Yaşlılık tek başına diyabet nedeni değil. Öyle olsaydı, yaşı 70’i, 80’i geçen herkesin bu hastalığa yakalanması gerekirdi.

Şeker hastalığının iki tipi var. Birinci tipi (tip1 diyabet) çocuklarda görülüyor. Bu diyabette pankreas nedeni halen bilinmeyen bir sebeple insülin üretemiyor, insülin üretimi sıfıra iniyor. Neticede de insülinle tedavisi zorunlu bir şeker hastalığı devreye giriyor.

Bu tipte herhangi bir genetik eğilim genelde söz konusu değil. Viral enfeksiyonlardan, bağışıklıkla ilgili sorunlardan kuşkulanılıyor.

Yetişkinlerde görülen diyabetteyse (tip2 diyabet) durum farklı. Bu diyabet insülin direnci ve kilo sorunuyla yakından bağlantılı. Burada insülinin yokluğundan çok çokluğu devreye giriyor. Hastalığın ortaya çıkma zamanı 40’lı yaşlardan sonrası. Yaş ilerledikçe görülme ihtimali daha da artıyor.

Tip2 diyabetin yaşla bağlantısında beslenme hatalarının, hareketsizliğin, kilo fazlalığının ve muhtemelen biraz da doğal yaşlanmanın payı var. Ama önemli bir bölümünde “genetik eğilim” de söz konusu.

Bu genetik eğilim meselesinin çoğumuz farkında değiliz.

Doktorlar “Ailenizde şeker hastası var mı?” diye sorduğunda “Hayır, ailemde genetik diyabet yok, yaşa bağlı diyabet var” yanıtı veriyoruz. Oysa yaşlılık tek başına diyabet nedeni olmuyor genelde. Öyle olsaydı zaten yaşı 70’i, 80’i geçen herkesin bu hastalığa yakalanması gerekirdi.

Özeti şu: Ailenizde ileri yaşlarda da ortaya çıkmış olsa, ağır değil hafif düzeyde de kalsa diyabetli birileri varsa, hele hele o “birileri” birinci dereceden akrabanız ise sizin de diyabet yönünden, en azından insülin direnci ve bununla ilişkili sorunlar (kilo fazlalığı, hipertansiyon, damar sertliği, karaciğer yağlanması, gut hastalığı) yaşama riskinizin olabileceği lütfen aklınızda olsun.

Eğer böyle bir durum söz konusuysa, fazla kilolarınız da varsa hemen bir insülin direnci testi yaptırın ve o fazlalıklardan acilen kurtulmaya bakın.

Kilo sorununuz olsa da olmasa da nişastadan, undan, şekerden ve aşırı miktarda gıda tüketmekten -ve tabii ki alkolden- uzaklaşın. Hareketli, egzersizi bol, aktif bir hayat sürün.

Eğer bunları yapmazsanız 60’lı-70’li yaşlarda siz de diyabete merhaba diyebilirsiniz, benden hatırlatması...

Yaşa bağlı Seker genetik mi değil mi

Egzersizin ne kadarı faydalı?

Sadece 2 dakika sürecek sıkı bir egzersizin bile sizin için faydalı olabileceğini gösteren ciddi bilimsel kanıtlar var. Bu nedenle “Süreyi kenara bırakın, siz yeter ki yapın!” yaklaşımı son derece doğru bir fikir.

Ama yine de süresi 30 dakikayı geçen egzersiz çalışmalarının daha faydalı olduğunu unutmayın. Üstelik o faydalar, egzersizin süresi uzayıp yoğunluğu arttıkça daha da belirginleşiyor.

Yoğun egzersiz kavramı ise “kişiye göre değişen” bir şey. Kimi için (yeni başlayan bir obez) dakikada 100 adımlık bir tempo bile yeterken, kimi için (uzun süredir egzersiz yapanlar) dakikada 140 adımlık “postacı yürüyüşleri” bile “yoğun” sayılamayabiliyor.

