İngiliz Economist dergisi, Kıbrıs görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın Nisan ayında yeniden seçilme şansını zayıflatabileceğini yazdı.

Dergi bu haftaki sayısında, Kıbrıs sorununa ve adada devam eden müzakerelere ilişkin bir makale yayımladı.

"Türkiye'nin tükenen AB'ye katılım umutları, Kıbrıs'ta sağlanacak bir anlaşmayla artabilir" denilen makalede, gelecek haftaların Kıbrıs sorunuyla ilgili "kritik" olduğu belirtildi.

Türkiye'nin AB ile müzakere sürecinin "yavaş" gittiğini, 35 başlıktan yalnızca birinin tamamlanabildiğini kaydeden dergi, 8 Aralıkta AB'nin Türkiye ile çevre konusundaki fasılı açmaya karar verdiğini anımsattı.

Türk kamuoyunun AB'ye katılım konusundaki desteğinin azaldığına da dikkati çeken dergi, AB Konseyi Başkanlığına getirilen Herman Van Rompuy'un ve Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin Türkiye'nin üyeliği konusundaki olumsuz görüşlerini anımsattı ve "Yine de Batılı diplomatlar Türklere, zamanın onlardan yana olduğunu ve cumhurbaşkanlarının gelip gideceğini söylüyor" yorumuna yer verdi.

Kıbrıs sorununun "acil bir problem" olduğu kaydedilen makalede, Kıbrıs Rum kesiminin bu hafta Türkiye'nin AB müzakerelerinde 5 başlığı engelleyebileceğini açıkladığı hatırlatıldı. Dergi, "Eğer Türkiye'nin AB'ye doğru bir ilerleme konusunda umudu varsa, Kıbrıs konusunda bir anlaşmaya varılması gereklidir" yorumunu yaptı.

Economist, Kıbrıs sorununda bir çözümün NATO ile AB arasındaki ilişkileri de düzelteceğini belirterek, Rauf Denktaş ve Tasos Papadopulos dönemlerinde Kıbrıs sorunuyla ilgili gelişmelerden ve Annan planının 2004 yılında Rumlar tarafından reddedilmesinden satırlarında bahsetti.

-"ÇÖZÜM İÇİN TÜRKİYE VE YUNANİSTAN BASKI YAPMALI"-


Şubat 2008'de Dimitris Hristofyas'ın yeni Rum lideri seçilmesiyle, Kıbrıs sorununda ilerlemeler sağlanmaya başladığını belirten dergi, Hristofyas'ın yalnızca çözümden yana olmadığına, aynı zamanda Talat'ın arkadaşı da olduğuna dikkat çekildi. Eylül 2008'de adada müzakerelere başlandığı kaydedilerek, görüşmelerin ekonomi, AB, yönetim, toprak, güvenlik ve mülkiyet başlıkları altında yürütüldüğü anımsatıldı.

Haftada iki kez görüşen Talat ve Hristofyas'ın, ekonomi, AB, yönetim gibi konularda ilerlemeler kaydettikleri, ancak güvenlik ve mülkiyet konularının çözümü zor konular olduğu belirtilerek, "Ama yeterli zaman, iyi niyet ve iki tarafa yeterince baskıyla çözüm mümkün. Ancak ne yazık ki bunların üçü de yok" denildi.

Zamanın azaldığının, Nisan ayında KKTC'de seçimler yapılacağının ve Talat'ın bu seçimlerde kaybedebileceğinin belirtildiği makalede, şunlar kaydedildi:

"Talat'ın partisi, geçen Nisan ayında yapılan genel seçimlerde yenilgiye uğradı. Milliyetçiler kazandı. Şimdi Başbakan, Denktaş'la aynı çizgide olan Derviş Eroğlu. İngilizceyi az bilen ve Hristofyas'ı hemen hemen hiç tanımayan Eroğlu anketlerde başkanlık yarışında önde gözüküyor. Talat çözüm görüşmelerine çok fazla siyasi yatırım yaptı. Eğer anlaşma sağlanamazsa, daha fazla sayıda seçmen Talat'a yüz çevirebilir."
Her iki tarafın da çözümü ne kadar istediğinin önemli olduğunun belirtildiği dergide, Kıbrıslı Türklerin çözümden yana olduğu, çünkü çözüm olmadan tanınmayacakları ve izolasyonların kalkmayacağı belirtildi. Ancak AB üyesi olan Kıbrıs Rum kesiminde durumun böyle olmadığını kaydeden Economist, çözüm ve ilerlemenin "dışardan gelen baskılarla" sağlanabileceğini, bu baskıları da ancak Türkiye ve Yunanistan'ın yapabileceği yorumunu yaptı. Derginin makalesinin sonunda ise şu ifadeler yer aldı:

"Eğer bu görüşmeler başarısız olursa, başka bir şansın gelecek yıllarda ortaya çıkması olası değil. Türkiye'nin AB umutları yok olacaktır ve AB'nin dünyadaki daha büyük rol isteği çökecektir (AB arka bahçesindeki bu sorunu çözemezken, nasıl başka bir yerde daha fazlasını yapabilsin ki?)."

Bu arada derginin bu haftaki sayısında Kıbrıs'la ilgili yer alan başka bir makalede, "Afrodit'in sorunlu adası" başlığı atılarak, "tarihin, Kıbrıs probleminin çözümünün neden zor olduğunu gösterdiği" belirtilerek, sorunun tarihi hakkında bilgi verildi.

AA