Pakistan Ulusal Meclis Başkanı Fehmida Mirza, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın düşünce ve görüşlerinden faydalanacaklarını belirterek, ''Bir devlet adamı olarak İslam Dünyasında bu milenyumun başından beri sesi en güçlü çıkan figürlerinden bir tanesisiniz'' dedi.

Mirza, ''Filistin halkının davasını savundunuz. Sayın Başbakan sadece hem Türkiye hem Gazze'deki insanların kalbini ve aklını kazanmakla kalmadınız burada Pakistan halkınında kalbini ve beynini, aklını kazanmış bulunuyorsunuz'' şeklinde konuştu.

Pakistan Ulusal Meclisi'nin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı ağırlamaktan onur duyduğunu ifade eden Mirza, ''Siz vizyon sahibi bir lidersiniz ve Türkiye Cumhuriyetinde oy çokluğuyla seçilmiş bir başbakansınız'' diye seslendi.

Başbakan Erdoğan'ın parlamentoda yapacağı konuşmanın çok önemli olduğunu anlatan Mirza, şunları kaydetti:

''Çünkü bu binada ilk defa bir yabancı devlet başkanı veya hükümet başkanı son 20 yılda ilk defa hitap edecektir. Sizin düşünce ve görüşlerinizden faydalanacağız bir devlet adamı olarak İslam dünyasında bu milenyumun başından beri sesi en güçlü çıkan figürlerinden bir tanesisiniz.

Filistin halkının davasını savundunuz Sayın Başbakan. Hem Türkiye hem Gazze'deki insanların kalbini ve aklını kazanmakla kalmadınız, burada Pakistan halkınında kalbini ve beynini, aklını kazanmış bulunuyorsunuz. Sizin barış inisiyatiflerinizi -ki Türkiye'nin Ermeni ve Yunan komşularıyla iyi ilişkiler kurma konusundaki adımları- Pakistan'da ve genel olarak İslam dünyasında destek bulmaktadır.''

Mirza, 'Medeniyetler İttifakı Girişimi'nin genel olarak aşırı uçlara karşı küresel olarak bir adım atılması ve bunu da diyalog ve işbirliği açısından yapılması açısından önemli olduğunu kaydetti.

Pakistan Ulusal Meclis Başkanı Mirza, Mevlana'nın ve Pakistan'daki çok önemli tasavvuf liderlerinden bir tanesinin hep aynı çizgi üzerinde yürüdüklerini de söyledi.

ERDOĞAN, PAKİSTAN SENATOSU VE ULUSAL MECLİSİNDE PARLAMENTERLERE HİTAP ETTİ

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Tabii bugün Sayın Başbakan ile içeride görüşürken, ve az öncede kürsüde dinlediğimiz gibi 'Bu parlamentodan tüm kararlar oy biriliğiyle çıkıyor' demesi. Beni burada çok çok mutlu etti. Darısı benim ve bizim başımıza diyorum'' dedi.
Başbakan Erdoğan, Pakistan Senatosu ve Ulusal Meclisinin ortak oturumunda parlamenterlere hitap etti.

Bağımsızlığına kavuştuktan bugüne kadar geçen 62 yılda Pakistan'ı Türk milletinin her zaman düşüncelerinde ve kalbinde var olduğunu vurgulayan Erdoğan, bu birlikteliğin esasen daha da geçmişe uzandığını söyledi. Erdoğan, şöyle konuştu:

''Bizler Pakistan halkına minnet borçluyuz. Pakistan halkının Türk İstiklal Savaşı'na verdiği desteği nasıl unutabiliriz. Çeyizlerini, mücevherlerini kadınıyla erkeğiyle mücadele yıllarında bizlere bağışlayan milletimizin hak ve hukuku için hayatlarını feda eden Ali kardeşleri, Çavdurileri hafızamızdan nasıl silebiliriz? Ünlü şair İkbal'in, 'Şarktan Haber' adlı eserinde yer alan Mustafa Kemal Paşa'ya hitap dizlerinde 'bizim aslımız rengi uçmuş bir kıvılcım iken, O'nun bir bakışıyla cihanı kaplayan, aydınlatan güneş haline geldik' der. İşte bundan dolayı Türkiye, Pakistan'ın başarılarını kendi başarısı olarak görür. Türkiye, Pakistan'ın meselelerine kendi meseleleri olarak görür. Türkiye, Pakistan halkının sevinçlerini kendi sevinci, Pakistan halkının hüzünlerini kendi hüznü olarak görür.

