Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğinin bir "kazan-kazan" durumu olduğunu söyledi.

Bağış, İsveç'in başkenti Stockholm'daki temasları sırasında Türkiye-AB Karma İstişare Komitesi toplantısının açılışında yaptığı konuşmada, "Türkiye ile AB arasında düzenli, güçlü ve sürekli bir diyaloğun temellerini atan bu komitenin değerli üyelerini Türkiye'nin AB yolunu döşeyen gerçek emekçileri olarak gördüğümü ifade etmek isterim" dedi.

Türkiye'nin AB sürecine ilişkin ayrıntılı bilgi veren Bağış, "Hükümetimiz, Türkiye'yi AB üyelik hedefimize yaklaştıran reform sürecini kararlıkla devam ettirmektedir" diye konuştu. Reformların açılacak fasıl sayısını artıracağını ifade eden Bağış, "Katılım sürecinde başarımız reformların devamına bağlıdır" dedi.

Müzakere sürecinin devam ettiğini, şu ana kadar 11 faslın açıldığını ve bir faslın geçici olarak kapatıldığını belirten Bağış, bundan sonraki fasılların daha zor olduğunu, açılış kriterlerinin önemli yasal düzenlemeler ve uyum gerektirdiğini söyledi. Bağış, "Unutmayalım ki AB standartlarına ulaşmak için hepimizin biraz elimizi taşın altına koymamız gerekiyor" dedi.

Müzakere sürecinin özellikle bazı üye ülkelerden kaynaklanan nedenlerden dolayı sekteye uğradığını belirten Bağış, 18 başlıkta müzakerelerin başlamasının bir şekilde bloke edildiğini kaydetti.

Bağış, "Üzerinde açılış kriterlerini yerine getirmek için çalışabileceğimiz sadece 6 başlık bulunmaktadır. AB üyesi ülkelerin bu yaklaşımlarını gözden geçirmeleri gerekmektedir. Her türlü engellemeye, olumsuzluğa, iç ve diş dirence rağmen reform ve katılım sürecimiz devam etmektedir. Biz ayrıcalık talep etmiyoruz, ama ayrımcılık da istemiyoruz" diye konuştu.

-TEK PAZAR-

AB'nin iskeletinin "tek pazar" olduğunu ifade eden Bağış, AB'nin dört üretim faktörünün (mallar, kişiler, hizmet, sermaye) serbest dolaşımına dayanan bütünleşmesiyle dünya politik tarihinde bir başarı hikayesi olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Bu bütünleşmenin temeli serbest dolaşımdır ve Türkiye'yi bu haktan mahkum ederek verilecek bir ortaklık kabul edilemez. Gümrük Birliğinin dengeli işlemesi için istişare mekanizmaları adil işlemeli ve vize engel olmaktan çıkmalıdır. Kaldı ki 1996 yılından bu yana AB ile Gümrük Birliği tesis etmiş olan Türkiye, üye olmadan yani karar alma süreçlerine tam olarak dahil olmadan böyle bir bütünleşmeye girerek zaten fazlasıyla ayrıcalıklı bir ortaklık kurmuştur.

Ekonomik yararın, fırsat eşitliğinin, rekabetin, bütünleşmiş bir pazarın ne denli önemi olduğunu bilen aramızdaki Avrupalı dostlarımızın Türkiye'nin AB üyeliğini siyasi malzeme yapan politikacılara karşı ülkemize verecekleri destekten şüphem yok. Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğinin bir kazan-kazan durumu olduğunu unutmayalım" dedi.

Avrupa ülkeleri kamuoylarında Türkiye ve AB üyeliği konusunda ön yargılar ve eksik bilgilerden kaynaklanan bir görüntü ve tanıtım sorunu bulunduğunu ifade eden Bağış, Türkiye'de de AB'ye ilişkin bazı yanlış algılamalar ve bilgi eksikliklerin görüldüğünü belirtti.

Bağış, bu bağlamda Türkiye'yi AB kamuoyuna, AB'yi Türk kamuoyuna anlatmayı amaçlayan bir AB İletişim Stratejisi (ABİS) Çerçeve taslağı hazırlandığını kaydetti. Bağış, yakın zamanda ABİS çerçeve taslağı için medya kuruluşları ile toplantı yapılarak görüşlerinin alınacağını ve ardından ABİS duyurularak 2010 başı itibarıyla uygulanmasına başlanacağını bildirdi.

AA