Son günlerde gelişmeler üzerine “Arap Baharı” turuna çıkan Başbakan Erdoğan ve Türk heyeti, tüm Dünya basınında geniş yer buluyor.
Amerika’da Public Radio’da “Worldview” radyo programı yapımcısı www.wbez.com dan Jerome MacDonald’da programına Mehmet Çelebi’yi davet ederek Ortadoğu, Arap Baharı ve İsrail’i işledi.
Röportajı aşağıda okuyabilir, ya da orijinal dilinde buraya tıklayarak dinleyebilirsiniz.
“İsrail’in kuruluşundan bu yana sıkı dost olan iki ülke, İsrail ve Türkiye, Tarihinin en sıkıntılı dönemini yaşıyor. Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Mavi Marmara baskınında öldürülen 9 kişi için resmi bir özür dilenmediği sürece İsrail ile ilişkilerin normalleşmesinin mümkün olamayacağını söylemesi de ilişkilerin nasıl yaralanmış durumda olduğunu gösteriyor. Erdoğan ayrıca, olayı Uluslararası Adalet Divanına götüreceğini de belirtmişti.
Konu hakkında analizlerini dinlemek üzere, Chicago bölgesi Türk işadamlarından ve Chicago Üniversitesi Harris Kamu Politikası Okulu’nda Dekan’ın Uluslararası Konsey Üyesi sayın Mehmet Çelebi ile birlikteyiz.
Jerome MacDonald: Mehmet Çelebi. Hoş geldiniz.
Mehmet Çelebi: Teşekkür ederim. Hoş bulduk.
Jerome MacDonald: Son yıllara kadar basın dahil herkes tarafından bilinen alınmayacak olsa da Türkiye’nin AB’ye girme çabasında olduğuydu. Fakat son gelişmelerle görüyoruz ki yönünü Kuzey Afrika ve Orta Doğu’ya çevirmiş ve buralarda çok yoğun bir politika izlemekte. Dış politikadaki bu değişimin dönüm noktası nedir?
Mehmet Çelebi: Yıllardır Türkiye ve ABD Türk topluluklarının ve hatta siyasetçilerinin kongre ve uluslararası diğer toplantılarda sürekli olarak Türkiye’nin “kötü ve tehlikeli komşuları olduğundan ve kötü mahallede olduğu içinde insan hakları ihlallerini” ve benzeri anti-demokratik davranışlarının görmezden gelinmesi gerektiğini belirtmişlerdir, bu nedenden demokrasiyi ertelediklerini gördük. Fakat AK Parti’nin hemen öncesi ve Ak Parti ile beraber birçok değer değişti. Türkiye sadece Avrupalı olmaya çalışmıyor, bir dünya devleti olma yönünde ilerliyor. Orta Doğu’nun, Karadeniz’in, Balkanların ve Akdeniz’in bir parçası olduğunu fark etti ve fark ettiriyor. Sadece bir kalıba sığmayacağını tüm dünyaya kabul ettiriyor. Kendine güveni ile de komşularına da güven aşılıyor.
Jerome MacDonald: Fakat Türkiye’nin birçok komşusu var.
Mehmet Çelebi: Kesinlikle. Türkiye çok farklı etnik ve kültürel öğeleri farklı toplum ve inanışları içinde barındırıyor. Dolayısı ile farklı bir yönetim sistemine de sahip olmak zorunda.
Jerome MacDonald: Peki son günlerde Esad yönetimi ile ilişkilerin kopması hakkında ne diyeceksiniz.
Mehmet Çelebi: Yarı Suriyeli yarı Türk olarak ve Suriye hakkında çalışmalar yapmış, ayrıca orada akrabası bulunan biri olarak oranın anlamı benim için ayrıdır. Suriye tarafından bakıldığında Osmanlı’dan kalma bir acı olduğu anlatılır, Türkiye’ye düşmanlık körüklenir. Modern dünyadan uzakta bırakıldığı anlatılır. Fakat Türkiye’ye taşındıktan sonra Türkiye yönünden de konuyu öğrenmiş olduk. Türkiye’de de Arapların Türkleri arkadan bıçakladığı ve İngilizlerle birlik olup Türklere ihanet ettiği anlatılır. Her şeye rağmen son dönemde Beşşar Esad ile birlikte durum değişmeye, ilişkiler iyileşmeye başlamıştı. Siyasi ilişkiler de buna paralel artmıştı. Hatta hatırlayınız Esad ailesi hep birlikte Türkiye’ye tatil için gelmişti. Fakat sonrasında kutuplaşmalar oluştu.
Jerome MacDonald: Suriye’de gelişen olaylara Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakanı ABD’den daha fazla tepki verdi. Gelişen ilişkilerle bu durum ters düşmüyor mu?
Mehmet Çelebi: Hayır. Dikkat edilecek olursa Türkiye, Suriye’ye en son ana kadar şans tanımıştır. Diplomatik ilişkilerini sürdürmüştür, diplomasiyle çözüm için son noktaya kadar çaba sarf etmiştir. Fakat Suriye’de sivil ölümlerinin gerçekleşmesiyle Başbakan Erdoğan’ın “Kendi halkına silah doğrultan hiç kimse, Türkiye’nin dostu olamaz.” Açıklaması gelmiştir. Ayrıca Erdoğan Başkan Esad’ güvenini ve inancını yitirdiğini dile getirmiştir.
