24 Eylül'deki seçimlerin ardından yaklaşık altı ay boyunca hükümetsiz kalan Almanya'da geçen hafta dördüncü kez başbakan seçilen Angela Merkel, Federal Meclis'te hükümet programını tanıttı. Sözlerine alışık olmadık boyutta özeleştiriyle başlayan Merkel, son yıllarda yaşanan siyasi gelişmeler nedeniyle Alman toplumunun ‘bölündüğünü’ ve ‘kutuplaştığını’ söyledi. Göçmen krizi, AB ülkelerindeki ekonomik sorunlar ve Euro para birimiyle ilgili korkuların Almanya’yı zorladığını savunan Merkel, ''Hükümetin kurulmasının altı ayı bulması ülkemizde bazı şeylerin değiştiğini gösteriyor'' dedi.

2015’de yüzbinlerce sığınmacıya Almanya’nın kapılarını açma kararını savunan Merkel, kendi dahil olmak üzere Batılı siyasetçilerin Suriye’deki gelişmelere çok uzun süre seyirci kaldığını, örnek olarak Türkiye’ye 3 milyon kişinin sığınmasını yeteri kadar ciddiye almadığını ve mülteci krizinin bölgeyle sınırlı kalmayacağını kestiremediğini söyledi.

Başbakan, AB ve Türkiye arasında imzalanan mülteci anlaşmasını savundu. Her zaman anlaşmanın arkasında durduğunu söyleyen Merkel, ''Bu anlaşmanın çok sayıda karşıtı olduğunu biliyorum. Ama bundan sonra da savunacağım. Çünkü anlaşma Ege’de insanların ölümünü ve insan kaçakçılarının vicdansızlıklarını engelliyor'' dedi. Merkel, konuşmasının bu bölümünde, "Türkiye'nin güvenlikle ilgili tüm meşru menfaatlerine karşın Afrin'de yaşananları ve binlerce sivilin kaçmak zorunda kalmasını, hayatını kaybetmesini kabul etmiyoruz" dedi ve "Bunu da en sert şekilde kınıyoruz" şeklinde konuştu. Merkel şimdiye dek Afrin operasyonu konusunda doğrudan bir açıklama yapmamıştı.

Federal İçişleri Bakanı Horst Seehofer’in geçen gün söylediği “İslam Almanya’ya ait değildir” cümlesine atıfta bulunan Merkel, İslam’ın Almanya’nın bir parçası olduğunu söyledi. "Ülkemizin tarihi olarak Hıristiyan ve Musevi kültürleri üzerine kurulu olduğu tartışılamaz. Ama bu ne kadar doğruysa, bizimle birlikte yaşayan 4,5 milyon Müslüman’ın dinleri İslam’ın da Almanya’nın bir parçası olduğu da doğru" diyen Merkel, toplumun bir bölümünün bu gerçeği kabul etmekte zorlandığını, hükümetin görevinin ise bu konudaki tartışmaları ayrıştırıcı değil, birleştirici şekilde yürütmek olduğunu söyledi.

Merkel, Almanya’daki Müslümanlar’ın büyük çoğunluğunun radikalizmi ve İslamcı terör eylemlerini reddederek, yasalara ve kanunlara bağlı bir şekilde yaşadıklarını ifade etti. Müslümanlar’ın topluma uyumunu ''Almanya’yı bekleyen en önemli ödevlerden biri'' olarak tanımlayan Merkel, bundan sonra Almanya İslam Konferansı toplantılarına bizzat katılacağını da duyurdu.

Bir saatlik konuşmasında uluslararası konulara da değinen Angela Merkel, ABD Başkanı Donald Trump’ın, ithal çelik ve alüminyuma yönelik gümrük vergileri planını eleştirdi. Alman hükümetinin Trump’ın girişimini kabul etmediğini belirten Başbakan, konuyla ilgili görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanması durumunda, Almanya’nın karşı tedbirler alacağını duyurdu. Merkel, İngiltere’nin AB’den ayrılması konusunda ise, Brexit sonrasında AB ile İngiltere arasındaki ilişkilerin eski sıklıkta olmayacağını belirterek, bu yüzden çok detaylı yeni bir ticaret anlaşması hazırlanması gerektiğini açıkladı. Alman başbakanının, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Avrupa Birliği üyelerinden talep ettiği reformlar konusuna girmemesi dikkat çekti.

İlk olarak 22 Kasım 2005'ta başbakan seçilen Merkel bu koltukta 4 bin 507 gündür oturuyor. Almanya'da 16 yıl 26 gün (5 bin 870 gün) ile en uzun süre başbakanlık görevinde bulunan Helmut Kohl'ün bu rekorunu Merkel'in kırıp-kıramayacağı merak konusu. Merkel'in bu rekoru egale edebilmesi için 18 Aralık 2021'ye kadar koltuğunda kalması gerekiyor.