Besinlerin lezzetleri kadar antioksidan kapasiteleri de önemli. Çünkü bir besinin antioksidan gücü arttıkça sağlık faydaları da çoğalır. Antioksidan kapasitenin en yüksek olduğu yiyeceklerin başında da sebze ve meyveler var. ORAC (oksijen radikali emme kapasitesi) değeri dikkate alındığında antioksidan gücü yüksek olan ilk 10 besin ise şöyle sıralanıyor:

1- Kuru erik 5500 (Her akşam 2 adet kuru erik tüketin.)
2- Kuru üzüm 2500
(Her sabah 5-6 adet çekirdekli siyah kuru üzüm yiyin.)
3- Yaban mersini 2400
(Biraz pahalı!)
4- Böğürtlen 2000
(Bizde zor bulunuyor.)
5- Çilek 1500 (Lezzetli, fiyatı makul ve güçlü bir meyve.)
6- Ispanak 1250 (Her yerde her zaman bulunabiliyor.)
7- Lahana 900 (Aynı zamanda güçlü bir prebiyotik, mükemmel bir kalsiyum kaynağı.)
8- Kırmızıbiber 700 (Mükemmel bir sebze, müthiş bir C vitamini deposu.)
9- Karnabahar 600
(Lahana ile değişimli tüketin.)
10- Soğan 450 (Asla vazgeçmeyin, kırmızısını tercih edin.)

Mide yanmasına ilaçsız çözümler

Mide yanması yaygın bir şikayet. Çoğumuzun bu sorunla karşılaştığında başvurduğu şeyler de genelde aynı: Anti asit haplardan birini yutmak!
İşi biraz daha büyütüp asit pompasını felç eden ilaçları tercih edenlerimiz bile oluyor ki bu çok daha büyük bir yanlış.
Bana sorarsanız ilaçlardan evvel, mide yanmasının ilaç dışı çözümlerini de devreye sokmamız lazım. Mesela mı? Meyan kökü özleri. Bir bardak suya eklenmiş bir çay kaşığı kabartma tozunun içilmesi de işe yarıyor. Rezene, hatmi kökü, papatya özlerinden de faydalanılabilir. Yarı olgun ¼ muz yiyerek, hatta sık sık ılık su yudumlayarak da bu soruna çözüm üretebilirsiniz.

İltihap baskılayan doğal destekler

Kronik iltihap yeni bin yılın en mühim sağlık tehditlerinden biri. Kanserlerden Alzheimer’a, obeziteden artrite, damar sertliğinden diyabete pek çok kronik hastalık bu “iç yangın”, bu “sinsi mikropsuz iltihaplanma” meselesiyle bağlantılı.
Ne iyi ki bu süreçleri baskılayabilen bazı doğal desteklere sahibiz. O “doğal antienflamatuvar” yani “tabii” iltihap savaşlarının en önemlilerini aşağıda sıraladım ama siz zerdeçaldan şaşmayın. 1 tatlı kaşığı toz zerdeçalı yoğurda ekleyip afiyetle yiyin.
Üzerine de 1 çay kaşığı kadar toz üzüm çekirdeği ve toz tarçın eklerseniz (ve çay kaşığının ucu kadar da karabiber ekleyip zerdeçalın emilimini güçlendirirseniz) soruna en etkin çözümü buldunuz demektir.
Doğal antienflamatuar desteklere gelince...
◊ Zerdeçal (kurkumin)
◊ Tarçın
◊ Üzüm çekirdeği
◊ Isırgan otu tohumu
◊ Zencefil
◊ Boswelia
◊ Şeytan pençesi

Kilo vermek için hangi egzersizleri yapayım?

Aktivitenin her türlüsü kilo kontrolünde etkili. Yeter ki siz hareket edin. Ama yine de hem fazla yağlarınızdan kurtulmak, hem de kas oranınızı korumak, mümkünse de artırmak istiyorsanız biraz daha “sorun odaklı stratejiler” geliştirip uygulamanızda fayda var.
Mesela her gün 30-45 dakika tempolu (dakikada 120-140 adım) yürüyerek fiziksel aktivitenizi artırmak ve haftada ortalama 3-4 kez 10 dakikalık sürelerde ağırlık kaldırma çalışmaları yapmak iyidir. Hele bir de bunlara güç egzersizleri eklemek en mükemmel sonucu verecektir.
Özellikle karın çevresinde ve içinde biriken yağlardan kurtulmak ve bel çevrenizi küçültmek istediğinizde egzersiz eylem stratejinize mutlaka aerobik egzersizlerle dayanıklılık artırıcı aktiviteleri birleştirerek uygulamanızda fayda var.

Kan şekerini dengeleyen bir aktivite tipi var mı?

Kan şekerinizi dengelemek istiyorsanız sadece ihtiyacınız kadar yemeye değil, bedeninizi gereği kadar harekete de zorlamaya, özellikle de “iri kaslarınızı” daha çok ve sık kullanmaya çalışın.
Bilhassa yetişkinlik dönemi diyabetinde (tip 2 diyabet) kas hücrelerinizin insüline karşı duyarlılığını artırmak temel hedefiniz olsun.
Bunu başarmanın en etkili yolu kasları daha sık ve yoğun kullanmak, hatta imkân verdiği ölçüde zorlamaktır.
Çünkü kan şekeri yüksekliğinin temel nedeni kas dokusunun insüline gösterdiği dirençtir. Bu direnci kırmanın yolu ise aerobik egzersizler (3/4) ile direnç egzersizlerini (1/4) kombine etmektir.

Yükleme yapın!

Egzersiz harika bir şeydir. Egzersizde süreyi, sıklığı, dozu ve zorlayıcılığı artırmak ise çoook daha mükemmel bir şeydir. Peki bu iyi bilgiyi nasıl kullanalım?
Haftada 2-3 gün yürüyorsanız önce 4-5’e sonra her güne çıkarın. 30 dakika yürüyorsanız önce 45, sonra 60 ve sonra da 75’e çıkarın.
Dakikada 100 adım atıyorsanız önce 120, sonra 130 ve nihayet 140’ları deneyin. Bununla da yetinmeyip süreyi 1-2 dakikalık kısa süreli koşularla da destekleyin.

Şekerleme iyi mi, kötü mü?

Ne şekerleme yapmak kötü bir alışkanlık, ne de gün içinde kısa süreli uykulara dalmak bir tembellik işaretidir. İkisi de yaşla oluşabilecek normal değişimlerdir.
İsterseniz önce “şekerleme yapmak”tan başlayalım. Şekerleme konusundaki görüşler biraz karmaşıktır. Zira şekerlemelerin fayda ya da zararı duruma bağlıdır. Eğer gece uykularınızı azaltıyorsa gündüz yapılan faydadan çok zarar getirebilir, çünkü ideal olanı gece uykularıdır.
Yok eğer, uyku sürenizi etkilemiyorsa sakıncası olmaz, hatta faydalı olabileceğini bile ileri sürenler var.
Gün içindeki uykuya dalmalara gelince: Bu bazen farkına varılmayan bir önceki gecenin uzun süreli horlamalarının, uykuda solunum durmalarının doğal bir neticesi, yani uyku yoksunluğunun beklenen bir neticesidir.
Bazen de ağır yemekleri takiben oluşan kan şekeri düşmelerinden kaynaklanır.
Ama yine de gün içinde sık sık tekrarlayan uyuklamaların nörolojik bir soruna işaret edebileceğini de unutmamalısınız.

 http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/osman-muftuoglu/antioksidan-besinlerde-ilk-10-40802975