İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, Tel Aviv’in bağımsız Kürt devletinin kurulmasını desteklediğini açıkladı.

Netanyahu böylelikle Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin (IKBY) yapacağı bağımsızlık referandumuna resmen destek veren ilk lider oldu.
İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu
IKBY Başkanı Mesud Barzani’nin geçtiğimiz haziranda duyurduğu referandum, bölgedeki tüm siyasi güçler tarafından desteklenirken Bağdat’ın ise tepkisini çekti. Irak parlamentosu geçen gün referandumun yapılmasına karşı oy kullandı. Russia Today (RT), İsrail’in Kürtleri desteklemede nasıl bir rol aldığını ve referandumun ne şekilde sonuçlanabileceğini araştırdı.

Erbil merkezli IKBY, Kürt birliklerinin ABD’nin desteğiyle Saddam Hüseyin’in askerlerini bozguna uğrattığı 1991’den bu yana bağımsız yönetimli bir bölge olarak varlığını sürdürüyor.

Reuters, konuyla ilgili değerlendirmesinde “Irak, Türkiye, Suriye ve İran’da yaşayan Kürtleri Arap düşmanlarına karşı tampon olarak değerlendiren İsrail, 1960’lı yılların Kürtleriyle örtülü bir şekilde ilişkiler kurdu” ifadelerini kullandı.

'İSRAİL HİÇBİR ZAMAN AZINLIKLARLA DOSTLUK KOZUNU GİZLEMEDİ'

Rusya Bilimler Akademisi Şarkiyat Enstitüsü uzmanlarından Sergey Balmasov ise, RT’ye verdiği röportajda, “İsrail hiçbir zaman Ortadoğu politikasında Kürtlerle, Dürzilerle ve diğer etnik azınlıklarla dostluk kozunu oynadığını gizlemedi. Bu politika, bölgede bulunan Arap ülkelerine bağlı kalmayacak yeni devletlerin kurulması fikrine uygun. Irak’ın bölünmesi de, Suriye’nin bölünmesi de, İsrail’in Arap komşularına karşı dayanabileceği bir Kürt devletinin ortaya çıkması da İsrail’in çıkarlarına uygun” diye konuştu.

Bölgedeki Kürtlerin diğer bir müttefiki olan ABD, İsrail’den farklı olarak daha temkinli davranıyor. Geçtiğimiz temmuz ayında referandumunu zamanlaması uygun olmadığını belirten ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert, ABD’nin bölünmemiş, istikrarlı, demokratik ve federal bir Irak istediğini açıkladı.

Geçen ay ise Mesud Barzani’nin basın idaresi, ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’un referandumu erteleme çağrısı yaptığını, fakat Barzani’nin bunu kabul etmediğini bildirdi.

'ERBİL ABD'YE BORÇLU OLDUĞU KADAR İSRAİL'E DE BORÇLU'

Sergey Balmasov, “Erbil en az ABD’ye borçlu olduğu kadar İsrail’e de borçlu. Bölgedeki ve genel olarak Kürtler için iki ülkeden hangisinin daha çok şey yaptığı, büyük bir soru işareti” diye konuştu.

Brett McGurk
Öte yandan uzmanlar, ABD’nin referanduma karşı gelmesinin ve İsrail’in ön plana çıkmasının muhtemelen Washington’u Kürt referandumunun Suriye, İran ve Türkiye’de bölücülük eylemlerinin yoğunlaşmasına yol açabileceğinden korkan bölge devletlerinin eleştirilerinden korumayı amaçladığını düşünüyor.

Balsamov, “ABD imajını korumalı ve elinden gelen her şeyi yaptığını, ancak ‘zapt edilemeyen’, ‘boyun eğmez’ Kürtlerin böyle bir karar aldığını göstermeli” ifadelerini kullandı.

