‘ANLAMAK’ kelimesini tırnak içinde yazdım çünkü böyle bir zihniyet sorunumuz var.

PISA sınavlarında verilen Türkçe bir metni ne kadar anlıyorsak okuduğumuz bir tarih kitabını, dinlediğimiz bir hitabeyi de o kadar anlıyoruz.

Duygusallıklar ağır basıyor; hayranlık veya husumet duyguları “bilgi”yi, “anlama”yı ve tabii sonuçta “muhakeme etmeyi” zaafa uğratıyor.

Miting meydanlarındaki taşkın konuşmalar oy getirmekten başka neye yarıyor?

‘MİLLİ KAHRAMANIMIZ’

Milli Mücadele, bütün tarihimizde en önemli birkaç belirleyici başarıdan biridir; bugünkü varlığımızı sağlayan, Milli Mücadele’dir. Hamasi duygularımızın olması tabiidir, hatta olmaması eksikliktir.

Fakat duygularımız “bilgi” ihtiyacını ortadan kaldırmamalı. “Coşku”larımız “muhakeme” yeteneğimizi zaafa uğratmamalı.

Bu açıdan, Mustafa Kemal Paşa’nın Sakarya Harbi devam ederken AP ajansına verdiği mülakattan bahsetmek istiyorum. İstanbul gazetelerinde 2 Eylül 1921’de yayımlanmıştı.

Milli Mücadele’yi ‘anlamak’

Yukarıdaki kupürde görüldüğü gibi, muhafazakâr Tevhid-i Efkâr gazetesi “Milli kahramanımız Mustafa Kemal Paşa diyor ki” manşetiyle yayımlamıştı.

RASYONEL DİPLOMASİ

Mustafa Kemal, AP ajansına yaptığı açıklamada “senelerce mücadeleye mecbur olsak bile Yunanları Anadolu’dan atmada azimliyiz” diyordu. Fakat Amerika’dan da bahsediyor, cumhuriyet gündemde olmamakla birlikte “Amerika kadar demokratız” diyordu.

Savaş devam ederken Amerika’ya bu seslenişin anlamı neydi?

Roma ve ardından Paris’te Ankara hükümetinin temsilciliklerini açarak İtalya ve Fransa’yla iyi ilişkiler kurmak suretiyle İngiltere’yi tecrit etmeye çalışan Mustafa Kemal, Amerika’yı da İngiltere’nin Doğu siyasetinden uzak tutmaya çalışıyordu.

Hiçbir zaman “yedi düvel” hamasetine kapılmadı.

Onun bu diplomasisi başarılı olacak, hatta İtalya ve Fransa’dan silah, cephane ve kamyon satın alınacak, Büyük Taarruz’un günü bunların gelmesine göre ayarlanacaktı.

Sovyet Rusya’dan da bağış halinde büyük yardım alındı.

Milli Mücadele’yi “anlamak” için kahramanlık gerçeğinin yanında mutlaka bu rasyonel planlamayı ve rasyonel diplomasiyi görmek gerekir.

Zira bugün rasyonelliğe ihtiyacımız vardır.

RASYONEL STRATEJİ

Sakarya Savaşı, tam kaybedilecekken 7 Eylül’de savaşın seyri değişmiş, Türk ordusu üstün gelmeye başlamıştı. Bunda “hatt-ı müdafaa yoktur” stratejisi birinci etkendir; bu stratejiyle Yunan ordusu yorulmuş, yıpratılmış, saldırı takatini kaybetmişti. Tam o noktada Türk ordusu hücuma kalkarak Sakarya Zaferi’ni kazanacaktır.

“Hattı müdafaa yoktur...” stratejisi yalnız Mustafa Kemal’in değil, Fevzi, İsmet, Doğu Cephesi’nde Karabekir paşaların ortak eseridir.

Askeri tarihçi Celal Erikan Kurtuluş Savaşı Tarihi adlı eserinde “Fevzi Paşa Sakarya muharebelerinde bir anıt gibi yükseldi” diye yazar.

Tarih okurken başkumandanlar ya da liderlerle birlikte ekiplerinin de liyakatine bakmak gerektiğini belirtmek için yazıyorum bunu.

İsmet İnönü de “Atatürk’ün siyasi kudreti askeri kudretinden üstündür” diye yazar.

Bu akşam CNN Türk’te saat 21.00’de “Türk’ün Ateşle İmtihanı” belgeselinde bu konuları izleyeceğiz.

Belgeselde Hafız Burhan’ın sesinden Sakarya Marşı’nı dinleyeceksiniz.

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/taha-akyol/milli-mucadeleyi-anlamak-40640142