Temmuz deyince Washington'da Türkler biraz rahatlar diye düşünülür ama bu doğru değildir. Geçtiğimiz Temmuz da bunu ispatladı.

Temmuz'da kutladığımız iki büyük gün vardır: 20 Temmuz Kıbrıs Barış Çıkartması ve 24 Temmuz Lozan Barışı. Bu iki önemli gün karşıt etnik grupları çıldırtır, saçma eylemlere sebeb olur, ne kadar olumsuz ve çözümsüz olduklarını bir kere daha gösterir.

Temmuz başlarında Sincan'da Uygur ırkdaşlarımız kanlı olaylar yaşarken, aşırı Rumlar (CANA -Cyprüş Action Network of America) 35 sene evvel Kıbrıstaki kanlı olaylara son vermiş olan Türk Barış hareketini azılı bir şekilde protesto etme çabasına girdiler.

ATAA vakit kaybetmeden harekete geçti. Karşıt protesto ve Rumlar tarafından öldürülmüş Kıbrıs Türklerini anma nöbeti düzenledi. Yaz ortasına rağmen her yaştan gönüllü bulundu. Teferruatlı planlar yapıldı, sloganlar hazırlandı. KKTC bayrakları getirildi. (Bir hafta evvel Washingtonun en büyük camiinin bahçesinde Müslüman devletlerinin bayrakları arasına KKTC bayrağı da kabul olmuş ve yerini almıştı)

ATAA gösteri haberini çok geniş yaydı.

Haber Rumları korkuttu.

Geçen sene Türk Elçiliğinin karşı kaldırımına 25 kişi ile gelen Rum takımi, bu sene dört kişiye düştü! Dört kişiden bir tanesi de Çin bayrağı ile gelmiş Uzak Doğulu bir kimseydi.

Elliden fazla ATAA gönüllüleri 19/20 Temmuz arası Elçiliğimizin önünde çeşitli saatlerde 26 saat nöbet tuttular. Azeriler ve Makedonyalılar bayraklarıyla katıldılar. Gösteri sırasında komik olaylar oldu. Dört kişi sloganların arasında, genç Türk kızlarımıza ''Ahh, çok güzelsiniz" diye bağırdılar. (Unutmayalım aşk tanrıçası güzel Afrodit Kıbrıs'da doğmuştu)

Tabii ki işler sokakta bitmiyor. 20 Temmuz sabahı ATAA başkanı Evinch bütün kongre üyelerine ve medyaya çok önemli bir mektup gönderdi. 1960-1974 Kıbrıs olaylarını özetleyen bu mektup_ Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin (KKTC) tanınması, son derece haksız olan ambargonun kaldırılması ve Avrupa Birliğinin Kıbrıs konusundaki başarısızlığı üstünde duruyor. www.ataa.org

Salı 21 Temmuz günü US Helsinki Komisyonunun tertiplediği, tek taraflı bir programa şahit olduk: Kıbrısın kültürel mirasının Türkler tarafından nasıl mahvedildiğini iddia eden Rum propagandaşı Türk toplumunun tepkisine sebeb oldu. Konuşmacıların biri Rum (Chotzakatoğlu), biri Alman (Gallaş devamlı "Ankara", "Türk silahlı kuvvetleri" derken yüzü kızarıyor, adeta ağzı köpürüyordu), biri de Michael Jansen denen bir hanım (Türk dinleyicilerinin tepkisini yatıştırmak için kendisini hacı ve müslüman olduğunu söyledi(!))

Helsinki Komisyonu bir kaç sene evvel Leyla Zananın da propagandasını yapmıştı.

Aynı program 23 Temmuzda başka bir lokalde tekrarlandı. Programa protesto mektubu yazan Amerikan vatandaşı Kıbrıslı Bahri Alırıza içeri alınmadı. Programa gelen Washingtonun KKTC ofisinin temsilcisine söz verilmedi. Türk Elçılgının bir sözcüsünün sözü kesilmek istendi. Her türlü kayıt yasaklandı. Bu yasaklamanın sebebi anlaşıldı: Konuşmacılar "Ankara" "Türk Hükümeti", "Türk askerleri", "Türk kaçakçıları" terimlerini kültürel terimlerden çok daha fazla kullandılar. Kültürel açıdan da yapıcı ve müspet hiç bir fikir veya plan üretemediler.

