70 yıl önce yurtlarından sürülen yüz binlerce Filistinli, bir gecede "mülteci" konumuna düştü. Filistinliler, "Nekbe" yani "Büyük Felaket" olarak andıkları o günü hiç unutmadı.

Filistin halkı, doğup büyüdükleri topraklarına 70 yıldır uzaktan bakıyor. İsrail'in işgalci tutumu yüzünden bugün dünyada yaklaşık 6 milyon Filistinli, vatanlarından uzak yaşıyor. Zorunlu göç, yağma ve katliamların simgesi "Nekbe", bugün 70'inci yılında. 

Gazze’nin Şeyh Rıdvan Mahallesi’nde yaşayan Filistinli yaşlı çift, çocukluklarının geçtiği köyden sadece 10 kilometre uzakta ancak belki de orayı bir daha hiç göremeyecekler. Çünkü köyleri Hirbiya, İsrail işgali altındaki Gazze Şeridi’nde bulunuyor. 

Filistinli çift, 1948’den sonra insanların terk ettikleri son köyün Hirbiya olduğunu, o zamanlar çocuk olduklarını belirtiyor.

Gazze'deki 2 milyon Filistinlinin tıpkı üçte ikisi gibi, onlar da kendi topraklarında mülteci olarak yaşıyor.

Yüz binlerce Filistinli "mülteci" konumuna düştü

14 Mayıs 1948’de İsrail, Filistin topraklarında bağımsızlığını ilan etti. Bu, Filistinliler için onlarca yıldır devam eden felaketler silsilesinin başlangıcı oldu. 15 Mayıs Nekbe gününde, yüz binlerce Filistinli yurtlarından sürülerek bir günde "mülteci" konumuna düştü.

Filistinli nüfusunun yüzde 67'si yani, 957 bin kişi yurtlarından zorla çıkarıldı. İsrail, sistematik katliamlarla binlerce Filistinliyi öldürdü, bir milyona yakınını vatanlarından sürdü, Filistinlilere ait toprakları Yahudileştirdi, 27 bin kilometrekarelik Filistin topraklarının da yüzde 85'ine el koydu.

70 yıldır göç, yağma ve katliamların simgesi "Nekbe"yi yani "Büyük Felaket"i yaşıyor.

Nekbe'nin tohumları nasıl atıldı?

Fransız General Napolyon Bonapart, 1799'da Osmanlı idaresindeki Filistin'de bir Yahudi devleti kurulması fikrini gündeme getirdi. Ardından dünyanın her yerinden Yahudilerin, Filistin'e göçü sağlandı. İngiltere, Aralık 1917'de Kudüs'ü işgal etti ve bölge İngiliz mandasına girdi.

Yahudilerin Filistin'de devlet kurmasını öngören "Balfour Deklarasyonu"nu yayımladı. 29 Kasım 1947'de gelindiğindeyse, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda Filistin'in, Yahudi ve Filistin devleti olarak bölünmesini öngören karar onaylandı. Karara başta Filistinliler olmak üzere Arap ülkeleri karşı çıktı.

Siyonistler tarafından kurulan Haganah adlı silahlı çete, Yahudilerin ikamet etmesi için hazırlanan bölgeleri ele geçirdi. Filistin'de İngilizlerin manda yönetimi sona erince, silahlı örgütler, 14 Mayıs 1948'de İsrail devletinin kurulduğunu duyurdu. Ardından, sistematik Yahudi göçü hızlandı.

Mısır, Suriye, Irak, Birleşik Arap Emirlikleri ve Ürdün'ün Arap ordusuyla İsrail arasındaki savaş da bu göçü önleyemedi. 3 Mart 1949'da İsrail, Birleşmiş Milletler'e tam üye olarak kabul edildi.

Birleşmiş Milletler'in 194 sayılı kararına göre, Filistinli mültecilerin evlerine dönmeleri ve dönmeyenlere ise tazminat ödenmesi öngörülüyor. Ancak İsrail, tıpkı öncekiler gibi bu kararı da görmezden geliyor. Bugün, ülke içinde ve dışındaki 61 mülteci kampında, 5 milyonu aşkın Filistinli zor şartlar altında yaşıyor. O tarihten bu yana nüfus artışıyla birlikte Filistinli mültecilerin sayısı dünya genelinde yaklaşık 6 milyona ulaştı.

Onlarca Filistinli gerçek mermilerle öldürüldü

Direnişçi Filistin halkı, 30 Mart'tan bu yana barışçıl gösterilere imza atıyor. İsrail askerleri ise sivil halka gerçek mermilerle ateş açarak karşılık veriyor. Aralarında çocukların da olduğu onlarca Filistinli gerçek mermilerle öldürüldü. Yaklaşık 8 bin Filistinli yaralandı. Haftalardır süren Büyük Dönüş Yürüyüşü'nün sonuncusuna "Milyonluk Yürüyüş" adı veren Filistinliler, bir milyon kişiyi bir araya getirmeyi amaçlıyor.