ABD Savunma Bakanı James Mattis’in Umman ziyareti sonrasında Umman Dışişleri Bakanı Yusuf bin Alevi’nin sürpriz Tahran ziyaretine dair yapılan ilk resmi açıklamada İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Behram Kasımi, Tahran ve Washington arasındaki Umman arabuluculuğu hakkındaki “spekülasyonları” yalanladı.

Açıklamada, “ziyaretin planlandığı şekilde ve iki taraf arasındaki ilişkilerin gelişmesi bağlamında gerçekleştiği” belirtildi. Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani, Avrupa’nın İran nükleer füze programlarına yönelik yaptırım hareketliliğine yanıt olarak, ülkesinin nükleer anlaşmada herhangi bir değişikliği veya eklemeyi reddettiğini vurguladı. Şemhani, Tahran’ın balistik füze geliştirmeye olan bağlılığına dikkati çekti. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Abbas Arakçi ise “İran’a yönelik herhangi bir Avrupa yaptırımı, anlaşmayı doğrudan etkileyecektir” dedi.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Behram Kasımi 17 Mart günü gazetecilere yaptığı açıklamada, İran gazetelerinde çıkan “Bin Alevi’nin ziyaretinin ABD yönetimi ve İran hükümeti arasındaki nükleer anlaşma konusunda arabuluculuğu amaçladığı” ve “Bin Alevi’nin, ABD Savunma Bakanı Mattis’ten Tahran’a mesajlar taşıdığı” haberlerini de yalanladı.

Kasımi, iki ülke arasında önceki yıllardaki istişarelere de değinirken, aralarındaki ilişkileri artırmak için çaba sarf ettiklerini söyledi. Yetkili, tarafların ekonomik, ticari, bankacılık ve mali iş birliğini derinleştirmek için mevcut kapasiteleri artırma, farklı alanlarda Umman ve İran arasındaki mevcut işbirliğini “geniş bir yelpazeye” çıkarma konuları üzerinde durulduğunu belirtti.

Dışişleri Bakanlığının reddetmesine rağmen, Bin Alevi ve Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani arasındaki görüşmeler bu spekülasyonları güçlendirdi. Aynı şekilde İran medya organları da “ABD yönetiminin İran ile olan nükleer anlaşma konusunda müzakerelere yeniden başlama ısrarı karşısındaki İran tutumu” ve “ülkenin bölgesel rolüne” dair bazı yayınlar yapmıştı.

Aralık 2013’te Fransa’da yayın yapan Liberation gazetesi, Ağustos 2013’te İran Devrim Rehberi Ali Hamaney’in Hasan Ruhani’nin görevini onaylamadan önce nükleer müzakerelerin başladığını duyurdu. Gazetenin o dönemde aktardığına göre, müzakereler 2012 yazında ve Mart 2013’te Umman’ın arabuluculuğuyla gizli bir şekilde başladı. Görüşmeler sırasında İran’ı, Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Ali Ekber Salihi ve Hamaney’in başdanışmanı olan (dönemin Dışişleri Bakanı) Ali Ekber Velayeti temsil etti. ABD ise Diplomat William Joseph Burns ve eski ABD Başkanı Ortadoğu meseleleri Danışmanı Wendy Sherman tarafından temsil edildi.

Eylül 2015’te Ali Ekber Salihi, Dışişleri Bakanı görevini yürütürken, Hamaney’e Umman’ın Tahran ve Washington arasında arabulucu olmasını önerdi. O dönemde İran’ın Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Said Celili, Cenevre ve birçok ülkede “5+1” devletleri konusunda görüşmeler gerçekleştiriyordu. Salihi’nin aktardığına göre, Umman Sultanı Kâbus bin Said “İran’ın uranyum zenginleştirmesi ve yaptırımlarının kaldırılması hakkının ABD tarafından tanınması” konusunda bir mektup aracılığıyla söz verdi.

Nitekim Umman arabuluculuğu, İran ve ABD arasındaki tavırların değişmesinden önce başladı.

Ekim 2016’da ABD Dışişleri Bakanlığı, Yemen’deki Husiler tarafından alıkonulan ABD’li vatandaşların Maskat’ın arabuluculuğunun ardından Umman’a teslim edildiğini duyurdu.