Jerome MacDonald: Libya konusuna gelindiğinde, Libya yöneticileri Türkiye hakkında ciddi şüphelerinin olduğu dile getirdiler. Libya’daki olayların başında ortada bir rol belirleyen Türkiye’nin sonradan fikir değiştirdiğini söylediler. Türkiye bu şüphelerin üstesinden nasıl gelecek?
Mehmet Çelebi: Türkiye büyük bir devlet ve hareket ederken çok dikkatli olmak zorunda. Libya dahil pek çok ülkede vatandaşı ve yatırımları mevcut. Libya’da 30000 civarı Türk yaşamakta. Pek çok yatırım ve ihale söz konusu. Türk vatandaşları genelde toplu halde inşaat şantiyesinde bulunuyorlardı-yani kolaylıkla açık hedef olabilirlerdi. Tabii ki Türkiye olayların başında kimsenin zarar görmesin istemedi. Hatırlayın son yılların en büyük çaplı ve en hızlı kurtarma operasyonu ile kırk ülkeden binlerce insan kurtarıldı. Fakat bu olaylar diğer ülkelerin Türkiye aleyhinde yaptıkları çok yoğun propagandanın gölgesinde kaldı. Olaylarda birçok ülke temsilcisi ülkeyi terk ederken Türkiye büyükelçisi hala oradaydı. Tehditlere rağmen yerinden ayrılmadı. Şu anda ise Türkiye’nin bölge hakkında önemli plan ve fikirleri var. Her ne kadar eleştirilse de unutulmamalıdır ki Libya’da tüm taraflar ile iletişimde olan tek ülke Türkiye idi. Kaddafi’yi ikna etmek ve kan dökülmesini engellemek için çok çalıştı.
Jerome MacDonald: İsrail konusu... Yıllar süren dostluktan sonra İsrail ile ilişkiler kopma noktasına geldi. Mavi Marmara olayı, 9 Türk’ün öldürülmesi, Türkiye’nin Gazze ablukasının kaldırılmasını istemesi ve İsrail’in bunun söz konusu olamayacağını söylemesi... İsrail ile ilişkiler hakkında ne diyeceksiniz?
Mehmet Çelebi: Şu an Gazze dolayısı ile büyük bir gerginlik var. Daha önce de Türkiye büyükelçisine yapılan bir kötü muamele söz konusu idi. Bu konularda Türkiye’yi haksız gören devletler de mevcut. Fakat neden Türkiye’nin demokrasisinin Batı demokrasilerinden daha geride olduğunu düşünüyorlar? Kendi ülkelerinde kendi vatandaşlarına yapamadıkları şeyleri neden Türkiye’den istiyorlar, Batı’nın demokrasisi Türk’ler daha mı üstün? Bir yerde bir ihtiyaç ya da bir dram varsa Türkiye buraya müdahale edecektir. Çünkü Türkiye bir dünya devleti olmak istemektedir.
Jerome MacDonald: Fakat bu noktada İsrail’in bir tezi var. "Türkiye’deki Kürtlere yardım etmek için bir filo Türkiye limanlarına yaklaşsa Türkiye’nin tepkisi ne olurdu?"
Mehmet Çelebi: İsrail’in Gazze’ye uyguladığı abluka ile Türkiye’nin Kürt meselesi karşılaştırılamaz. Gazze’de bir insanlık dramı yaşanmaktadır. Mavi Marmara olayında buradaki insanlara yardım etmek için giden bir filoya, karasularının çok dışında müdahale edilmiştir. Bu uluslararası anlaşmalara aykırıdır.
Sonuç raporlarına bakalım. Palmer komisyonu yapı olarak eleştiriye çok açıktır. Ayrıca bu raporda dahi İsrail’in neden bu insanları öldürdüğü açıklanamamış ve arkadan vurulan insanların hesaplarının verilmesi istenmiştir. Bu konu ise konuşulması gereken pek çok konudan bir tanesidir.
Bakınız; İsrail kuruluşundan beri Türkiye ile yakın dosttu. Çok derin ilişkiler mevcuttu. Fakat Cumhuriyet tarihinde barış zamanında ilk defa Türk vatandaşları başka bir ülke askerleri tarafından öldürülmüştür. Bu bir ilktir ve barış döneminde gerçekleşmiştir. İkinci olarak bilgi ve tecrübe paylaşımı ile tarihi ve kültürel bir geçmiş mevcuttur. Bu elim olay sonrasında en azından, hiç bir şey yapılmasa bile bir özür dilenebilirdi. Türkiye’nin tek isteği buydu. Bu olmadı. BM’ye gidildi ve kurulan heyetten gayet politik Palmer Raporu çıktı. Bu raporda dahi İsrail açıkça suçlanmıştır. İsrail’in konu hakkındaki bütün girişimleri doğal olarak Türkiye’nin de tepki vermesine yol açmıştır.”
TurkishNY.com




