Dünyanın birçok ülkesinden gelerek Suriye’deki savaşa katılan yabancı savaşçılar önemli sorunlara sebep oldular. Terör örgütü PKK’nın Suriye kolu YPG’ye de dünyanın birçok ülkesinden farklı motivasyonlarla yabancı teröristler katıldı.

Dünyanın birçok ülkesinden gelip Suriye’deki savaşa katılan yabancı savaşçılar önemli sorunlara sebep oldular. Terör örgütü PKK’nın Suriye kolu olan YPG’ye de dünyanın birçok ülkesinden farklı motivasyonlarla yabancı teröristler katıldı. Bunları Kürt asıllı PKK sempatizanları veya PKK üyeleri, Türkiye’deki MLKP gibi örgütlere bağlı komünistler, Batı’dan gelen eski askerler, Batılı radikal solcular, maceracılar, savaş turistleri, psikopatlar ve suçlular diye sınıflandırmak mümkün.

YPG’ye katılan yabancı teröristlerin büyük çoğunluğu Suriye dışında yaşayan Kürt asıllılardan oluşuyor. Irak, İran, Türkiye, Almanya, Hollanda, Belçika ve diğer Avrupa ülkesi vatandaşı olan birçok Kürt asıllı PKK sempatizanı YPG’ye katıldı. YPG’nin yönetim kadrosunun büyük çoğunluğunu PKK kadroları oluşturduğu için, YPG’yi Kandil’de terör eğitimi almış Türkiye vatandaşı PKK’lılar yönetmektedir. YPG’nin, PKK’nın Suriye kolu olduğunu ortaya koyan en önemli verilerden birisi de YPG saflarındaki terör listesinde kayıtlı Türkiye vatandaşı PKK’lı teröristler. Diğer yandan Irak ve İran’dan YPG’ye katılan Kürt asıllı yabancı teröristler de var.

Yabancı teröristlerin profili

Avrupa ülkelerinden YPG’ye katılan Kürt asıllı yabancı teröristlerin büyük çoğunluğunun, Avrupa’da resmi izinle faaliyet yürüten PKK yanlısı STK’larla iletişim halinde olduğu biliniyor. Örneğin Almanya’da PKK ile ilişkileri ispatlanmasına rağmen faaliyet gösteren NAV-DEM gibi STK’lar sadece PKK adına propaganda amaçlı gösteriler düzenlemiyor, aynı zamanda PKK adına para topluyor ve Kürt asıllı gençleri radikalleştirerek PKK kadrolarına katılmalarını sağlıyor. Nitekim Alman istihbarat birimleri de PKK yanlısı STK’ların bu yöndeki faaliyetlerini raporladı. YPG’ye Batılı ülkelerden katılan Kürt asıllı yabancı teröristlerin çoğunluğunun Almanya’dan geldiği söyleniyor.

YPG’ye katılan yabancı savaşçıların diğer büyük bölümü ise yine Türkiye’den geliyor. MLKP gibi radikal sol terör örgütleri üzerinden YPG’ye katılan, terör listesinde kayıtlı birçok Türk vatandaşı var. MLKP’nin YPG bölgelerinde ofisleri ve eğitim kampları bulunuyor. Ayrıca YPG’ye bağlı kendilerine özgü askeri yapılanmaları faaliyet gösteriyor. Örneğin, Zeytin Dalı harekatı esnasında MLKP adına Afrin’de bulunan teröristlerin öldürüldüğü YPG kaynakları tarafından doğrulandı.

Batılı ülkelerden gelenlerin yanı sıra Asya ülkelerden gelen yabancı teröristler de YPG saflarında yer alıyor. Fakat Batılı ülkelerden gelen teröristlerin sayısı Asya’dan gelen yabancılardan çok daha fazla. YPG’ye katılan Batılı yabancı teröristlerin sınıflandırmasını yapmak mümkün.

YPG’ye katılan yabancı teröristlerin profilleri zaman içerisinde değişti. İlk yabancı terörist akımı 2014 senesinde Ayn el Arab (Kobani) çatışmaları sonrasında yaşandı. YPG’ye 2014 ve 2015 yılları arasında katılan yabancı teröristler, motivasyonlarını “DEAŞ ile mücadele” olarak açıklıyordu. YPG’ye katılanların çoğunluğu askeri eğitim almış eski askerlerden oluşuyordu. ABD ordusunda Irak’ta görev almış ve ABD’nin yarım bıraktığı işi tamamlamaya gelenler veya askeri eğitim almış ve bilgi birikimlerini YPG’ye DEAŞ ile mücadele kapsamında aktarmak bahanesiyle gelenler var.

ABD bu zaman zarfında YPG’ye hava desteği ve lojistik destek sağlıyordu ve silah sevkiyatı gerçekleştiriyordu. Fakat ABD Özel Kuvvetleri YPG’li teröristleri eğitmek ve yönlendirmek üzere henüz Suriye sahası içinde değildi. YPG’ye katılan Batılı eski askerlerin istihbarat elemanı ve paralı asker oldukları yönünde birçok iddia var. Fakat bu iddiaların hiçbirinin doğruluğunu tescillemek mümkün değil. Lakin YPG saflarında savaşarak ölen yabancı teröristlerin arasında eski askerlerin daha az görülüyor olması, daha çok cephe arkasında YPG’li teröristleri eğittikleri ve sıcak çatışmalara girmediklerini gösteriyor.

