New York'ta tutuklu yargılanan Halk Bankası eski Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla, yargılandığı davada, "Hayatımın hiçbir döneminde kimseyle komplo kurmadım. Kesinlikle suçlu değilim." dedi.

ABD'nin İran'a yaptırımlarını delmekle suçlanan ve New York'ta tutuklu bulunan eski Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla, yargılandığı davada "kesinlikle suçlu olmadığını" söyledi.

Duruşmanın 15. gününde ifade vermeye devam eden Atilla, iş adamı Rıza Sarraf'a sahte gıda ticaretinde hiçbir şekilde yol göstermediğini ve telefon görüşmelerinde "gizli kodlar" kullanmadığını ifade etti.

Banka dışında Sarraf ile hiç görüşmediğini belirten Atilla, Sarraf ile ne yemek yediğini ne de çay ya da kahve içtiğini söyledi.

Atilla, Sarraf'tan hoşlanıp hoşlanmadığı sorusuna ise "Hoşlandığımı söyleyemem ama sonuçta bankanın bir müşterisiydi." yanıtını verdi.

Eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ile hiçbir zaman görüşmediğini, kendisini bir kez bir toplantıda konuşma yaparken bir kez de THY'nin Ankara-İstanbul seferini yapan tarifeli uçağında gördüğünü anlatan Atilla, eski Halk Bankası Genel Müdürü Süleyman Aslan ile ilgili soruları da yanıtladı.

Aslan ile banka dışında herhangi bir sosyal yakınlığı olmadığını söyleyen Atilla, Aslan ile "dünya görüşlerinin biraz farklı olduğunu" ancak birbirlerine saygı duyduklarını anlattı.

Aslan tutuklanıp serbest bırakıldıktan sonra eşi ile bir kez "Türkiye'de öyle bir adet vardır" diyerek ziyarete gittiklerini belirten Atilla, Aslan'ın Sarraf ile olan para ilişkisiniden haberi olup olmadığına ilişkin soruya ise "Yoktu, beni hayatta en çok şaşırtan olaylardan biriydi." şeklinde cevap verdi.

Süleyman Aslan'ın, evinde bulunan ayakkabı kutuları içindeki paraları soranlara "bir okul ve üniversitenin kurulmasıyla ilgili bağış amaçlı paralar olduğunu söylediğini" ifade eden Atilla, Aslan'ın hiçbir zaman kendisine para teklifinde bulunmadığını belirtti.

Atilla, Yargıç Berman'ın Süleyman Aslan'ın şimdi ne iş yaptığı sorusuna ise "danışmanlık işiyle uğraştığını duyduğu" yanıtını verdi.

Savcılık WikiLeaks sorusuna itiraz etti

Atilla'nın avukatlarından Cathy Fleming'in WikiLeaks ile ilgili bir sorusuna savcılık makamının itiraz etmesi ise dikkati çekti.

ABD Hazine Bakanlığı bünyesindeki Yabancı Varlıkların Kontrolü Ofisinin (OFAC) Halk Bankası'nı Rıza Sarraf ile iş yapılması konusunda uyarmadığını aktaran Atilla, Hazine Bakanlığının 2012'de altın ihracatındaki artıştan haberinin olduğunu ve Sarraf'ın ismini yaptırım listesine ekleme gibi bir kararlarının bulunmadığını söylediğini anlattı.

Duruşmayı izleyen Bharara yargıç ve savcı yardımcılarıyla görüştü

Duruşmanın sabahki oturumunu izleyenler arasında Türkiye'de hakkında soruşturma açılan eski New York Güney Bölgesi Başsavcısı Preet Bharara da vardı.

ABD başkanı Donald Trump tarafından görevden alınan Bharara'nın duruşmanın ardından savcı yardımcılarıyla ve Yargıç Berman ile görüşmesi ise dikkati çekti.

Öğleden sonra ifade vermeye devam eden Atilla, Sarraf'ın Çin bankalarıyla neler yaptığını duruşmalar sırasında öğrendiğini anlattı.

Sarraf'ın tutuklandığını da televizyondan öğrendiğini ifade eden Atilla, serbest bırakıldıktan sonra onunla hiç görüşmediğini, bir kez bankada gördüğünü ancak selam bile vermediğini söyledi.

