MİT'in Kosova yetkilileriyle birlikte yürüttüğü FETÖ operasyonunun ardından Kosovalı yetkililerin görevden alınması sürecini Eski Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanı İsmail Hakkı Pekin Sputnik'e değerlendirdi.

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), FETÖ'nün Balkan ayağına ağır darbe indirerek, örgütün 6 üst düzey elemanını Türkiye'ye getirdi. Operasyonun duyulmasının ardından Kosova Başbakanı Ramush Haradinaj, İçişleri Bakanı Flamur Sefaj ve Kosova İstihbarat Ajansı Başkanı Driton Gashi'yi görevden aldı. Ramush'un hamlesi, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sert tepkisiyle karşılık buldu. Erdoğan Ramush'a "Milli İstihbarat Teşkilatımız, Kosova'da yaptığı operasyonla bunların (FETÖ) Balkanlar'daki en üst düzey yöneticilerini paketledi; bunun üzerine Kosova'nın Başbakanı tuttu, istihbaratın başındaki kişiyle içişleri bakanını görevden aldı. Şimdi soruyorum, ey Kosova'nın Başbakanı, kimin talimatıyla sen böyle bir adım attın? Ne zamandan beri Türkiye Cumhuriyeti'ne darbe yapmaya gayret edenleri korumaya başladın? Kosova'yı bir kardeş olarak bağrına basan Türkiye'ye darbe girişiminde bulunan bu adamları, sen koynunda nasıl beslersin, bunun hesabını sen de vereceksin. Benim Kosovalı kardeşlerim sana bunun hesabını soracaktır" sözleriyle diye seslendi. Son bir hafta içerisinde üst üste yaşanan bu gelişmeleri Eski Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanı İsmail Hakkı Pekin, Sputnik'e değerlendirdi.

 ‘KOSOVA'DAKİ OPERASYON YERİNDE VE MEŞRU'

Kosova'da gerçekleştirilen operasyonun yerinde ve meşru olduğuna işaret eden Pekin "Milli İstihbarat Teşkilatı'nın Kosova'nın emniyet teşkilatı ve istihbaratıyla birlikte yaptığı operasyonla, benim istihbarat başkanlığım döneminde ABD'nin Türkiye'deki El Kaide unsurlarına yönelik MİT ve emniyet teşkilatıyla birlikte yürüttüğü operasyonlardan bir farkı yok. Söz konusu terör örgütü unsurları olduğunda bu tür operasyonlar hep yapılır. Uzun zaman ABD ve Türkiye bu tür operasyonlar için iş birliği içerisindeydi, kim bilir belki aynı şekilde devam ediyordur. Kosova'da gerçekleşen operasyon da benzer nitelikte. Ve böyle bir operasyonun gerçekleşmesi için Kosova Başbakanı'yla irtibata geçilmesine veya iade anlaşması imzalanmasına gerek yok. Bu doğrudan istihbarata örgütlerinin iletişimiyle gerçekleşecek bir operasyon. Asıl sorun operasyonun açığa çıkması. Eğer açığa çıkmasaydı bu gibi sorunlar yaşanmayabilirdi" dedi. Pekin şöyle devam etti:

"Bütün ülkeler birlikte benzer örtülü operasyonlar gerçekleştirirler; yeter ki ortak bir ‘terörist' tanımı olsun. Türkiye'deki El Kaide operasyonların bir farkı yok. Ancak bu operasyonlar yapılırken, hiç bir zaman yakalananların teslim edilip edilmediği açıklanmamıştır, asıl sorun bu."

 ‘KOSOVA'DAKİ SÜRECE ALMANLAR MÜDAHİL OLMUŞ GİBİ GÖRÜNÜYOR'

Kosova'nın tutumunun Almanya'nın baskısının sonucu olabileceğine işaret eden Pekin "Kosova, Avrupa Birliği'ne girmeye çalışan bir ülke ve Kosova'da Almanya'nın kontrolü söz konusu. Yani kuvvetle muhtemel Almanların, veya belki Amerikalıların, devreye girmesiyle bu operasyon engellenmeye çalıştı. İki taraftan birisi bu operasyon süreciyle ilgili olarak Türkiye'yi suçlamış veya Kosova Başbakanı'na baskı yapmış olabilir. Kosova Başbakanı da bunu üzerine yetkilileri görevden alma kararı almış olabilir. Kosova'da Alman sermayesi hakim olduğu için ben Almanların devreye girdiğini düşünüyorum" ifadelerini kullandı.

