “şuna karşı” gözlükleriyle bakmak yanlıştır.

Evet, İnönü reisicumhur olunca paralardan Atatürk’ün resmi kaldırıldı, İnönü’nün resmi konuldu.

İnönü Atatürk karşıtı olduğu için mi?

Bu gerekçeyle İnönü’yü eleştirenler çok mu Atatürkçü?

Evet, bunlardan Celal Bayar çok Atatürkçü idi ama Demokrat Parti “paralardaki resim” polemiğini siyasi araç olarak üretmişti.

Tarihi gerçek şudur: 30 Aralık 1925’te çıkarılan 701 sayılı Kanun’la, paralarda Osmanlı tuğrası yerine “Reisicumhur hazretlerinin resmi”nin bulunması kabul edilmişti.

16 Mart 1926’da yayımlanan kararname ile de ayrıntılar düzenlenmişti.

Atatürk ölünce paralara İnönü resimlerinin konulması kanun gereğiydi.

ATATÜRK’ÜN MUHALİFLERİ

Atatürk zamanında başta Halide Edip gibi bazı muhalif yazarlar, Zeki Velidi gibi tarihçiler yurtdışına çıkmıştı. Karabekir ve Rauf Bey gibi muhalifler bastırılmıştı.

İnönü döneminde yurda döndüler; üniversitelerde ders de verdiler.

Karabekir Meclis reisi, Rauf Bey de Londra büyükelçisi oldu.

Peki “İnönü, Atatürk düşmanlarını onurlandırdı” mıydı?

Bu ancak mahalle dedikodusu olabilir.

Zira İnönü, onlara “Atatürk aleyhine konuşmayacaksınız” diye tembih etmişti.

Atatürk döneminde bastırılanların İnönü tarafından cumhuriyet rejimine böyle entegre edilmesi bence çok isabetli oldu.

Atatürk-İnönü ilişkileri tekdüze değildir. Çok iyi anlaştıkları dönemler ve konular vardır, çatıştıkları dönemler ve konular vardır.

Bunları objektif bilgilerle öğrenmek siyasi kültürümüzün olgunlaşmasını sağlar.

Genelde Atatürk atılgan ve 1930’larda fevri, İnönü ihtiyatlı ve kuralcıdır.

YİNE ‘ANLAMAK’ SORUNU

Merhum Hocamız Tarık Zafer Tunaya’nın öğrencilerine yol gösteren bir metodu vardı:

“Atatürk’ten olaylara değil, olaylardan Atatürk’e gitmek.”

Tunaya’nın Atatürkçü olmadığını kim söyleyebilir?

Ama bize Osmanlı Meşrutiyeti ile Cumhuriyet arasında devamlılık faktörlerini gösteren, Tunaya Hocamızdı.

Atatürk’e, İnönü’ye, Menderes’e veya Abdülhamid’e bakarken, olayları tespit edip olaylar karşısındaki davranışlarını ve sonuçlarını araştırarak bir “tarih görüşü”ne sahip olabiliriz.

Önyargılı bakışlar ise ya hamaset ya husumet yaratıyor.

Bugünkü nesillere lazım olan, tarih üzerinden kavga etmek değil, tarihi “anlamaya” çalışmaktır; olaylar arasındaki karmaşık sebep-sonuç ilişkilerini, aktörlerin rolünü “anlamaya” çalışmak yani.

Araştırarak bakmak yerine önyargılarla bakmak çok ciddi bir zihniyet sorunumuzdur.

Emin olun, PISA sınavlarında okuduğumuz bir metni “anlama” konusundaki başarısızlığımızla tarihe şabloncu bakışlarımız arasında tavuk-yumurta ilişkisi vardır.

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/taha-akyol/ataturk-ve-inonu-40641479