EVVELA şunu tespit edelim; milli irade hukuka uymak zorundadır. Hukuk ve adalet milli iradeden üstündür.

Onun içindir ki, seçimlerin hukuka uygun olarak yapılması zorunludur.

Hukuk milli iradeden üstün olduğu içindir ki, Meclis’in çıkardığı kanunların, yeni sistemde Cumhurbaşkanı’nın yayınlayacağı kararnamelerin Anayasa’ya uygun olması lazımdır.

OHAL kararnameleri de Anayasa’ya uygun olmalıdır.

Belediye başkanlarıyla ilgili konuları da hukuk çerçevesinde düşünmeliyiz.

SIKINTILI KONU

Melih Gökçek istifa edecek ama günlerdir istifasını açıklamıyor, hizmetlerini anlatarak çekilmeyi planladığı söyleniyor; böyle yapacaksa bu bile bir tavır olur.

Balıkesir Belediye Başkanı Edip Uğur, “Veda da var, vefa da var; en son İrade-i Külliye ne derse o olur” diyor.

Buradaki “İrade-i Külliye” kavramını Beştepe’deki Külliye’nin iradesi olarak anlayanlar olmuş. Halbuki İrade-i Külliye, İslam kelamında “Allah’ın iradesi” demektir.

Bursa Belediye Başkanı Recep Altepe Saraybosna dönüşünde “Görevimizin başındayız” açıklamasını yaptı.

Ayrılmak istemedikleri, istifa etmiş olanların da gönül rızasıyla istifa etmedikleri belli.

Zaten istifa etmeyenler için “sonucu ağır olur” denilmiş, İçişleri Bakanı da hemen eklemişti:

“Bu saatten sonra muhalefet belediyeleri de iktidar belediyeleri de nasıl gözünün yaşına bakmayacağımızı görecekler.”

‘HUKUK GÜVENLİĞİ’

Yolsuzluk soruşturmaları açılacaksa, “bu saate” kadar niye beklenildi?

İtaatkâr belediye başkanlarının da “gözünün yaşına” bakılmayacak mı?

Madem yolsuzluk konusunda böyle duyarlı bir döneme gireceğiz, Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’nun hazırladığı “yolsuzlukla mücadele ve şeffaflık paketi” artık ele alınacak mı?

Yoksa “gözünün yaşına bakmamak” beyanının maksadı istifaları sağlamak mıdır?

Hukuk devletinde kanunların uygulanması partinin seçim hesaplarına bağlı olabilir mi?

Toplumda “hukuk güvenliği” duygusu nasıl oluşur?

Bundan sonra seçilecek başkanlar ve oy verecek seçmenler “hukuk güvenliği”nden nasıl emin olacak?

Ülkenin geleceği açısından bu fevkalade ciddi sorunları iktidar ciddiyetle düşünmelidir.

İNSAN ONURU

Bazı belediye başkanları hukuki sebep gösterilmeden istifaları istendiğinde haklı olarak “şerefimiz, onurumuz” diye yakınmışlar.

Evet, insan “eşref-i mahlukat” değil midir?

Şeyh Galip “Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen” demiyor mu?

Ve nihayet “şeref, haysiyet, onur” kavramları evrensel hukukun da yüksek değerleri değil midir?

Olağan yolların dışına çıkılmamalıdır. Olağan yol, suçu olan hakkında soruşturma açılmasıdır... Basının eleştirmede özgür olmasıdır... Seçimlerde halkın oy verip vermemesidir.

Belediye başkanları için de bu geçerli olmalıydı.

ALİYA İZZETBEGOVİÇ

Mesele parti ve bazı belediye başkanlarının ötesinde demokratik hukuk devleti prensipleriyle ilgilidir.

Dahası, özgür birey felsefesiyle ilgilidir.

Bursa Belediye Başkanı Recep Altepe, Saraybosna’da merhum Aliya İzzetbegoviç’i anma törenlerinden dönmüştü. Bu vesileyle, İslam’ın 20. yüzyıldaki en büyük beyinlerinden merhum İzzetbegoviç’in şu satırlarıyla yazımı noktalıyorum:

“Ben olsam Müslüman Doğu’daki tüm mekteplere ‘eleştirel düşünme’ dersleri koyardım. Batı’nın aksine, Doğu bu acımasız mektepten geçmemiştir ve birçok zaafın kaynağı budur.”

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/taha-akyol/belediyelerde-istifa-sorunu-40617730