Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, "Ermeni diasporasının uzaklarda durup bölgenin problemlerinin çözülmesine engel olmamaları lazım.
Bazı ülkelerde varlıkları sürdürmek için bu politikaya devam ettirdiklerini görüyorum. Bu doğru değil. Eğer Ermenistan'ın geleceğini düşünüyorlarsa işbirliğine destek vermelidirler" dedi.

Gül, ayrıca Türkiye ve Azerbaycan'ın birbirlerine olan güvenin tam olduğunu da söyledi.

Cumhurbaşkanı Gül, Nahçıvan'da Türk gazetecilerle basın toplantısı düzenledi, sorularını yanıtladı.

Gül, bir soru üzerine, Türkiye Cumhuriyetinin kurulduğu dönemlerde izlenen "Yurtta Sulh Cihanda Sulh" ilkesi ve komşularla iyi ilişki politikası çerçevesinde Türkiye'nin çektiği acıların gündeme taşınmadığını belirterek, dünya kamuoyunun bu nedenle Türklerin acılarını duymadığını dile getirdi.

Gül, "Benim buradan özellikle Ermeni diasporasına söyleyeceğim şey şudur, uzaklarda durup bölgenin problemlerinin çözülmesine engel olmamaları lazım. Bazı ülkelerde kimliklerini korumak için bunu bir politika olarak devam ettirdiklerini görüyorum. Ama bu doğru değildir. Kafkaslar'daki tüm barış çalışmalarını, yeni işbirliği çalışmalarını onların da desteklemesi gerekir eğer Ermenistan'ın geleceğini düşünüyorlarsa. Yoksa çok uzaktan oturup konuşmak kolay olur" dedi.

alt

{jumi [google/code.html]}
Cumhurbaşkanı Gül, bugün Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve her iki ülkenin dışişleri bakanlarıyla yaptıkları toplantıda, Türkiye ile Ermenistan arasında imzalanacak protokolle ilgili gerginliklerin aşılıp aşılmadığına yönelik soru üzerine, dünyanın soğuk savaş döneminin ardından yeni bir sürece girdiğini, bu süreçte bir coğrafi bölgede istikrar ve güven varsa bölgede ekonomik işbirliğinin olacağının ve halkın refaha kavuşacağının görüldüğünü ifade etti.

"Bugün çatışmalarla donmuş problemleri ilelebet muhafaza etmekle halkların refahı sağlanamıyor" diyen Gül, bunların çözümü için diplomatik çalışmaların, aklı selimle görüşmelerin ve bunlara adil çözüm bulmanın yollarının arandığını söyledi.

Gül, bu çerçevede Kafkaslar'daki bütün donmuş problemlerin ele alındığını anlatarak, bunda hem Türkiye'nin hem bölge ülkelerinin inisiyatifi olduğunu dile getirdi. Herkesin iyi niyetli bir çalışma içine girdiğini belirten Gül, "Bunların desteklenmesi gerektiği kanaatindeyim. Bugünkü konuşmamda da bunlarla ilgili fikirlerimi söyledim. Türkiye ve Azerbaycan'ın kardeşliği hep sınanmıştır. O açıdan Azerbaycan'ın Türkiye'ye olan güveni, Türkiye'nin de Azerbaycan'a olan güveni tamdır" dedi.

"Dünya Savaşı'nda en büyük acıyı Türkler çekti"

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, "1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddiaları Türkiye'de yeterince araştırılıyor, tartışılıyor mu" sorusu üzerine de, "O sayfaları bugün tekrar açacak olursak çok şeyler açılır. 1. Dünya Savaşı'nda en büyük acıyı Türk milleti çekmiştir" yanıtını verdi.