22 Temmuzda American Hellenic Institute'un Kıbrıs üzerinde bir programı vardı. Bu kuruluşun başında yıllardır tanıdığımız Gene Rossides vardır. "Aşırı" kelimesine en yakışan bir misal yaratan Rossides artık Washington'da pek ciddiye alınmıyor. Rossides 10 sene evvel Türkiyeye Amerikan federal mahkemesinde 'de dava açmış ve kaybetmişti. Davanın avukatları David Saltzman ve Günay Evinch'di.

Konuşmacılar arasında Washingtonun ikinci sınıf gazetesi Washington Times'in idarı editörü de vardı. Washington Times bu son haftalarda adeta Rum sözcüsü oldu.

Bu programda en çok altı çizilen konu Amerikanın Türk tarafını da dinlemesi, Rumların Amerikan politikasındaki inhisarının yavaş yavaş azalması oldu. Rumlar nefret kültürünün iflasının farkına varmaya başladılar.

29 Temmuzda Wilson Center'da bir Yunan kuruluşu olan Southeastern Europe Project'in düzenlediği programda Amerikanın Güney Kıbrıs Rum kısmına elçi olan Frank Urbancıc'i dinledik. Amerikan Kıbrıs politikasının daha ılımlı ve realist bir döneme girdiği barizdi. Geçtiğimiz günlerin çirkin Rum propaganda ataklarından sonra Bay Urbancıç mülayim ve müspet bir mesaj verdi. Kıbrıs çözümünün ancak Kıbrısın içinden geleceğini, ve bunu da Kıbrıslı Türkler ve Rumların devamlı dialogda olup kendilerinin halletmesini gerektiğini söyledi. Bir kaç defa dinleyicilere Türkiyenin bölgesel bir güç olduğunu hatırlattı. Rumlar bu programdan memnun kalmadılar.

Belli ki Amerika, çıkarlarını artık ehemmiyetsiz bir Rum Kıbrısında ve 11 milyonluk ufak Yunanistanda görmüyor. Türkiye'nin önemini ve kuvvetini gittikçe anlıyor. Daha evvelki senelerde Rum Kıbrısına Andreas Kakouriş gibi partizan ve önemsiz bir diplomat yerine şimdi Urbancıç gibi ciddi, sözü dinlenir elçileri ataması da çok manali. Kakouris'i daha evvelki toplantılarda dinledik. Papağan gibi Türkleri suçlayan iddialardan öteye gidemedi.

Türk toplumu boş durmadı. California'dan ATAA'nin gelecek dönem başkanı Ergün Kırlıkovalı Helskinki Komisyonuna çok kuvvetli bir mektup yazdı. ATAA'dan ben ve Türk Kıbrıs toplumundan Bahri Alırıza da Helsinki Komisyonuna yazdık. Her üç belgenin de resmi olarak kabulünü başardık. Bir kaç haftaya kadar web sitelerinde bu belirtilecek.

Washington Times'da KKTC temsilcisinin mektubu basıldı. Kırlıkovalının 27 Temmuz'da National Journal'da mektubu ve KKTC Temsilcimiz Sayın Hilmi Akılın 30 Temmuz'da Washington Times'da mülakati çıktı. Nihayet Türk tarafı işitilmeye başlandı.

Protestolarımıza devam ediyoruz..

Amerikan idaresi Kıbrıs'daki hakikatleri biliyor, fakat yıllardır Amerikan kongresindeki çok sayıda aşırı Yunan/Ermeni taraftarı Kongre üyelerinin tesirine, etkinliklerine karşı çıkamıyor.

Türk toplumu için uzun vadeli çözüm Amerikan kongresine erişmemiz, bizi temsil eden politikacılarımızla dialog kurmamız, desteklememiz, devamlı kendimizi anlatmamızda olacak. Şu sırada Temsilciler Meclisinde 88 Temsilci Türk Dostluk grubunda. Bu sayı Yunan/Ermeni grubunda iki misli. İşimiz çok ama yolumuz belli.

24 Temmuz'da derin nefes aldık ve Lozan Barışını kutladık.

Hüseyin Mümtaz'in hatırlattıklarını da kutluyoruz:

  "1 Ağustos 2009..

Lefkoşa'nın fethinin 438'inci..

Ona denk getirilen "Turk Mukavemet Teskilati"nin Kuruluşu'nun 51'inci..

Ve yine ona denk getirilen Kıbrıs Türk Güvenlik Kuvvetleri'nin kuruluşunun 33'üncü yıldönümü.."

Washington'dan ve ATAA'dan sakin bir Ağustos diliyoruz...

 

Oya Bain
oyabain@turkishny.com