Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreu, Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında "imtiyazlı ortaklık"tan yana olmadıklarını ifade ederek, "ancak Türkiye'nin tüm AB'ye üye olmak isteyen aday ülkeler için geçerli olan yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmesi gerektiğini" söyledi.
Güney Kıbrıs'ı ziyaret eden Papandreu, Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas ile görüşmesinin ardından basın toplantısı düzenledi.

Papandreu, dün akşam Yunan Meclisinden güven oyu almasının ardından ilk resmi ziyaretini Güney Kıbrıs'a gerçekleştirmesinin, "Hristofyas'ın çözüm çabalarına verdikleri büyük desteğin bir göstergesi" olduğunu ifade etti.

Tıpkı Güney Kıbrıs'ın AB'ye üyeliği döneminde gerçekleştirdikleri gibi bir işbirliğini bugün de her konuda gerçekleştireceklerini kaydeden Papandreu, gerek Yunanistan, gerekse Güney Kıbrıs'ın Türkiye'nin AB sürecinin her ikisinin de çıkarına olduğuna inandıklarını söyledi.

Hristofyas'ın "Kıbrıs sorununun BM kararları çerçevesinde AB ilkelerine uyumlu bir biçimde, adil ve yaşayabilir çözümüyle ilgili çabalarının desteklenmesinin önceliği teşkil ettiğini" ifade eden Papandreu, "Kıbrıs'ın kendisinin ve halkının" AB'ye katılımıyla ilgili büyük başarısının sağlanmasında ülkesinin katkısından dolayı gururlu olduğunu söyledi.

Türkiye ile AB arasında "imtiyazlı ortaklık"tan yana olmadıklarını belirten Papandreu, Türkiye'nin AB'ye tam üyelik umuduna sahip olması gerektiğini kaydetti.

Yunan Başbakanı, "ancak Türkiye'nin tüm AB'ye üye olmak isteyen aday ülkeler için geçerli olan yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmesi gerektiğini" söyledi.

"Aralık ayındaki Avrupa Konseyi toplantısının önemli olduğunu, zira Türkiye'nin AB üyelik sürecinin değerlendirileceğini" anımsatan Papandreu, bu değerlendirmenin "objektif, ancak katı" olacağını ileri sürdü.

Bölge halklarının işbirliği ve barış hedefine sahip olarak çabaların sürdürüleceğini ifade eden Papandreu, Kıbrıs sorununun çözümünün kalıcı ve fonksiyonel olması gerektiğini vurguladı.

"Türkiye'nin AB katılım sürecinde yeni bir yol haritası olması gerektiği şeklinde görüşler belirttiğinin hatırlatılması ve bu konuda tam olarak ne düşündüğünün" sorulması üzerine ise Papandreu, terimler üzerinde fazla felsefe yapmaya gerek olmadığını, hedefin gayet net olduğunu belirtti.

Papandreu, bugün Hristofyas ile, bir yol haritası çerçevesine dahil olacak ve yine bu AB sürecini değerlendirerek sonuç alabilecekleri eylemleri de ele aldıklarını açıkladı.

Hristofyas: "Görüşlerimiz örtüşüyor"


Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas ise Papandreu ile gerçekleştirdikleri görüşmede Kıbrıs sorunu ile Türkiye'nin AB katılım sürecini ele aldıklarını söyledi.

Yeni görevinden dolayı Papandreu'yu tebrik eden Hristofyas, Güney Kıbrıs ve Kıbrıs sorununun, Papandreu ile yeni Yunan hükümetinin önceliği olmasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Yunanistan ile Güney Kıbrıs arasında "gıpta edilecek bir işbirliğinin" bulunduğunu kaydetti.

Hristofyas, Papandreu ile bugün Kıbrıs sorunu ve AB-Türkiye ilişkileri ile ilgili konuları ele aldıklarını belirterek, bu konulardaki görüşlerinin örtüştüğünün toplantıda tespit edildiğini ifade etti.

Rum lideri, uluslararası toplumun da Kıbrıs sorununun en yakın zamanda çözümlenmesine ilişkin Rum tarafının irade ve isteğini onayladığını, bunun da üstlendikleri girişimlerin ve faaliyetlerin sonucu olduğu savundu.

"Kıbrıs Rum tarafı için tarihi bir uzlaşma olan iki bölgeli, iki toplumlu federasyona yönelik bağlılıklarını teyit ettiklerini" belirten Hristofyas, federasyonun BM kararlarında öngörüldüğü şekliyle siyasi eşitliği içermesi gerektiğini ifade etti.

Hristofyas, "Birleşik, federal, federe Kıbrıs cumhuriyetinin, tek egemenlik, tek vatandaşlık ve tek uluslararası kimliğe sahip olacağını" yineledi.

Güney Kıbrıs lideri, Kıbrıs sorununun çözümünün, ileri sürdükleri "işgal ve kolonizasyonu sonlandırması ve toprakların, halkın, kurumların ve ekonominin yeniden birleşmesini sağlamasının" yanı sıra tüm halkın; Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Rumların insan haklarını ve temel özgürlükleri de teminat altına alması gerektiğini söyledi.

Hristofyas, iki tarafın, müzakereler masasına olumlu ve yapıcı bir ruhla gelmeleri ve BM kararları, uluslararası hukuk ile Doruk Anlaşmalarını rehber almaları durumunda en kısa zamanda çözüme ulaşılmasının mümkün olduğunu ifade etti.

Kıbrıs sorununun çözümü için Türkiye'nin işbirliği ve iyi niyetine gerek olduğunu kaydeden Hristofyas, "ancak Türkiye liderliğinin Kıbrıs sorununun çözümünü desteklediğine ilişkin sözlü açıklamalarda bulunmasına karşın, özlü olarak bu yönde hiçbir şey yapmadığını" savundu.

Türkiye'ye baskı talebi

"Müzakerelerin çıkmaza girmesi ve Kıbrıs sorununun çözülememesi durumunda alternatif bir çözüm planlarının bulunup bulunmadığı" yönünde sorulan bir soruya yanıt veren Hristofyas, Kıbrıs sorununun iki toplumlu, iki kesimli federasyon temelinde çözülmesi yönündeki ortak tezlerinde ısrarcı olduklarını vurguladı.

Hristofyas, "Türk tarafının kabahatli olması sonucunda bir çözüm olmaması durumunda ise uluslararası bir kampanya başlatarak, uluslararası toplumun suçluyu belirlemesini ve önlemlerini almasını isteyeceklerini" söyledi.

Ancak hedeflerinin Kıbrıs sorununun çözümü olduğunu savunan Hristofyas, şu anda dikkat ve enerjilerini, "mantıklı olması ve yükümlülüklerini yerine getirmesinin kendi çıkarlarına olduğunu anlaması için Türkiye'ye baskı yapmaları amacıyla AB'nin 27 ülkesine yönettiklerini" kaydetti.

Papandreu ise aynı soruyu, ne alternatif bir çözümü gördüğünü, ne de böyle bir şeyi Hristofyas ile ele aldıklarını söyleyerek yanıtladı.