Çok sayıda Kürtlerin yaşadığı Ankara ve Tahran da referandumdan memnun değil. Türkiye için Kürt bölücülüğü ciddi bir iç sorunken, İran içinse bu konu sadece toprak bütünlüğü değil, bölgede etki anlamına da geliyor, zira Kürt bölgelerinin Irak ve Suriye’den ayrılmasıyla İran’a müttefik ülkeler zayıflamış, İran’ın bölgedeki başlıca karşıtı İsrail ise iyice güçlenmiş olacak.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, geçtiğimiz ağustostaki Bağdat ziyaretinde, “Erbil ile Bağdat arasındaki tüm sorunların Irak'ın sınır ve toprak bütünlüğü çerçevesinde çözülmesi gerektiğine inanıyoruz” diye konuşmuştu.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu
Öte yandan Rusya da, Erbil ile Bağdat arasında diyalog ihtiyacının altını çizerek, bölünmemiş bir Irak istediğini belirtiyor. Rusya’nın Irak Büyükelçisi Maksim Maksimov, geçtiğimiz ağustosta konuyla ilgili açıklamalarında, “Biz birçok kez Irak’ın egemenliğinden ve toprak bütünlüğünden yana olduğumuzu belirttik. Irak’ın bütünlüğünü ilgilendiren tüm kararlar, Bağdat ile Erbil arasındaki görüşme sürecinin bir sonucu olmalı” dedi.

Suudi Arabistan, Irak’ta yapılması planlanan bağımsızlık referandumunu resmen desteklemedi, fakat Arap medyasında bu inisiyatif ile ilgili ılımlı mesajlar yayınlanıyor.

Haaretz gazetesi, Arapların Kürtleri cesaretlendirerek Suudi Arabistan’ın Katar ile ihtilafında Doha’yı destekleyen Türkiye’yi etkilemeye çalıştıklarını belirtiyor. Geçtiğimiz yıl İran’ın Suudileri IKBY’deki durumu germeye çalışmakla suçladığını da unutmayalım.

'AMAÇ KÜRTLERİN BAĞIMSIZLIĞI DEĞİL, İRAN VE İSRAİL ARASINDA SAVAŞ ÇIKARMAK'

Kürt siyaset uzmanı Sıddık Hasan Şükrü, İsrail ve Suudi Arabistan’ın IŞİD sorunu çözüldükten sonra Şiilerle Kürtler arasında çatışma istediklerini ileri sürdü. İran sınırına yakın ve İran’daki Kürt bölgelerindeki istikrarı bozabilecek böyle bir çatışmanın hem Tel Aviv, hem de Riyad’ın işine yarayacağını belirten Şükrü, sözlerine şöyle devam etti: “Kürdistan uluslararası bir çatışma arenasına dönüşecek, çünkü buradaki amaç Kürt bölgesinin bağımsızlığı değil, İran ve İsrail/Suudi Arabistan arasında bir savaş çıkarmak.”

‘Ekonomi Yüksek Okulu’ Ulusal Araştırma Üniversitesi baş öğretim görevlisi Grigoriy Lukyanov, “Irak’ın Arap halkı ülkenin bölünmesine karşı çıkacak, çünkü bu bölünme hem ekonomiyi, hem de Bağdat’ın siyasi otoritesini önemli ölçüde zayıflatacak. Irak, ileride de dağılmaya devam etmenin eşiğine gelecek ve bu durum, bölgede daha büyük çatışmalara ve belirsizliğin artmasına yol açacak” diye konuştu.

Irak’taki referandum sonucunda bağımsızlık ilan etmeme ihtimali de olduğunu belirten Sergey Balsamov, bu durumda Erbil’in sadece Bağdat ile değil daha önce Barzani’yi destekleyen Ankara ile de ilişkilerin söz konusu olduğunu belirterek, “Referandumun kendisi, çok ciddi bir siyasi etki aracı olarak kullanılabilir, pazarlık konusu yapılabilir” diye konuştu.