Son bir buçuk yıl boyunca Ortadoğu'nun altını üstüne getiren reform taleplerine benzer isteklerin kendi ülkesinde de dile getirilmesiyle Ürdün Kralı Abdullah'ın üzerindeki baskı da giderek artıyor.
Taahhüt edilen siyasi ve ekonomik reformların hızı kesiliyor. Kral Abdullah, 17 ay önce ülkeye sıçrayan Arap Baharı dönemi boyunca, sonuncusu geçen hafta olmak üzere, dört farklı başbakan atadı.
Ürdün'ün başkenti Amman'ın fakir bölgelerindeki protesto gösterileri, ayaklanmalar Tunus ve Mısır'da cumhurbaşkanlarının devrilmesinden önce başlamıştı.
Bölgedeki diğer ülkelere göre gösteriler daha ufak çaplı ve barışçı olsa da, Ürdünlüler özellikle başbakan seçimleri gibi siyasi meselelerde seslerinin duyulması için baskı yapıp hükümet içi yolsuzluğun sona ermesini ve işsizlikle mücadele edilmesini talep etmişti.
Ürdün'de resmi işsizlik oranı yüzde 11,4 olarak verilirken gerçekte bu oranın yüzde 22'yi bulduğu tahmin ediliyor.
Rejim değişikliği ve reform talep edenlerin sesi Tafileh gibi güney kentlerinden de yükseliyor.
'Cesur adımlar atılmalı'
Ülke, diğer ülkelerde devlet başkanlarını deviren Arap Baharı'nın yarattığı siyasi çalkantıyı şimdilik savuşturmuş görünse de, başbakanları görevden alarak eleştirilerden sıyrılma eğilimi gösteren Kral için, zaman, artık eskisinden daha kıymetli.
Lahey'deki Uluslararası Adalet Divanı'nın eski başkan yardımcısı ve Başbakan Avn el-Hasavni'nin 26 Nisan'da istifa etmesi birçok kesimi şaşırttı.
Altı ay görevde kalan el-Hasavni, genel seçimlerin yıl sonunda yapılabilmesi için gerekli yasaları yeteri kadar hızlı değerlendirmemekle suçlanmıştı.
Kral Abdullah, el-Hasavni'nin yerine, hızla, yeni bir hükümet kurması ve reform sürecini takip etmesi için eski Başbakan ve Kraliyet Başsavcısı Fayez el-Taravne'yi atadı.
Muhafazakâr el-Taravne de, ilk iş olarak 'cesur adımlar' atılması çağrısı yaptı.
Ürdün Üniversitesi Stratejik Çalışmalar Merkezi Başkanı Musa Şteivi, Hasavni için "Saygın geçmişi göz önünde alındığında, Hasavni'nin atanması herkes de bir umut doğurdu. Ancak reform sürecinin ilerlemesinde liderlik göstermedi" yorumunu yapıyor.
Şteivi, "Kral reform için çağrı yaptı ve seçimlerle başlaması gerektiğini söyledi. Fakat, seçim yasası tasarı üzerinde tartışmalar sürerken bu nasıl gerçekleşebilir ki?" sözleriyle, sürecin nasıl aksadığını anlatıyor.
'Halk iradesi'
Müslüman Kardeşler'in siyasi partisi İslami Eylem Cephesi'nin (İEC) de dahil olduğu muhalefet, ülkenin farklı gruplardan oluşan halkın yeni mecliste doğru temsil edilmesini sağlayamadığı gerekçesiyle yasayı eleştiriyordu.
İEC, Kral'ı destekleyen Bedevilere ayrımcılık yapıldığı gerekçesiye 2010'daki seçimleri boykot etmişti.
İEC sözcüsü Cemil Ebubekir ise sözleriyle reformların yavaş ilerlemesinin sorumlusu olarak kraliyet mahkemesine ve güçlü istihbarat servisini gösteriyor.
Ebubekir çözümün 'halk iradesi'yle belirlenmesi gerektiğini şu sözlerle ifade ediyor: "Halk artık başbakanı görevden almanın veya hükümet kurmanın sorunları çözmediğinin farkında. Tek çözüm, halkın kendi iradesiyle belirlediği bir meclisin seçilmesi ve bu meclisten bir başbakan ve hükümet doğmasıdır".
Uluslararası Kriz Grubu, güvenlik güçlerinin Bedevi ve Filistinliler arasındaki tarihi ayrımcılığı öne çıkararak muhalifleri böldüğünü iddia ediyor.
Kraliyet yönetiminin, taleplerine cevap vermekte yetersiz kaldığını savunan muhalifler de, dile getirdikleri eleştirilerin bedelini gözaltına alınarak ödüyor.
'Ödün vermeye niyeti yok'
Yorumcu Labib Kamhavi'ye göre, Kral Abdullah 'zaman kazanmaya' çalışıyor.
Kamhavi, "Reformların çoğu, demokrasi, sorumluluk ve halkın Kral tarafından seçilmiş bir hükümet değil, parlamenter bir hükümette haklarından faydalanabilmesini gerektiriyor. Ancak Kral'ın bu meselelerde ödün vermeye niyeti yok" yorumunu yapıyor.
Kral, geçen Haziran ayında yaptığı açıklamada, başbakan için seçim yapılmadan önce, Ürdün'ün 33 siyasi partisinin sağ, sol ve merkez koalisyonlar oluşturabilmesi için birkaç yıl gerektiğini söyledi.
Kamhavi, Kral'ın reformların önderliğini yapmasını ve reform güvencesi vermesini biraz şaşırtıcı buluyor.
Reformların Kral'ın konumunu da etkileyeceğini dile getiren Kamhavi şunları söylüyor:
"Reform Kral'a karşı yapılıyor. Halk reform talep edip reform için ayaklanıyor çünkü Kral anayasaya müdahale ediyor. Hükümet içi güçler ayrılığı işlemiyor çünkü herşey Kral'ın kontrolünde".
Kamhavi, kraliyet yönetiminin, hükümetten tüm yolsuzlukluk dosyalarını kapatmasını talep ettiğini de aktarıyor.
'Tehlikeli bir oyuna doğru'
Ürdün Üniversitesi Stratejik Çalışmalar Merkezi Başkanı Şteivi, Ürdünlülerin çoğunun ülkedeki istikrardan endişe duyduklarını belirtip ekliyor:
"Çoğu reformdan yana, ancak sistemi değiştirmek için köklü bir adım atmaya pek de hazır değiller. Ancak, bu yaz el-Taravne hükümeti başarılı olamazsa daha ciddi sorunlarla karşılaşabiliriz".
Kamhavi de, Ürdün'ün tehlikeli bir oyuna sürüklendiğini şu sözlerle ifade ediyor:
"Kral halka bir seçenek sunuyor: İstikrarlı bir statüko ya da istikrarsızlık getirecek reformlar. Bence, bu çok tehlikeli bir oyun. Halk nihayetinde yaşam şartlarına katlanamıyorsa risk almak isteyebilir. Böyle olursa, bence, Ürdün'ü gayet 'sıcak' bir yaz bekliyor."
BBC Türkçe