Türkiye ve Kosova arasındaki yakınlığın önemine işaret eden Pekin "Kosova ve Türkiye birbirine çok yakın. Türkiye'nin Kosova'ya, gerek bağımsızlığını ilan edişi sırasında gerekse diğer konularda, çok büyük bir desteği var. Bu operasyon belli ki iki ülkenin istihbarat örgütlerinin de (FETÖ'yü) ‘terör örgütü' olarak görüyor olmasıyla gerçekleşti. ABD veya Almanya ise FETÖ'yü ‘terör örgütü' olarak görmüyor. Zaten bu sebepten FETÖ'nün elebaşı Amerika'da; örgütün çok sayıda üyesi de Almanya'da bulunuyor. Bu kişilerin yargılanması gerekiyor" dedi.

 ‘BENZER OPERASYONLAR DEVAM EDER, ETMELİ DE'

Benzer operasyonların devam etmesinin olası olduğuna işaret eden Pekin "Bu operasyonlar devam eder, etmeli de. Ancak bu operasyonların ABD'ye ulaşması zor; çünkü bunun olması için önce bu konunun ABD'de anlaşılması gerek. Şu aşamada, ABD'nin Fethullah Gülen'i iade edeceğini veya ülkesinde benzer bir operasyon yapılmasına izin vereceğini sanmıyorum. Ancak şöyle bir şey olabilir. Bu tip adamlar, Abdullah Öcalan gibi, oradan başka bir yere giderken ele geçirilebilir. Uçağa biner ve bindiği uçak beklemediği bir yere inebilir. Düşünün şimdi, uçağa bindiler. Uçak Paris yerine Riyad'a; Almanya veya Kenya yerine Türkiye'ye iner. Dünyada bu tip operasyonlar da yapılıyor. Türkiye bir hukuk devleti ve bu insanlar yargılanacak. Neticede 249 kişinin ölümüne sebep oldular. Türkiye bunu arkasını boş bırakmaz ve bırakmamalı. Çünkü Türkiye bu işi boşlarsa, bu adamlar cezasız kalır. Türkiye operasyon yapmaya elverişli ülkelerden başlayarak bu operasyonlarını sürdürmeli" diye konuştu.

 ‘BALKANLAR'DA CİDDİ BİR FETÖ ÖRGÜTLENMESİ VAR VE BU YAPI ORADA ABD TARAFINDAN KULLANILABİLİR'

FETÖ'nün Başkanlar açısından ciddi bir tehdit unsuru teşkil ettiğine işaret eden Pekin "Sadece Kosova'da değil Balkanlar genelinde FETÖ'nün halen çok ciddi bir yapılanması var. Bosna-Hersek'te, Kosova'da, Makedonya'da… Bu gibi çok çeşitli ülkelerde okulları,şirketleri hala faaliyet gösteriyor. Türkiye'nin buna engel olması lazım. Yarın öbür gün Türkiye'nin başına gelenler, bu ülkelerin de başına gelebilir. Oralarda da darbe girişimi ve iç çatışmaları tetikleme gibi hamlelerde bulunabilirler. Çünkü bu örgüt, ABD tarafından kullanılan bir örgüt" dedi ve şöyle ekledi:

"Darbe olmasa bile iç çatışma çıkartabilirler. Çünkü ABD'nin kanatları altındalar. Amerika Birleşik Devletleri'nin Balkanlar'da yapmak istediklerini ona yaptırabilirler. ABD, Balkanlar'ın kendi kontrolü altına girmesini istiyor. Oralarda bunları yaptırabilir, kendine karşı örgütlenmeyi engellemek için bölgeyi birbirine düşürebilir. Nasıl İngiltere'yi AB'ye sokup, sonra da çıkarttıysa ve AB, Almanya'yla yürüyorsa; yarın öbür gün Balkanlar'da da farklı bir durum yaratabilir. Çünkü FETÖ bunlar için elverişli bir örgüt. Ve bütün egemen ülkelerin bu örgütten kurtulması lazım."