ABD’nin eski İsrail Büyükelçisi, Brookings Enstitüsü Başkan Yardımcısı Martin Indyk, Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin kopma noktasına gelebileceği uyarısını yaparken, AKP döneminde Türkiye’nin Arap dünyasına kayarak İsrail’den uzaklaşmasını engelleyen “üç fren’in bulunduğunu, bunların Türk ordusu, iş dünyası ve barış süreci olduğunu savunarak “Son iki yılda bu üç fren, hepsi, gevşedi” dedi.

Halen ABD’nin önde gelen düşünce kuruluşlarından Brookings Enstitüsü Başkan Yardımcısı olan, ABD’nin İsrail nezdindeki eski Büyükelçisi Martin Indyk, Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin kopma noktasına gelebileceği uyarısında bulundu. Indyk, AKP döneminde Türkiye’nin Arap dünyasına kayarak İsrail’den uzaklaşmasını engelleyen “üç fren’in bulunduğunu, bunların Türk ordusu, iş dünyası ve barış süreci olduğunu savunurken “Son iki yılda bu üç fren, hepsi, gevşedi” şeklinde konuştu.

İstanbul’da bazı toplantılara katıldıktan sonra Cumhurbaşkanı Şimon Peres’in himayesindeki bir konferans için Kudüs’e gelen Martin Indyk, Jerusalem Post ile yaptığı söyleşide Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerde yaşyanan krizin bir kopma noktasına gelebileceğini savundu.
AKP döneminde Türkiye’nin Arap dünyasına kayıp İsrail’den uzaklaşmasını engelleyen “üç fren’in bulunduğunu belirterek bunların Türk ordusu, iş dünyası ve barış süreci olduğunu savunurken “Son iki yılda bu üç fren, hepsi, gevşedi. Ordu, kışlaya geri itildi ve hükümet politikası üzerindeki eski etkisi artık yok. İş dünyası da, giderek hükümetin nefesini ensesinde hissediyor ve İsrail ile ilişkilerin ekonomik açıdan önemli olduğunu söyleyecek durumda değil. Barış süreci ise, hem Suriye ile, hem de Filistinliler ile artık yok” diye konuştu.

“GAZ PEDALI OLUP FREN BULUNMAYAN BİR ARABA GİBİ”


“Bu ciddi olduğunu düyünüyorum çünkü gaz pedalı olup fren bulunmayan bir arabaya benziyor” ifadesini de kullanan Indyk, krizin “kişisel bir boyut” ile körüklendiğini, bunun da her zaman problematik olduğunu da öne sürerken İsrail ile Suriye arasında arabuluculuk yapan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, döneminde İsrailli Başbakan Ehud Olmert’ın Türkiye’yi ziyaret ettiğinde, çok kısa bir süre sonra başlatılan Gazze operasyonundan hiç söz edilmemesi nedeniyle “bizzat ihanete uğramış gibi hissettiği”ni öne sürdü.

Martin Indyk, Davos olayı sonucunda Şimon Peres’in de alındığını, Mart ayında İsrail’de iktidara gelen Başbakan Benjamin Netanyahu’nun ise, Suriye ile müzakere etme konusunda acelesi olmadığını belirterek Davos’taki tecrübenin ardından Cumhurbaşkanı Peres’in de, Türkleri arabuluculuk çabalarına dahil etmenin İsrail’in Ankara ile ilişkisini daha da karmaşıklaştıracağını düşündüğünü de söyledi.

Türk-İsralli ilişkilerin daha da bozulmasının önlenmesi için “Barış yap ve her şey iyi olacak” formülünü dile getiren Indyk, İsrail’in hem Filistinliler, hem de Suriyeliler ile müzakereleri sürdürmesi halinde bu çeşit yan etkilerinin ortadan kaldırılmasının kolaylaşacağını sözlerine ekledi.

(ANKA)