Öte yandan Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani, ABD’nin nükleer anlaşmaya dair ihlallerine “uygun bir vakitte cevap verileceğini” açıkladı. Şemhani ayrıca, ülkesinin ‘nükleer anlaşmayı kısıtlayan herhangi bir değişikliği veya yorumu” kabul etmeyeceğini vurguladı. Şemhani, Reuters’un geçtiğimiz Cuma günü ‘Fransa, Almanya ve İngiltere’nin İran’a balistik füze programı ile ilgili yaptırım uygulanması ’ hakkında yayınladığı belgeye de örtülü bir şekilde yanıt verdi. Belge, Trump’ı nükleer anlaşmaya bağlı kalmaya ikna çabalarına da değiniyordu.

İngiltere, Fransa ve Almanya balistik füze programları ve Suriye iç savaşındaki rolü dolayısıyla İran’a yeni yaptırım uygulanmasını önerdi. Aynı şekilde söz konusu bu ülkeler, Washington’un Tahran’la olan nükleer anlaşmaya bağlı kalması için de çaba sarf ediyor.

Öneri, küresel güçlerin Tahran’ın nükleer silah geliştirme becerisini kısıtlamak için imzaladığı anlaşmayı kurtarmayı amaçlayan bir AB stratejisi kapsamında gelişti. Strateji, ABD Başkanı Donald Trump’a İran’ın yurt dışındaki nüfuzunu engellemenin başka yolları olduğunu göstermeye odaklanmış durumda. Trump, 12 Ocak’ta ‘eski ABD Başkanı Barack Obama’nın imzaladığı “İran nükleer anlaşmasındaki kusurları düzeltmek” ve ABD yaptırımlarının askıya alınmasını reddetmek üzere bir uzlaşıya varmak için Avrupa ülkelerine son bir mühlet verdi.

Diğer taraftan Ali Şemhani, Avrupa ülkelerine “ABD topraklarında oynama” konusunda uyarıda bulundu. Bu bağlamda Yüksek Konsey Genel Sekreteri, “Avrupa’nın Washington karşısındaki etkisinin ve ABD’nin yasadışı hareketliliği, bölgesel ülkelerin, sorun ve krizlerin çözümü için bölgesel çözümlere odaklanma ihtiyacının bir örneğini yansıtıyor” dedi.

ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesini önlemek üzere AB tarafından ortaya konulmuş çabalara değinen Şemhani, “AB, nükleer anlaşmayı koruma bahanesiyle ABD ve İsrail şantajlarıyla cevap veriyor. Ulusal güvenlik yükümlülükleri uyarınca caydırıcı füze programı da dahil savunma yetenekleri ciddiye alınacak. Siyasi ve medya atmosferi, nükleer anlaşmanın devamlılığını etkilemeyecek” ifadelerini kullandı.

Bin Alevi ve Şemhani arasındaki görüşme, nükleer anlaşma ve füze programı ile sınırlı değildi. Zira ABD yönetiminin, Tahran’ın bölgesel rolüyle ilgilendiği üçüncü bir konu da görüşmenin gündemindeydi. Bu bağlamda İranlı yetkili, ülkesinin bölgesel politikasını savunurken, “Sabit politikamız komşularımızla iş birliği ve anlayışı güçlendirecektir” dedi.

Öte yandan İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Abbas Arakçi, ülkesine yönelik herhangi yeni bir Avrupa yaptırımının küresel güçler ve Tahran arasındaki nükleer anlaşmayı doğrudan etkileyeceğini vurguladı.

Arakçi, Avrupa ülkelerine Şemhani ile benzer suçlamalar yöneltirken, bu ülkeleri Washington’u memnun etmeye çalışmakla suçladı. Bu bağlamda Abbas Arakçi, “Eğer Avrupa ülkeleri, ABD Başkanını memnun etmek için İran’a nükleer olmayan yaptırımlar uygulamak üzere adım atarsa, bunun nükleer anlaşma üzerinde doğrudan etkisini görecek büyük bir hata yapar” şeklinde konuştu. İranlı yetkili ayrıca, “Avrupa ülkelerinin, ABD’yi nükleer anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmeye ikna etmesi, en iyi olacak şey” ifadelerini kullandı.

(Reuters)