Ahıskalı Türkler kendi topraklarından sürgüne gönderilişinin 65. yıldönümünü anma programında New York'ta bir araya geldi. Program New York eyaletinin Buffalo, Rochester, Utica ve Syracuse şehirlerinde yaşayan Ahıskalılı Türklerin yoğun katılımıyla gerçekleşti.

Ahıskalılar Gecesi, sürgün sırasında ve katılımcıların sonraki yıllarda Hakk'ın rahmetine kavuşmuş anne, baba ve yakın akrabaları adına okunan Kuran-ı Kerim tilaveti ile başladı. Açılış konuşmasını yapan ATAF Başkanı Zakhadin Akhmedov, "Ahıska ve çevresinin asıl sahibi olan Türklerin soğuk bir gecenin yaşandığı 14 Kasım 1944'de zamanın Sovyet Rusya'sının Başkanı Stalin'in emriyle 96 bin kişinin yük trenlerine konarak sürgüne gönderildiğini, 29 günlük zor şartlar altında yapılan yolcuk sonunda Kırgızistan, Özbekistan ve Kazakistan'a yerleştirildiklerini" belirtti. Yolculuk esnasında yaşlı, çocuk ve hastalar başta olmak üzere 17 bin kişinin hayatını kaybettiğine dikkat çeken Akhmedov, "Bu insanlar yollarda bulunan çukurlara defnedilmiştir. Hala isimleri olmayan o mezarlarda ziyaretçilerini bekliyorlar; ama keşifleri mümkün olursa. Bu zamanda 2. Dünya Savaşı'nda Sovyetler Birliği için askerde olan 40 bin kadar Ahıskalı asker,14 bin civarında kayıp vermişlerdir. Geri kalanların çoğunluğu memleketlerine döndüklerinde ailelerini ve akrabalarını bulamadıklarından, büyük bir hayal kırıklığı yaşamışlardır." dedi.

ATAF Başkanı Zakhadin Akhmedov konuşmasına şöyle devam etti: "Göç, sıkıntıları beraberinde getirir. İnsanlar yeme içme gibi ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz. Göç edilen yerlerdeki halklar dahi sıkıntı içindedir. Ama ellerindeki imkanları Ahıskalı ailelerle paylaşırlar. Bir kaç yıldan sonra hayat normale döner. Ahıskalılar gayretleri ile kendileri her konumda kabul ettirirler. Ahıskalıların çilesi bununla bitmez Özbekistan'daki Fergana olayları iki kardeş milleti birbirine düşürür ve sürgün bu sefer halkı Rusya, Azerbaycan, Ukrayna, Türkiye'ye ve Kırgızistan'a göç etmeye zorlar. Fakat bu zaman Ahıskalıların vatan hasretini dindirmez. Kısa zamanda Ahıskalı Türkler kendilerini her sahada kabul ettirmeye çalışır. Yapılan diplomatik görüşler sonucunda Türkiye Ahıskalı Türklere yerleşme izni vermiştir. 2003 yılında ABD, 14 bin Ahıskalıyı göçmen olarak almaya başlamıştır. Fakat bu verilen statüler hala vatan hasretini insanların gönlünden silememiştir."

Mikrofona gelen Tiyaşan Bey ise programı hazırlayanlara teşekkür ettikten sonra bu tür programların öneminden bahsetti. Herkesin Rusya'dan ABD'ye gelemeyen akrabasının olduğunu, onların da gelebilmesi için çalışmaların yapıldığını, Ahıskalıların buradaki başarılarının, birlik ve beraberliğinin onların gelmesi için kredi olacağını belirtti.

Sırasıyla mikrofona gelen konuşmacılardan Hurşit Abdullayev ise, göç sırasında 12 yaşında olduğunu ve yaşadığı sıkıntıları anlattı. Abdullayev sadece göçle değil, 12 yıl daha süren hapis hayatı gibi izinsiz diğer köy ve kasabada yaşayan akrabalarını ziyaretin yasaklandığını anlattı.

Yıldız Safarova da hatıralarını misafirlerle paylaştı. Film senaryolarını aratmayacak türden bir hayat yaşayan Yıldız teyze, önce yetim kalır, ardından öksüz. Kimsesiz büyüyen Yıldız hanım, daha genç kız dahi olamadan evlenir. Kimsesizliğin verdiği ızdırap kendisinde geniş aile isteğini artırır ve 9 erkek, 1 kız evlat dünyaya getirir.

Hanife Bekirova, Orta Asya'da Özbekler yardım edene kadar çoğu zaman ellerinde kalan yağla ot pişirip yediklerini, bazen bu otlardan zehirlenenlerin olduğunu hatırlattı. Azamet Bayramova ise göçü detayları ile anlatanlardan biri oldu. O günleri tekrar anlatmaya başlayınca gözleri dolan Bayramova, yolculuk esnasında kaybettiği akrabalarından ve uzun yıllar açlık ve yoksulluk çektiklerinden söz etti.

Gecede ayrıca Sabriye hala, Mirdes dede, Abbas dayı, Köşeli amca ve sürgünde 5 günlük bebek olan Elvira teyze de konuşmalarında hatıralarını paylaşıp birlik ve beraberlik çağrısında bulundular.

Geceye katılan misafirlere meşhur Özbek pilavı ve salata ikram edildi. Program katılımcıların toplu fotoğraf çektirmeleri ile son buldu.

CİHAN