Türkiye de Pakistan da birer kültür mozaiğidir. Bu topraklar büyük medeniyetlerin yeşerdiği topraklardır. Pakistan'ın zengin kültür mirası evrensel bir değerdir. Pakistan müzeleri tüm mirasıyla bu güzelliği sergiliyor. Müziğiniz, resim sanatınız da renk doludur.''

''18 Şubat 2008 tarihli seçimlerle Pakistan'da açılan yeni dönemin, demokratikleşme ve ekonomik reformlar alanında attığınız adımlar fevkalade önemlidir'' diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

''Malum, bizler başından beri aktif şekilde Demokratik Pakistan'ın Dostları Grubu oluşumu içinde yer alıyor ve bu oluşumun Pakistan'ın haklı beklentilerine cevap verecek somut sonuçları bir an evvel getirmesinin önemine her vesileyle dile getiriyoruz. Hiç şüphesiz tüm ülkeler 25 Nisan 2009 tarihinde Tokyo'da gerçekleşen Donörler Konferansı'nda verdikleri taahhütleri yerine getirmelidir. Demokratik Pakistan'ın Dostları Grubu projeleri gençliğe de hitap etmeli, ayrıca özellikle eğitim ve sağlık alanlarında projeler süratle hayata geçirilmelidir.''
Erdoğan, ''Pakistan ile Afganistan ile ilişkilerinde olan 'nahoş durumların' son iki yıl içinde kat ettiği mesafe açısından olumlu yöndeki gelişmeler umudumuzu arttırırken, zaman zaman bazı olumsuzuluklar da bizi üzmektedir'' dedi.

Başbakan Erdoğan, Pakistan'ın, Hindistan ile ilişkilerini geliştirilmesine yönelik olumlu iradesinin de somut meyvelerini mutlaka göreceklerini belirterek, ''Burada da Türkiye olarak elimizden ne gelirse yapmaya hazırız ve yapıyoruz da. Uluslararası ilişkilerin bugünkü dokusunda önemli olan, etkin çok taraflılık ilkesinin hayata geçirilmesidir. Her ülkeye bu anlamda görev düşüyor'' diye konuştu.

Türkiye ve Pakistan'ın yalnızca ikili değil, daha geniş çerçevede de etkin bir işbirliği sergilediklerini ifade eden Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

''Aziz kardeşim Başbakan Gilani ile görüşmelerimizin sonunda dün yayımladığımız Ortak Siyasi Bildirge ile önümüzdeki dönemde her alanda ilişkilerimizi daha da mükemmel hale getireceğiz. Tabii bugün Sayın Başbakan ile içeride görüşürken, ve az öncede kürsüde dinlediğimiz gibi 'bu parlamentodan tüm kararlar oy biriliğiyle çıkıyor' demesi beni burada çok çok mutlu etti. Darısı benim ve bizim başımıza diyorum.
Özellikle ekonomik ve ticari ilişkilerimizin ivme kazanması yönünde azami gayret sarf edecek, inşallah ticaret hacmimizi 2012 yılı sonuna dek 2 milyar dolara yükselteceğiz. Heyetimde yer alan iş adamlarımızla Pakistanlı muadilleri temel sektörlerde iş birliğinin hangi somut projelerle güçlendirilebileceğini etraflı şekilde ele aldılar.''

Erdoğan, Türkiye-Pakistan-Afganistan Üçlü Zirve Süreci çerçevesinde bugüne kadar gerçekleştirilen 3 toplantının herkesin takdirini topladığını belirterek, şöyle devam etti:

''Örnek alınmaya başlanmış ve sağlam bir zemine oturmuş değerli bir süreçtir. Bu sürecin parlamento boyutu da hayata geçmiş, üç ülke parlamentolarının dış ilişkiler komitelerinin üyeleri Ankara'da geçtiğimiz aylarda bir araya gelmişlerdir. Bunu diğer parlamento komisyonlarına da genişletmek elbette Yüce Meclislerimizin takdirindedir. Türkiye ile Pakistan bölgesel düzeyde Ekonomik İşbirliği Teşkilatı, D?8 ve İKÖ Teşkilatı gibi zeminlerde birliktedir.''

Başbakan Erdoğan, ulaştırma altyapılarından enerji hatlarına, bankacılıktan kalkınma projelerine değin tüm ekonomik alanlara birlikte eğildiklerini belirterek, ''Genç nesillere huzurlu, refah dolu bir geleceği birlikte hazırlıyoruz'' dedi.

