Yaklaşık 15 yıldır sizlere bazı sağlık önerilerinde bulunuyor, “yapın” veya “yapmayın” şeklinde tavsiyeler veriyorum. Bu tavsiyelerden biri var ki hiç değişmiyor. O da şu: Bana “Oruç tutabilir miyim hocam?” diye soranlara, eğer önemli bir sağlık sorunu yoksa “evet” diyorum.

Nedeni bu mübarek ayın ve oruç tutmanın, beden ve ruh için iyileştirici, hastalık önleyici bir “iç doktor” olduğuna inanmam. Oruç tutmanın (eğer usulüne uygun yapılırsa) bedeni nasıl tamir ettiğini, ayrıca toksinlerden nasıl arındırdığını yarınki yazımda kısaca özetlemeye çalışacağım. 

Bugün orucun ruhsal iyileşme sağlayan özelliklerinin üzerinde durmak istiyorum. Oruç ile ruhsal iyileşme ilişkisini bir sonraki kutuda özetledim. Lütfen dikkatle okuyunuz.İnanç ve oruç neden bir iç doktordur
RAMAZAN AYI RUHA NEDEN İYİ GELİYOR?

◊ Ramazan ayı ruhsal yapılanmayı gözden geçirmek, stres ve huzur bozucu duygulardan uzaklaşıp iyiye, güzele, huzura odaklanmak için müthiş bir fırsattır.
◊ Bu ay duygusal/ruhsal yanınıza can suyu vermek için mükemmel olanaklar sunar.
◊ Bu olanakların başında şükretmek, kabullenmek, affetmek, hoş görmek, duanın gücünden istifade edip ruhu dinlendirmek, barışmak, yetinmeyi bilmek, dostluk ve aile bağlarını sıkılaştırmak geliyor.
◊ Ramazan ayı boyunca korkmadan yapacağınız iç hesaplaşmalar, duygusal toksinlerden arınmanıza da yardımcı oluyor.
◊ Ruhsal iyilik için çoğalmak, aile ve çevreyle sosyal ilişkileri artırmak adeta vazgeçilmez ilaçlar. Bu mübarek ayda aile büyüklerine yapılan ziyaretler, komşularla, eş dost ve akrabalarla birlikte yapılan iftarlar sosyal ve toplumsal barışa da hizmet ediyor.
◊ Ramazan ayı aynı zamanda bir olumlu düşünme ayı gibidir. Olumlu düşüncelerin artması, endişe ve korkuların azalmasını, pişmanlıkların minimuma inmesini sağlıyor.
İnanç ve oruç neden bir iç doktordur
Diyet ayı değil niyet ayı
Size iki önemli önerimi bir kez daha hatırlatmak istiyorum.
◊ İftarları ifrat haline getirmeyin. Orucunuzu açarken aşırı gıda tüketme yanlışına düşmeyin. Hızlı yemeyin, lokmaları iyice çiğnemeyi ihmal etmeyin.
◊ Bu ayın bir diyet ayı değil niyet ayı olduğunu aklınızdan hiç çıkarmayın. Ve “Acaba oruç tutarak nasıl zayıflayabilirim?” veya “Hangi diyeti yaparsam daha iyi sonuç alabilirim?” gibi düşüncelerden hiç olmazsa bu ay için vazgeçin.
◊ Sahurun kıymetini bilin. Sahur yapmadan oruç tutmaya teşebbüs etmeyin. Güçlü bir sahurun sadece sağlığınız için değil, tuttuğunuz orucun kabulü için de önemli olduğundan kuşku duymayın.İnanç ve oruç neden bir iç doktordur
SAKATAT SAĞLIKLIDIR