Sarraf'ın ABD'de tutuklandığında Halk Bankası hisselerinde düşüş olduğunu belirten Atilla, kendisinin o sırada iş için Singapur'da bulunduğunu ifade etti.Sarraf tutuklandıktan sonra 2016'nın eylül ayında yatırımcılarla toplantı için ABD'ye geldiğini anlatan Atilla, iş amaçlı bir sonraki ABD ziyareti sırasında, Mart 2017'de ise tutuklandığını söyledi.

"Kesinlikle suçlu değilim"

İran yaptırımlarını delmek için Rıza Sarraf ve başkalarıyla komplo kurup kurmadığı sorusuna ise Atilla, "Hayatımın hiçbir döneminde kimseyle komplo kurmadım...Kesinlikle suçlu değilim." şeklinde yanıt verdi.

Savunma makamının ardından savcılık Atilla'nın çapraz sorgulamasına başladı. Atilla'nın savcılığın gösterdiği belgelerden birinde çeviri hatası yapıldığını söylemesi ve bunu düzeltmek istemesi dikkati çekti.

Öte yandan Atilla'nın avukatları 25 Eylül 2016'da Sarraf ile amcası olduğu söylenen "Ahad" isimli kişi arasında geçen telefon konuşmasınının hem Azerice hem İngilizce transkriptlerinin tamamını mahkemeye sundu.

Sarraf'ın görüşmede "Ahad durum öyle değil, sana söylüyorum. Burada çıkıp 'tamam bu haltı ben yaptım' dersen rahat ediyorsun...Anlıyor musun? Ben zaten suçumu kısmen kabul ettim...Başka çarem yoktu, neyleyeydim.Ömür boyu hapis cezası mı alsaydım? Burada kanun yok, Yapmadığın bir şeyi kabul etmek zorundasın. Burada işler böyle yürüyor. Önemli olan suçunu kabul etmen. Bu baskı sadece Amerika'da var diğer ülkelerde olmaz. Suçunu itiraf edersen serbest bırakılırsın, durum bundan ibaret." dediği görülüyor.

Davanın "hükümsüz kılınması" talebi reddedilmişti

Atilla'nın yargılandığı davada savunma makamının tanıklık yapan FETÖ mensubu firari eski Komiser Yardımcısı Hüseyin Korkmaz'ın "çalıntı deliller sunması" ve "yanlış ifade vermesi" nedeniyle "davanın hükümsüz kılınması" talebi reddedilmişti.

Savunma makamı, mahkemeye yeni bir dilekçe sunarak, delil yetersizliği nedeniyle Atilla'ya yönelik tüm suçlamaların düşürülmesi talebinde bulunmuştu ancak Yargıç Berman bu konudaki kararının henüz açıklamadı.

Atilla'nın avukatlarının bu davaya bakan ve New York'ta JFK Havalimanında tutuklandığında müvekkillerini sorgulayan Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ajanı Jennifer McReynolds'ın ifade vermesi talebi de reddedilmişti.

Korkmaz, delilleri nasıl elde ettiğini anlatmıştı

FETÖ firarisi eski Komiser Yardımcısı Korkmaz, mali şubeden atanmasının ardından 17 Aralık soruşturmasıyla ilgili delilleri 6 farklı zamanda temin ettiğini söylemişti.

Soruşturmayla ilgili delilleri verdiği savcıyı 25 Aralık 2013 tarihinde ziyaret ettiğini belirten Korkmaz, delilleri kendisinin de muhafaza etmek istediğini ve savcıdan CD olarak aldığı delilleri daha sonra şifreli olarak kendi flash diskine ve hard diskine kopyaladığını ifade etmişti.

Korkmaz, Ocak 2014'ün sonlarına doğru söz konusu savcıyı 2 kez daha ziyaret ettiğini bildirirken, bu görüşmelerinde delillerin taranmış hallerini ve aramalarda elde edilen fotoğrafları aldığını ve bunları yine flash diskine aktardığını kaydetmişti.

Şubat 2014'te eski görevinden alınan savcının yeni ofisini ve Temmuz 2014'te de evini ziyaret ettiğini söyleyen Korkmaz, bu ziyaretlerinde de daha önce taranmamış olan belgeleri ve eksik kalan raporların dijital versiyonlarını aldığını anlatmıştı.

Haziran 2016'da da dosyada bilirkişi görevinde bulunmuş bir memurdan da delil temin ettiğini ifade eden Korkmaz, ABD'li savcılarla ilk olarak avukatı aracılığıyla iletişim kurduğunu aktarmıştı.