Özellikle 2016’dan sonra YPG’ye katılanların genel profili eski askerlerden radikal solculara doğru evrildi ve katılımlar sayısal anlamda arttı. “DEAŞ ile mücadele” geriye düşerken “Demokratik konfederalizm” projesi ön plana çıktı. Demokratik konfederalizm Marksist-Leninist siyaset içerisinde radikal bir yaklaşım olarak görülürken, Batılı üniversitelerde dahi, YPG’nin Suriye’nin kuzeyindeki “devletçiği”, radikal sol örgütler için adeta gelişmekte olan ütopya haline geldi. Bunun en çarpıcı örneği, Rahila Gupta tarafından kaleme alınan ve 12 Şubat tarihinde CNN’nin web sayfasında yayınlan “Dünyanın en ileri demokrasisi doğuyor; yok olmasına izin vermeyin” başlıklı yazıydı. Yönetim kadrosundaki karar vericilerin tamamının erkek olmasına rağmen, kadın hakları ve kadının özgürlüğü üzerinden etkili bir propaganda yürüten YPG’ye Batı’da sempati kazandırıldı. Fakat YPG’nin intihar saldırıları için genellikle kadınları kullanıyor olması, Batı kamuoyunda görülmek istenmeyen diğer bir gerçek.

Terör ideolojisi Batı'ya taşınıyor

YPG’ye Batı’dan katılan ve Kürt asıllı olmayan yabancı teröristlerin büyük çoğunluğu ise radikal solculardan oluşuyor. Radikal sol fikirlere sahip olmadığı halde YPG’ye katılan yabancı savaşçıların hepsi, YPG’ye katıldıktan sonra ideolojik endoktrinasyona maruz kalmış. YPG kendi saflarına katılan tüm savaşçılara askeri eğitimden çok ideolojik eğitim veriyor. Teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın sözde “önderliği”, “demokratik konfederalizm” ve “gerilla” söylemleri YPG’ye katılan tüm militanlara aşılanıyor. Nitekim YPG’yi destekleyen ve eğiten ABD’li askerlerin de bu ideolojik eğitimler esnasında orada bulunduğu rapor edilmiş. YPG’nin ideolojik eğitimlerinin bir diğer ana başlığı ise Türkiye. YPG’ye katılan tüm teröristler Türkiye düşmanı olarak eğitiliyor.

Kevin Jochim isimli Alman militan YPG ile Almanya’daki radikal sol örgütler aracılığıyla temasa geçmiş ve YPG’ye katılmış. Fakat YPG saflarına katılan Batılı yabancı savaşçıların büyük çoğunluğu İngilizce konuşan ülkelerden geliyor. ABD ve İngiltere, diğer tüm Batı ülkeleri arasından YPG’ye katılımda öne çıkıyor.

YPG'ye radikal sol ideolojisinden farklı gerekçelerle katılan Batılı yabancı teröristler arasında iki grup görülüyor. Birinci kategoriyi “savaş turistleri” ve maceracılar oluşturuyor. Savaşı bir macera olarak gören birçok Batılı yabancı savaşçı, YPG’nin yabancı savaşçı alımında pek bir kritere sahip olmamasından faydalanarak YPG’ye katılmış. Örneğin 2015 senesinde YPG’ye katılan Patrick Maxwell, YPG’ye katılma sebebini “Macera yaşamak için gidiyorum” diye tanımlamış. İkinci kategori ise psikopatlar ve suçlular. Kendi ülkelerinde suç işlemiş olan ve hapsedilme ihtimaliyle karşı karşıya kalanlar, YPG’ye katılmayı mahkum olmaya tercih ediyor. YPG’ye katılan psikopatlar ise işledikleri savaş suçlarıyla öne çıkıyorlar. Örneğin YPG’ye katılan Brace Belden’in anlatımına göre, “Yamyam Tim” isimli bir yabancı savaşçı, operasyon esnasında bir DEAŞ militanını RPG ile vurmuş. DEAŞ militanının cesedi adeta “pişmiş” olduğundan, cesedin bir parçasını kesip yemeye başlamış.

YPG’ye Batılı ülkelerden katılımın hukuki boyutu belirsiz olsa da, DEAŞ’a katılmakla aynı şey olmadığı kesindir. Batılı ülkelerin birçoğu YPG’yi terörist olarak tanımlamadığından, YPG’ye katılan yabancılar, yabancı terörist savaşçı kategorisinde değerlendirilmiyor. Nitekim YPG’nin Almanya, Belçika, Hollanda, İngiltere, Çekya, Danimarka, Fransa, İsveç, Norveç ve Rusya’da ofisleri var. Fakat hukuki açıdan YPG’ye katılan yabancı teröristlerin statüsünü değiştirecek etken, YPG’ye katılan yabancı teröristlerin TSK’ya karşı savaşması. NATO ülkesi olan Türkiye’ye karşı savaşmak, YPG terör örgütü olarak görülmese bile hukuken suçtur. Nitekim YPG’ye katılan bazı radikal solcu yabancı teröristler Afrin bölgesinde TSK’ya karşı savaşacaklarını ilan etti.

YPG’ye katılan yabancı teröristlerin sayısı net olarak bilinmiyor. YPG birçok yabancı teröristi propaganda amacıyla kullanırken, birçoğu da değişik gerekçelerle kendisini gizliyor. YPG saflarındaki yabancı teröristlerin sayısı 700 ila 1200 olarak tahmin ediliyor.

AA