Son yıllarını kurumsal sorunlarını çözecek yeni bir anayasa çabasıyla geçiren Avrupa Birliği, bu amaca hizmet edecek Lizbon Anlaşması'nın önündeki son engel Çek Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Vaclav Klaus'u, metni imzalaması için çekincelerini giderecek tavizler vererek ikna etmeye çalışıyor.
29-30 Ekimdeki AB zirvesine hazırlık için bugün Lüksemburg'da toplanan AB dışişleri bakanları tarafından yürütülen müzakerelerde, Klaus'un II. Dünya Savaşı'nın ardından eski Çekoslavakya'dan sürülen Almanların el koyulan mülklerinin iadesine yönelik AB mahkemelerinde dava açılmamasını garantiye almak için talep ettiği Temel Haklar Sözleşmesi'nden muafiyet konusunda ilerleme sağlanması bekleniyor.

Lizbon Anlaşması'nda Çek Cumhuriyeti'ne Temel Haklar Sözleşmesi'nden muafiyet tanınması halinde aynı tavizin, eski Çekoslavakya'nın diğer üyesi Slovakya'ya da verilmesi öngörülüyor.

Lizbon Anlaşması müzakerelerinde Temel Haklar Sözleşmesi'nden çalışma hukukunu etkileyeceği gerekçesiyle İngiltere ve eşcinsel evliliği meşrulaştıracağı gerekçesiyle Polonya 2007 yılında muaf tutulmuştu.

Lizbon Anlaşması'nın İrlanda'daki ikinci referandumda kabul edilmesinin ardından direnci azalan Klaus'un ikna edilmesi ve Çek anayasa mahkemesinin yeni AB anayasasıyla ilgili yarın açıklayacağı kararın müspet çıkması halinde iyimser bir atmosferde toplanacak AB zirvesinde, ilk daimi AB Konseyi Başkanı ve AB Komisyonu başkan yardımcılığını da üstlenecek AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi'nin (AB Dışişleri Bakanı) isimleri üzerinde mutabakat aranacak.

Eski İngiltere Başbakanı Tony Blair, AB Konseyi başkanlığına en yakın isim olarak öne çıkarken oldukça geniş yetkilerle donatılacak AB dışişleri bakanının büyük ölçüde Fransız-Alman eksenince belirlenmesi bekleniyor.

Brüksel kaynakları, AB dış politikasında etkili olmayı hedefleyen Fransa ve Almanya'nın bu strateji kapsamında Avrupa Parlamentosu başkanlığının bir Polonyalıya ve AB Komisyonu başkanlığının yeniden İspanya destekli bir Portekizliye gitmesine yeşil ışık yaktıklarına ve Blair'in AB Konseyi başkanlığına atanmasına itiraz etmediklerine dikkat çekiyor.

Lizbon Anlaşması'nda, dış politikada tek seslilik için getirilen AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi, AB dışişleri bakanları toplantılarına başkanlık edecek. Aynı zamanda AB Komisyonu başkan yardımcılığı görevini üstlenecek olan Yüksek Temsilci, "AB'nin dış eylemlerinin eş güdümünü" sağlayacak.

Yetki ve sorumlulukları henüz kesinleşmeyen Yüksek Temsilci'nin yine Lizbon Anlaşması'nda öngörülen AB dışişleri teşkilatı (Avrupa Dış Eylem Servisi) için bütçe ve personel önerebilmesi, AB polis ve gözlemci misyonlarınI ve AB barış gücü operasyonlarını yönetmesi ve AB üyeleri arasında bilgi ve istihbarat paylaşımını hızlandırması bekleniyor.

Dünyada "ekonomik dev, siyasi cüce" olarak tanınan AB'nin Lizbon Anlaşması'nın yürürlüğe girmesiyle birlikte dış, savunma ve güvenlik politikalarında tek ses olmayı başararak "uluslararası süper güç" konumuna terfi etmesi hedefleniyor.

AA