Gülen’in 'salıverme' talimatı sorulmuştu

Atilla’nın avukatı Harrison, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in örgüt mensubu hakimlere verdiği 'salıverme' talimatına ilişkin mektubunu göstererek yönelttiği soru üzerine Korkmaz, “Ben ne hakimi ne de Fetullah Gülen’i tanırım.” şeklinde savunmada bulunmuştu.

Firari FETÖ üyesi Korkmaz tanıklığa hazırlık sürecinde savcılıkla 40'tan fazla görüşme yaptığını, bazı günler 2, bazen 4 saat, bazen de daha uzun süre bir araya geldiklerini anlatmıştı.

FBI, 50 bin dolar vermiş

Korkmaz, ABD Federal Soruşturma Bürosunun (FBI) kendisine 50 bin dolar verdiğini ve ABD'de oturduğu evin kirasını ise savcılığın ödediğini söylemişti. Korkmaz, ABD'ye geldiği günden beri hiç çalışmadığını ancak çalışma başvurusunda bulunduğunu ve iki hafta önce olumlu yanıt aldığını anlatarak ABD hükümetinden yardım alıp almadığı sorusuna, "Savcılık 3 defa 300 dolar, toplamda 900 dolar verdi." demişti.

Firari Korkmaz, şubat 2016 serbest bırakıldıktan sonra ağustos ayında Türkiye'den nasıl kaçtığı hakkında bilgiler vermiş ve 17 Aralık operasyonuna ait belgeleri nasıl beraberinde kaçırdığını anlatmıştı.

Kokmaz, deliller ve ailesiyle beraber Türkiye'den kaçışını "Bir kaçakçı buldum, beni kaçırmasını istedim. Kara sınırından kaçtım." sözleriyle anlatmıştı.

Belgeleri havaalanında Amerikan güvenlik kuvvetlerine vermiş

İlk girdiği ülkeden pasaport temin edemediğini, başka bir ülkeye geçtiğini ve orada da pasaport alamadığı için üçüncü bir ülkeye gittiğini ifade eden Korkmaz, bu ülkede kendi adına düzenlenmiş bir pasaport edindiğini anlatmıştı. Bu ülkelerden Türkiye'ye iade edileceğinden korktuğunu belirten firari FETÖ üyesi Korkmaz, daha sonra ABD'ye kaçmaya çalıştığını anlatmıştı.

Korkmaz, Amerikan emniyet kuvvetleriyle irtibata geçtiğini, onların "katkısıyla" ABD'ye kaçtığını ve beraberinde getirdiği delilleri havalimanında teslim ettiğini belirtmişti.

Türkiye’de yargılandığı davada Korkmaz, 17/25 Aralık dosyalarında hiç görev almadığını ve gelişmeleri medyadan takip ettiğini savunarak "tek parafım yok, 17 aydır neden tutukluyum?” şeklinde ifadelerde bulunmuştu.

Dava süreci

Sarraf'ın, Manhattan'da beraber kaldığı hücre arkadaşı tarafından "Sarraf'ın kendisine iki kez tecavüz etmek ve cinsel tacizde bulunmak iddiasıyla" dava edildiği bildirilmişti.

Faouzi Jaber isimli 62 yaşındaki mahkum, geçen hafta Çarşamba akşamı Sarraf aleyhine "tecavüz" davası için başvuruda bulunmuştu. Buna göre söz konusu mahkum Jaber, avukatı Alexei Schacht aracılığıyla, Manhattan'da beraber aynı hücreyi paylaştıkları sırada Sarraf'ın kendisine iki kez tecavüz etmek ve cinsel tacizde bulunmak iddialarıyla dava açmıştı.

Sarraf marihuana içtiğini de kabul etmişti

Duruşmalarına devam edilen dava süreci içinde Sarraf, tutuklu bulunduğu cezaevindeki bir gardiyana, Türk avukatı vasıtasıyla, yaklaşık 45 bin dolar rüşvet verdiğini belirtmişti. Sarraf, cezaevinde uyuşturucu madde olan sentetik marihuana içtiğini de kabul etmişti.

İran'a yönelik yaptırımları delme, banka dolandırıcılığı ve kara para aklamak gibi suçlar atfedilen Sarraf geçen yıl mart ayında ABD'de tutuklanmıştı.

Atilla ise 27 Mart'ta JFK Havalimanı'ndan Türkiye'ye gitmek üzereyken gözaltına alınmış ve ardından tutuklanmıştı.

AA