Hatırlatalım: Bedenlerimizin korkunç bir uyum kapasitesi var. Egzersiz yoğunluğunu yavaş yavaş artırmamız halinde yaşımız ne olursa olsun fark etmiyor, hepimiz birer uzun mesafe yürüyüşçüsü haline gelebiliyoruz.

 

Yaşa bağlı Seker genetik mi değil mi

Obez çocuk alarmı verildi

Saygın tıp dergisi “Lancet”te yayınlanan bir analiz, önümüzdeki dönemde en önemli sağlık tehdidinin obez çocuklarla ilgili alanlarda oluşacağını gösteriyor.

Bilindiği gibi obez çocuk geleceğin şeker hastası (Tip2 diyabet), kalp damar sorunlusu, felç ve bunama adayı.

Obezlerde bazı kanserlere de beklenenden daha sık rastlandığı düşünülürse halen 124 milyon obez çocuğun yaşadığı dünyamızın sağlık geleceği biraz karanlık!

 

Yaşa bağlı Seker genetik mi değil mi

Saç boyanız sizi meme kanseri yapabilir

Uyarı İngiltere’den, Londra’nın saygın hastanelerinden birinden geldi. Uyarıyı yapanlara göre meme kanseriyle saç boyaları arasında bağlantı olabileceğini düşündüren ciddi bazı veriler var.

Netice şu: Boyatma sıklığı arttıkça seçilen renk doğal saç renklerinden uzaklaştıkça ve boyanın içeriğindeki kimyasal yoğunlaştıkça kanser riski artıyor.

Tavsiyem şu: Cildinizle 3 dakikadan daha uzun süre temas edecek her şeyi büyük bir dikkatle seçin. Kremlerinizin, deodorantlarınızın, şampuanlarınızın olabildiği ölçüde doğal malzemelerden üretilmiş olmasına bakın.

Paraben ve alüminyum içeren deodorantlardan, dioksin ve paraben içeren kremlerden ve yapay saç boyalarından uzak durun.

 

Yaşa bağlı Seker genetik mi değil mi

Haftada iki defa balık daha çok sağlık!

Balık pahalı! Biliyorum herkesin imkânı yok. Ama yine de hatırlatmakta fayda var. Haftada iki kez 75-150 gram civarında balık tüketimi sizi daha sağlıklı biri yapar.

Balık omega-3 yağlarından zengin yapısı, harika protein gücü, zengin mineral ve vitamin içeriği nedeniyle mükemmel bir besin.

Taze ve küçük balıklar (hamsi, istavrit, barbun) sadece ucuzlukları değil, daha güvenli olmaları (daha az ağır metal, özellikle cıva birikimi riski var), kılçığı ile birlikte yenilebildiklerinden ciddi kalsiyum ve kolajen desteği de sağlamaları nedeniyle tercih edilmeli.

 

Yaşa bağlı Seker genetik mi değil mi

Haşimotolu biri nasıl beslensin?

◊ İyotlu tuz kullanmasın.

◊ Selenyum zengini gıdaları seçsin (Kuruyemişler, deniz ürünleri, bakliyat)

◊ Alfa Lipoik Asit desteğini dikkatli kullansın.

◊ A vitamini ve beta karoten hapı yutmasın.

◊ Omega-3 takviyelerden faydalansın.

◊ Selenyum takviyelerinden faydalanmaya çalışsın.

Yaşa bağlı Seker genetik mi değil mi

Egzersiz belleği nasıl güçlendiriyor?

◊ Beyindeki sinir hücrelerini besleyen kılcal damarların sayısını artırıyor.

◊ Sinir hücreleri (nöronlar) arasındaki bağlantıların sayısını çoğaltıyor.

◊ İletişimin ana maddesi ‘asetil kolin’in üretimini teşvik ediyor.

◊ Stresi azaltarak bilgilerin kaydına ve yeniden hatırlanmasına destek oluyor.

◊ Uykuyu iyileştirerek “kalıcı bellek” gücünü maksimuma çıkarıyor.

Yaşa bağlı Seker genetik mi değil mi

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/osman-muftuoglu/yasa-bagli-seker-genetik-mi-degil-mi-40614794