"Sadece Anadolu'da değil, Balkanlar'da Türkler acı çekmiştir. 3 milyona yakın Balkan Türkü yerlerini terk etmiştir. Dünyanın her yerinde çok acılar olmuştur. Bunlar maalesef savaş ortamının ortaya çıkardığı acılardır. Biz bu acıları paylaşıyoruz" diyen Gül, "Arzu ederim ki hiç acılar çekilmesin. Ama nasıl olduğu, ne olduğu, nasıl kışkırtmaların yaşandığı, nasıl provokatif eylemlerin yapıldığı ancak arşivden açılıp bakılırsa doğrusu o zaman görülecektir. Ama 1. Dünya Savaşı'nda en büyük acıyı Türk milleti çekmiştir. Bunu da herkes bilmektedir. Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra bu acıları yeni nesillere taşımamak için Türkiye bunu dünya kamuoyuna yıllarca taşımamıştır" şeklinde konuştu.

Gül, 1992'de Ankara'da başlayan toplantıların 17 yıllık süreçte bazen sık sık yapıldığını, bazen de toplantılara ara verildiğini söyledi.

Türk cumhuriyetlerinin devlet başkanlarının yakın ilişkilerinin son dönemde yoğunluk kazandığını ifade eden Gül, bugün zirve çerçevesinde tarihi bir adım atıldığını, zirvenin kurumsal bir kimliğe kavuştuğunu belirtti.

Gül, Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları Konseyi adı altında topluluğun kurumsallaştığını ve çeşitli alt birimlerle ve kurullarla toplantıların düzenli hale getirilmesinin karara bağlandığını anlattı.

Sürecin kolay olmadığını belirten Gül, kendisini Türk hisseden herkesin gurur duyması gerektiğini, bugünün bir rüya olduğunu dile getirdi. Türk cumhuriyetlerinin günümüzün büyük dünyasında bağımsız, başı dik devletler olarak varlıklarını sürdürdüğünü ifade eden Gül, ilişkilerin karşılıklı saygı ve eşitlik ilkesi temelinde devam edeceğini söyledi.

Gül, oluşumun diğer uluslararası ve bölgesel kuruluşlara alternatif olmadığını, kendisini Türk hisseden herkes için dayanışma, daha çok işbirliği platformu oluşturulması amacıyla hayata geçirildiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Gül, ülkelerin İslam Konferansı Örgütü, Bağımsız Devletler Topluluğu, Şanghay İşbirliği Teşkilatı içindeki görevlerini milli çıkarları içinde sürdüreceğini kaydetti.

Türksoy'a diplomatik statü


Türk cumhuriyetleri arasında ekonomik, kültürel ve her sahadaki işbirliğinin artırılacağını vurgulayan Gül, TÜRKSOY'a diplomatik statü kazandırılacağını belirtti. Ülkeler arasındaki ekonomik ilişkilere büyük önem verdiklerinin altını çizen Gül, ikili çerçevede sürdürülen büyük projelerin artık daha geniş stratejiyle planlanacağını kaydetti. Enerji ve ulaşım alanında yatırımların artırılabileceğini ifade eden Gül, Bakü-Tiflis-Kars demiryolu ile Orta Asya'dan Avrupa'ya bağlantı sağlanacağını hatırlattı.

Ayrı devletlerle geniş işbirliği kurulmasının modern devletlerin işbirliği anlayışı olduğunu dile getiren Gül, Türkiye'nin BM Güvenlik Konseyi Geçici üyeliğine seçiminde tüm Türk Cumhuriyetlerinin verdiği desteğin bu çerçevede değerlendirilebileceğini söyledi.

Zirveye katılan devlet başkanlarıyla ne kadar sık görüşülürse işbirliğinin o kadar artacağına olan inançlarını paylaştıklarını dile getiren Gül, bu çerçevede devlet başkanlarının her yıl bir resmi bir de gayriresmi toplantı yapacaklarını belirtti.

Gül, önümüzdeki yıl resmi toplantının Kırgızistan'da, gayriresmi toplantının da Kazakistan'da yapılmasına karar verdiklerini açıkladı. Gül, "Sadece Türkiye ile bu ülkeler arasındaki ilişki değil, bu ülkelerin kendi aralarındaki ilişkiler de gelişecek. Yeni bir döneme giriyoruz. O bakımdan buradan büyük bir sevinçle döneceğim" diye konuştu.

