KKTC Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, İngiltere ve Yunanistan'ın, 1960 anlaşmalarından kaynaklanan Kıbrıs'taki garantörlük sorumluluklarını terk etmeye hazır olabileceğini, ama Türkiye'nin garantörlüğünün devamının Kıbrıs Türk halkı açısından hayati bir ihtiyaç olduğunu söyledi.

Sözcü Erçakıca, düzenlediği haftalık basın brifinginde, İngiltere'nin Kıbrıs'taki askeri müdahale haklarından vazgeçmeye hazır olduğuna dair basına yansıyan haberlerin teyit edilemediğini belirterek, konunun önemi nedeniyle bu konudaki görüşlerini bir kez daha açıklamak istediklerini kaydetti.

Güvenlik ve garantiler konusunun, Kıbrıs sorununun en önemli parçalarından biri olduğunu ifade eden Erçakıca, "1960 düzeni Kıbrıs Türk halkının güvenliğini yeterince sağlamadığı için, Kıbrıs Türk halkının 1960 anlaşmalarıyla elde ettiği haklara tecavüzler olduğu için, Kıbrıs sorunu yeni bir safhaya girmiştir" dedi.

1963 olaylarıyla birlikte Kıbrıs sorununun yeni bir aşamaya girdiğini kaydeden Erçakıca, "Kıbrıslı Türklerin adadan sökülüp atılmasını engelleyenin garanti sistemi olduğuna" işaret ederek, garanti sisteminin Kıbrıs sorununun nedeni olmadığını vurguladı.

Garanti sisteminin Kıbrıslı Türkler için hayati olduğunun altını çizen Erçakıca, garantörlüğün, Kıbrıs Türk halkının can ve mal emniyeti ile Kıbrıs adasındaki haklarını koruması bakımından gereklilik olduğunu söyledi. Erçakıca, "Bizim için gerekli olan Türkiye'nin garantörlüğüdür" dedi.

Erçakıca, bugünkü konjonktürde İngiltere ve Yunanistan'ın 1960 anlaşmalarından kaynaklanan garantörlük sorumluluklarını terk etmeye hazır olabileceğini, ama Kıbrıs Türk halkı bakımından garantilerin ve Türkiye'nin garantörlüğünün devamının hayati bir ihtiyaç olduğunu vurguladı.

-"ÇOK TEHLİKELİ GELİŞME"-

Kıbrıs sorununa kapsamlı çözüm bulma çabaları devam ederken, Kıbrıs Rum tarafının, Türkiye'nin AB üyeliği sürecini değerlendirerek Kıbrıs Türk halkının onaylamayacağı bir çözümü bu yolla dayatma gayreti içinde bulunduğunu da belirten Erçakıca, Rum Ulusal Konseyinin dünkü toplantısında bu konuda yapılabileceklerin ele alındığını, ayrıca Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas'ın AB üyesi ülkelerin liderlerine mektup göndererek Türkiye'nin "yükümlülüklerinden" söz ettiğini ve bu "yükümlülüklerin" yerine getirilmemesi halinde Türkiye'nin üyelik sürecini engellemeye çalışacakları tehdidini ileri sürdüğünü hatırlattı.

Kıbrıs Rum tarafının AB Konseyinden, Türkiye'nin üyelik süreci ile Kıbrıs sorununu ilişkilendiren bir "yol haritası" elde etmeye çalıştığına işaret eden Hasan Erçakıca, "Bu çok tehlikeli bir gelişme olur. Bu aslında, Kıbrıs sorununun çözümünü Türkiye'ye karşı bir şantaj olarak kullanma sonucu doğurur ve Kıbrıs Türk halkının müzakere sürecine bağlılığını, güvenini yok etme tehlikesini de içinde taşır" dedi.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in 15 Kasım törenlerinde ifade ettiği, "Kıbrıs meselesini Türkiye'nin AB politikasının önüne koyarak, eğer birileri 'ya Kıbrıs ya AB' diye düşünüyorsa, Türkiye'nin tercihi sonsuza kadar Kıbrıs Türkünün yanında olacaktır" sözlerine atıfta bulunan Erçakıca, Çiçek'in sözlerinin yerinde bir uyarı niteliği taşığını kaydetti.

AA