Başbakan Gilani'nin hazır bulunduğu bir törenle 14 Ağustos 2009'da İslamabad'dan kalkan yük treninin Tahran üzerinden on dört gün sonra İstanbul'a varmasıyla demiryolu ulaşımında sembolik bir adımı bu yaz birlikte attıklarını anımsatan Erdoğan, ''Havayolu bağlantılarımızı mutlaka artırmalıyız. Karayolu taşımacılığı anlaşmamızı bir an önce yürürlüğe sokmalıyız. Deniz ulaşımını kolaylaştırmalıyız. Enerji sektöründeki iş birliğimize, savunma sanayi projelerine özel bir önem vermeliyiz'' diye konuştu.

-''PAKİSTAN HALKININ VERDİĞİ DESTEĞİ UNUTMADIK''-


Başbakan Erdoğan, 17 Ağustos 1999'da Türkiye'de yaşanan deprem sonrasında Pakistan halkının gönüllerinden verdiği desteği hiç unutmadıklarını ve unutmayacaklarını kaydetti. Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''8 Ekim 2008'de Pakistan'da yaşanan ve 75 bin kardeşimizi kaybettiğimiz depremin acısını da yüreğimizde hissettik. Deprem haberini duyar duymaz, tüm imkanlarımızı seferber ettik ve Pakistan'ın yardımına koştuk. Ben, o günlerde gelerek, bizzat Muzafferabad şehrini ziyaret etmiştim. Bu sabah yeniden Muzafferabada'a gittim. Bizzat bana, yani Başbakanlığa bağlı olan, Toplu Konut İdaresi tarafından kısa bir sürede inşa edilen Hükümet Kompleksi'nin hayırlı olmasını diliyorum.

Yine, Türk Kızılayı'nın katkılarıyla İslamabad'da inşa edilen Afet Yönetim ve Lojistik Merkezi'nin de dayanışma ve yardımlaşmamızın canlı birer örneği olduğunu ifade etmek isterim. Allah, bizlere ve halklarımıza bir daha böyle acılar yaşatmasın. Gerek tedbirlerin alınması, gerek kayıpların telafisi, acıların dindirilmesi noktasında her zaman dayanışma içinde olacağımızın da bilinmesini isterim.''

Başbakan Erdoğan, Zülfikar Ali Butto'nun, kızı Benazir Butto'ya yazdığı bir mektubu da hatırlatarak, şunları kaydetti:

''Yazdığı son bir mektubunun satırlarında, hayata dair öğütlerini aktarırken, bunlardan birincisini İstanbul'a olan hayranlığına ayırır ve Doğu ile Batı'nın buluştuğu bu şehrin, ihtişamını anlatır. Şunu hiç tereddütsüz ifade etmek durumundayım. 4.5 yıl İstanbul'un belediye başkanlığını yaptım. İstanbul iki kıtayı birleştiren bir şehir. İstanbul, bir Türk şehri olduğu kadar, Pakistanlıların da şehridir. Aynı şekilde, İslamabad, Lahor, Peşaver, Ketta, Karaçi ve daha nice Pakistan şehirleri de bizim kendimizi evimizde hissettiğimiz şehirlerdir. Biz burada kendimizi evimizde hissediyoruz, kendimizi akrabalarımızın, kardeşlerimizin yuvasında hissediyoruz. Aynı şekilde sizlerin de Türkiye'de hiç yabancılık çekmeyeceğinize, kendinizi evinizde, yuvanızda hissedeceğinize tüm kalbimle inanıyorum. Pakistan ve Türkiye, bölgenin iki güçlü ülkesidir. Pakistan ve Türkiye, bölgesel ve küresel barışa katkı sağlayan ülkelerdir.

Dayanışma içinde olduğumuz sürece, tarihten bugüne kadar gelen kardeşliğimizi muhafaza ettiğimiz sürece, hiçbir bölgesel mesele huzur ve istikrarımız önünde engel teşkil etmeyecektir. Bu düşüncelerle Yüce Parlamentonuzun değerli üyelerini ve şahsınızda tüm Pakistan halkını en derin saygı ve hürmet duygularımla selamlıyorum. Pakistan zindabad. (yaşasın) Türkiye Pakistan dostluğu zindabad.''

AA

Fotoğraflar: AA