“Mutlu, huzurlu ve uzun bir hayatın sırrı nedir?” sorusunu “iyi beslenip düzenli egzersiz yapmak, mışıl mışıl uyuyup stresten, kaygıdan uzak bir hayat kurmak” diye yanıtlarsanız haklısınız.

10 yıl öncesine kadar ben de böyle düşünüyordum. İlk kitabım YAŞASIN HAYAT’ta “İYİ HAYAT” kurgusunu da bu dörtlü yapının yani “doğru beslenme, aktif bir hayat, güzel bir uyku ve başarılı bir stres yönetimi”nin üzerine kurdum. Ne var ki 2006’da fotoğraf ustası SEBATİ KARAKURT ile yaptığımız OKİNAVA ADASI seyahatinde İKİGAİ ve WABİ-SABİ sözcükleri ile tanışmamı takiben bunların yeterli olmadığına kadar verdim. Nedeni şu...

İKİGAİ NEYİ İFADE EDİYOR?

“İKİGAİ” iki sözcüğün birleşmesinden oluşuyor. “İKİ” hayat, “GAİ” hedef, amaç, gaye anlamına geliyor. Basit olarak o kişiye özel “HAYATIN ANLAMI” ya da HEDEFİ’ni, GAYE’sini” ifade ediyor. Bir yaşam tarzı seçimi. Bir tatil günü sabahında bile sizi yatağınızdan keyifle fırlatan bir “ŞEY”. İYİ HAYAT için neyi arzuladığınızın, neyi hedeflediğinizin, neyden mutluluk, huzur, hoşnutluk duyduğunuzun, keyif aldığınızın kısa bir özeti. Kısacası size her sabah “iyi ki varım, yaşıyorum, hayattayım, YAŞASIN HAYAT!” dedirten gaye, hedef, arzu veya tutku.

İKİGAİ HAYATIN ANLAMIDIR

İKİGAİ bir “hedefe, gaye ve arzuya içten ve kendiliğinden gelen zorlamasız bir bağlılık duygusu. Seni yataktan fırlayarak çıkmanı hedefine odaklanmanı sağlayan şey. Boş, aylak, sıkıntılı bir güz sabahında bile “Bugün ne yapmak istersin?” sorusunun değişmez yanıtı. Hayatınıza anlam, size misyon yükleyen, çevrenize de faydalı olduğundan şüphe etmediğiniz bir “amaç”. İKİGAİ hayata yüklediğiniz “anlam”ın tek sözcükle ifadesidir. Bir ikigainiz varsa eğer depresyondan da stres ya da kaygıdan da uzak kalırsınız. Emekliliği aklınızdan bile geçirmezsiniz. Çünkü esas işiniz, ikigainizdir.

İKİGAİNİN 9 KURALI

- Yavaşlayın.

- Emekliliği unutun.

- Daima yapacak bir işiniz, keyif aldığınız bir meşguliyetiniz, ulaşmak istediğiniz bir hedefiniz olsun.

- Sosyal ilişkilerinizi güçlü tutun.

- Kendinizi iyi arkadaşlarla çevreleyin.

- Düzenli egzersiz yapmayı ihmal etmeyin.

- Teşekkür etmeyi bilin.

- Gülümsemeyi ihmal etmeyin.

- Doğal yaşamdan taviz vermeyin.

VABİ-SABİ

 ‘AZA RAZI OLMA’ İRADESİ

VABİ-SABİ ise daha farklı “iyi hayat” kavramı. O da etkili bir yaklaşım. En güzel tarifi de “mükemmel olmama halinin, yani sıradan hayatın içinde yakalanan, doğal, detokslanmış bir mutluluk ve huzur!”  Bu yaklaşım “nesneleri aşırı müdahaleci olmadan, doğanın rasgeleciliğine sadık kalarak, kendi doğal ritmi ve kurgusu içinde tutarak sevmeniz ve beğenmenizi” öneriyor. Mükemmelliyetçiliği dışlıyor. “Olduğunuz gibi olmayı, görmeyi ve görülmeyi” özendiriyor. Bir tür Japon estetiği de diyebiliriz Vabi-Sabiye. Hedefi de basit: İddiasız, sıradan, doğal, abartan uzak şeylerde de mutluluk ve huzuru bulabilmek. Özetle “gönüllü bir yoksunluk” durumu. “Az çoktur”a, “eski de güzeldir”e, “doğal olan daha değerlidir”e dayalı bir yaşam biçimi anlayışı. Vabi-Sabi’yi benimseyen yaşlı Japonlar “KIRIŞIKLIKTAN YOKSUN BİR YÜZÜN, YAŞANMIŞLIKTAN DA YOKSUN” kalacağına inanıp “kusurdan da memnun olabilmek, azı çok sayabilmek, basit ve eski ile de mutlu ve huzurlu olabilmek lazım” diye düşünüyorlar.

OKİNAVA’NIN İNSANLARI NASIL YAŞIYOR?

- Hayatları “yavaşlatılmış bir film” gibi.

- Müzikleri dingin, konuşmaları kısık sesli ve yavaş.

- Koşmuyor, yürüyorlar. Gün boyu daima hareketliler.

- Okinava’da emeklilik bilinmiyor. Bizdeki “emekli” sözcüğünün Okinava dilinde karşılığı bile yok.

- Egzersiz hayatlarının bir parçası, yeme-içme kadar doğal, sıradan, vazgeçilmez bir iş.

- Gün içinde kısa bir uyku özellikle ellili yaşlardan sonra pek sevdikleri bir alışkanlık.

- Az yiyorlar, midelerinin yüzde sekseni doyunca sofradan kalkıyorlar. Buna “HARA-HACHİ” prensibi diyorlar.

- Teşekkür etmek, özür dilemek en sık yaptıkları şey.

- Aile, komşuluk ilişkilerine ve sosyal bağlara/çoğalmaya çok önem veriyorlar, sosyal dışlanmadan ise nefret ediyorlar.

OKİNAVA’NIN SIRRI NE?

“Nedir bu yaşlı Okinavalıların sırrı?” sorusunun cevabını vermek pek kolay değil. Değil çünkü sırları yanıt sadece yiyip içtikleri ya da yaptıklarında gizli değil. Düşündükleri, algıladıkları, hayata ilişkin yorum ve yaklaşımları da oldukça farklı. Eskiyi koruyup sahip çıkmak, yaşlıları sevip saygı duymak, anlamaya çalışmak ve yaşlıları yaşamın içinde daha çok tutmaya gayret etmek, hatta “yaşlıyı ve yaşlanmayı kutsamak” Okinavalıların vazgeçilmezlerinden. Yaşlı birinin elinden tutmanın, daha da enteresanı yaşlı birine dokunmanın bile dokunan kişiye enerji aktardığına inanıyorlar, yaşam gücünü (Ayaguri) arttırdığını düşünüyorlar. Okinavalıların nasıl yaşadıklarını da yandaki kutuda özetlemeye çalıştım.

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/osman-muftuoglu/ikigai-mi-vabi-sabi-mi-40627187