Demirsiz yapamıyoruz, demire ihtiyacımız var. Demirden en zengin besin kaynakları ise hayvansal gıdalar. Bir ayrıntı da şu: Bitkisel besinler hem daha az demir içeriyor, hem de vücut bitkisel kaynaklı demirin çok azından faydalanabiliyor.
Hayvansal besinler içinde sakatat grubu hem ucuz hem de son derece değerli demir kaynakları... Karaciğer ise zengin demir içeriği ile sakatatlar içinde öne çıkıyor.
Kolesterol sorununuz yoksa ayda iki üç defa Arnavut ciğeri olarak ya da ızgarada pişirerek yemenizi öneririm. Çocuklarınızı da bu değerli besinden mahrum bırakmayın.
150 gram ciğerde ortalama 13-14 miligram demir var. Aynı miktarda demir alabilmeniz için yarım kilo kırmızı et, 10 yumurta yemeniz lazım. Özellikle büyüme çağındakilerin haftada iki üç defa kırmızı et yemelerini de öneriyorum.
Yumurta, yoğurt, peynir gibi süt ürünlerinde de demir var. Fakat süt ürünlerinden aldığınız demire fazla güvenmeyin. Çünkü içerdiği kalsiyum, demirin emilimini bozar. Ciddi demir eksikliği olanlara ayran ve yoğurt gibi süt ürünlerini yemekle beraber değil, yemek aralarında tüketmelerini öneriyoruz. Sağlıklı kişiler içinse böyle bir kısıtlamaya gerek duymuyoruz.
YİĞİT DÜŞTÜĞÜ YERDEN KALKAR!
Zaman zaman hepimiz şu veya bu nedenle umutsuzluklar, ruhsal gelgit ve çatışmalar yaşarız. Yaşadığımız sorunları da halının altına süpürür, kısa süreli rahatlamalarla kendimizi aldatırız. Ama o halının da altı bir gün dolar, oraya iteleyerek başımızdan savdığımızı zannettiğimiz problemler hayatımızın tüm alanlarına nüfuz etmeye başlar.
Doğrusu, sorunların üstüne gitmek ve yumurta kapıya dayanmadan çözüme yönelik doğru adımları atmaktır. Yoksa sorunlardan köşe bucak kaçarak ya da onlara geçici çözümler arayarak çare bulamayız.
Ayrıca ruhsal/duygusal sorunlara, onlarla karşılaştığınız yerden uzaklarda çözüm aramak, “burada mutsuz oldum bari başka bir diyara gidip rahatlayayım” demek de doğru değildir. Avrupalı ve Amerikalı zenginler, film yıldızları, şarkıcılar, ünlüler ruhsal dertlerine deva umuduyla bu yöntemi yıllardır zaten deniyor, hayalini kurdukları Shangri-La’yı (hayali cennet) bulmak için Hindistan’a, Himalayalar’a sefer üstüne sefer düzenliyor. Ne yazık ki ciddi bir şifa bulana rastlamak mümkün olmuyor. Ünlü psikiyatrist Prof. Dr. Toksöz Karasu, çözümü yaşadığı toprakta değil de yaban ellerde arayanlar için bakın ne diyor: “Böyle bir insan buradadır ama burada değildir! Burada olmayı reddeder. Burada olmak onu mutsuz eder. Yolun daha ilerisinde olmak ister.
Olmak istedikleri noktaya vardıklarında ise aynı derecede yine mutsuz olur. Çünkü onlar için artık ‘orası’ da ‘burası’ olmuştur...” Özeti şudur: Yiğit düştüğü yerden kalkar.
İnanç ve oruç neden bir iç doktordur
GLİKASYONA KARŞI ALFA LİPOİK ASİT ALIN
Cilt yaşlanmasına karşı besin takviyesi almanın gerçekten işe yarayıp yaramadığını merak ediyorsanız, cevabım “Evet”... Tabii ki, etkili moleküllerin bir araya getirildiği kaliteli ürünler seçmek koşuluyla.
Cilt takviyeleri ve kaliteli kremler, doğru beslenme düzeni ile desteklendiğinde gerçekten etkili sonuçlar verebilir.
Mesela, son yıllarda yıldızı iyice parlayan alfa lipoik asit takviyeleri, özellikle şekerin cilt üzerindeki yaşlanma etkilerine karşı koruma sağlıyor.
Glikasyon adı verilen bu mekanizma, kan şekeri yüksek seyreden diyabetlilerin normalden daha hızlı yaşlandıklarının gözlenmesi ile anlaşılmış.
Fakat bu durum sadece diyabet hastalarını değil diyetinde kan şekerini hızla yükselten gıdalar bulunan herkesi etkiliyor.
Glikasyonu ve cildi yaşlandıran etkilerini hafifleten besin takviyelerine ilgi giderek artarken, bu konuda yapılan araştırmaların sayısı da çoğalıyor.
Hatta anti-aging üzerine odaklanan tıp dünyasının en önemli hedeflerinden biri, glikasyonu kontrol altına alarak yaşlanmayı yavaşlatmak.
Bu anlamda, başrolde yer alan ve son derece güçlü bir antioksidan olan alfa lipoik asit hücre yaşlanmasını geciktirirken kırışıklık, kuruma, elastikiyet kaybı gibi cilt sorunlarını da tedavi ediyor.
Klinik çalışmalar, ağız yoluyla kullanıldığında veya kozmetik ürünlerle cilde uygulandığında yaşlanma belirtilerini hafiflettiğini, ertelediğini gösteriyor.