KKTC Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK), BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun'un İyi Niyet Misyonu ve BM Barış Gücünün (UNFICYP) adadaki görevine ilişkin raporlarına istinaden BM Barış Gücünün adadaki görev süresini uzatan kararının, ''Kıbrıs meselesinin özüne ilişkin konuları göz ardı ettiğini ve adadaki gerçekleri yansıtmadığını'' bildirdi.

KKTC Dışişleri Bakanı Özgürgün, yaptığı yazılı açıklamada, BM Barış Gücünün görev süresinin uzatılması ve görevini sağlıklı bir şekilde yerine getirebilmesi için Kıbrıs Türk tarafının mutabakatı ve işbirliğinin de gerektiğinin, BM Güvenlik Konseyi başta olmak üzere ilgili tüm BM organlarınca bilindiğini kaydetti.

Özgürgün, Genel Sekreterin ilgili raporunda, Barış Gücünün Kuzeydeki faaliyetlerini Kıbrıs Türk tarafının işbirliğiyle yürüttüğünü ve olası bir anlaşma çerçevesinde BM Barış Gücünün geleceğine ilişkin kararlarda eşit söz hakkı olduğunu açıkça teslim ettiğine işaret etti.

-''ADANIN TÜMÜNÜ TEMSİL ETMEYE EHİL BİR YÖNTEM''-


''Hal böyleyken Güvenlik Konseyinin kararında Kıbrıs Türk tarafının mutabakatına yer verilmeden UNFICYP görev süresinin sözde 'Kıbrıs hükümetinin onayıyla uzatılmış olduğunun not edilmesi kabul edilmezdir'' diyen Özgürgün, kararda ayrıca Güney Kıbrıs Rum yönetimine atfen kullanılan ''Kıbrıs hükümeti'' ibaresiyle 1960 Ortaklık Cumhuriyeti'nin Rumlar tarafından silah zoruyla gasp edilmesinin ardından Kıbrıs'ta adanın tümünü temsil etmeye ehil bir yönetimin var olmadığı ve iki tarafın 1963 yılından itibaren kendi kendilerini yönettikleri gerçeklerinin göz ardı edildiğini kaydetti.

Özgürgün'ün açıklamasına şöyle devam etti:

''BM Güvenlik Konseyinin kapsamlı müzakerelerde ilerleme kaydedilmiş olduğunu vurgulayarak mevcut sürecin makul bir zaman dilimi içerisinde çözüme ulaşılması için bulunmaz bir fırsat olduğunu kaydetmesinin, Rum liderliğinin bu görüşlerin hilafına sarf etmekte olduğu ifadelere cevap niteliğinde unsurlardır. Kararda yer alan müzakere sürecine ivme kazandırılmasına yönelik çağrının da hangi tarafa yapılması gerektiği açıktır. Rum tarafını açıkça eleştirmekten kaçınmakla birlikte Güvenlik Konseyi kararındaki bu unsurlar uluslararası camianın Rum tarafının samimiyetten uzak tutumundan rahatsızlık duyduğunu göstermektedir.''

-''ELEŞTİRİLMEMESİ ÜZÜNTÜ VERİCİ''-


Özgürgün, Rum Yönetimi liderliğinin yaptığı tüm olumsuz açıklamalara, görüşmelerde sergiledikleri uzlaşmaz tutum ve BM parametrelerini hiçe sayan önerileri ile Mülkiyet ve Kayıp Şahıslar gibi konularda görüşme masası dışında BM parametrelerini ve müktesebatını ortadan kaldırmaya yönelik Avrupa Birliği Adalet Divanı ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemeleri nezdinde atmakta oldukları adımlara rağmen, Rum tarafının BM Güvenlik Konseyi kararında açıkça ve sert bir dille eleştirilmemesinin de üzüntü verici olduğunu vurguladı.

Özgürgün şunları kaydetti:

''Öte yandan 2004 referandumları sonrasında ilk defa ayrı olarak yayınlanan İyi Niyet Misyonu Raporunu da kapsayan mevcut kararda BM eski Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Güvenlik Konseyince ele alınmamış olan Mayıs 2004 raporu ve bu raporda yer alan Kıbrıslı Türkler üzerindeki insanlık dışı izolasyonların kaldırılmasına yönelik çağrılara yer verilmiyor olması büyük bir eksikliktir.

Bu tutum Güvenlik Konseyinin müzakerelere ivme kazandırılması yönündeki görüşlerine ters düşmektedir. Halkımız üzerindeki izolasyonların kaldırılmasının bir çözüme yardımcı olacağı uluslararası toplum tarafından beş buçuk yıl önce teslim edilmişken, yakın bir gelecekte çözüme ulaşılması için gerekenlerin yapılmasının istendiği bir Güvenlik Konseyi kararında izolasyonlardan bahsedilmemesi anlaşılmaz bir ikilemdir.''

-''ÇÖZÜM İSTEYENLER RUMLARA AÇIK MESAJ VERMELİ''-

Uluslararası toplumun Kıbrıs'ta gerçekten erken ve adil bir siyasi çözüm istiyorsa Rum tarafına topluca açık bir mesaj vermek durumunda olduğunu vurgulayan Özgürgün, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin, BM parametreleri çerçevesinde kapsamlı bir çözüm için samimiyetle müzakere etmek niyetinde olmaması halinde Rum tarafını ilanihaye beklemeyeceğini belirtti.

Özgürgün, Güvenlik Konseyinin bu gerçekler ışığında daha gerçekçi bir tutum almasını ümit ettiğini de ifade etti.

AA

Fotoğraf: AA