"Türk dünyasında ödül ve etkinlikleri destekliyoruz"

Açıklamalarının ardından soruları yanıtlayan Gül, Türk dilini geliştirmek için kültür sanat alanında ödül verilmesinin düşünülüp düşünülmediğine ilişkin soru üzerine, Türk kültürü denilince sadece bağımsız Türk devletlerinin anlaşılmaması gerektiğini, başta devletlerin içinde de büyük Türk topluluklarının bulunduğunu anımsattı.

TÜRKSOY'un bir vakıf haline getirilip mali kaynaklarının düzenleneceğini belirten Gül, Türk nüfusu ve kültürü bulunan diğer ülkelerin de TÜRKSOY'a gözlemci olarak katılmasını öngördüklerini ifade etti.

Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev'in, Türk dünyasının insanlığa katkılarını ortaya çıkaracak çalışmaların yapılması için Bilim Akademisi kurmayı teklif ettiğini hatırlatan Gül, ödüller verilmesi ve teşvik edici diğer etkinlikler yapılmasını desteklediklerini söyledi.

Kendisinin de bu çerçevede spor müsabakaları düzenlenebileceğini dile getirdiğini anlatan Gül, katılımcı devlet başkanlarının bu fikri memnuniyetle karşıladıklarını aktardı. Cumhurbaşkanı Gül, ortak alfabe konusunda bir uzlaşıya varılıp varılmadığının sorusunu yanıtlarken, bunların adım adım gerçekleşecek konular olduğunu dile getirdi. Gül, "Hepimizin dili aynıdır. Şiveler farklı olsa zaman zaman bu dillerde karşılıklı anlaşmada bazı bölgeler arasında zorluklar olsa bile dil aynıdır. Bunun çok daha ortak kullanımı için bilim ve kültür adamları kafa yoruyorlar, toplantılar yapıyorlar. Kökü ve aslı tek olan dildeki birlik, süreç neticesinde ortaya çıkacaktır" diye konuştu.

Ermenistan ve Azerbaycan ile ilişkiler

Cumhurbaşkanı Gül, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve dışişleri bakanlarının da katıldığı toplantıya ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine, görüşmede hem Türk-Azeri ilişkilerinin hem Kafkaslar'daki son durumun kapsamlı bir şekilde ele alındığını söyledi.

Minsk Grubu'nun çalışmaları çerçevesinde Azerbaycan ve Ermenistan cumhurbaşkanlarının 8 Ekimde bir araya geleceğini hatırlatan Gül, onunla ilgili gelişmelerin değerlendirildiğini söyledi. Gül, Türkiye'nin Ermenistan ile ilişkileri normalleştirme sürecinin de ele alındığını anlatarak, "Bütün bunları açıklıkla konuştuk. Her iki Cumhurbaşkanı ve dışişleri bakanları olarak bundan da büyük memnuniyet duyduk" dedi.

Türkiye ile Ermenistan arasında imzalanacak protokolle ilgili Azerbaycan ile yaşanan gerginliğin aşılıp aşılmadığı sorusunu yanıtlarken Cumhurbaşkanı Gül, diplomasinin bir görünen bir de görünmeyen yönü bulunduğunu, sonuca ulaşmanın önemli olduğunu söyledi.

Gül, "Neticeye ulaşmak nedir? Tüm Kafkaslarda problemleri rızayla çözmek ve neticede barışı hakim kılmak, istikrar ve güveni hakim kılmaktır. Bu yönde çok çalışmalar yapılıyor. Sayın Aliyev de bu çalışmaların içinde. Ayrıca sürekli bilgilendirildikleri için onların da Türkiye'ye olan güveni tamdır, bizim de aynı şekilde tamdır" diye konuştu.