Türkiye'nin Washington Büyükelçisi Nabi Şensoy, sağlam temellere dayalı olan Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin geleceğinden korkmadığını, hem iki ülke arasındaki, hem de Türkler ile Yahudiler arasındaki ilişkilerden hiçbir zaman şüphe duyulmaması gerektiğini söyledi.

Büyükelçi Şensoy, New York Üniversitesi "Küresel İlişkiler Merkezinde" düzenlenen programda Orta Doğu uzmanı, öğretim görevlisi, gazeteci ve yazar Alon Ben-Meir'in konuğu oldu. Şensoy, programda Türk dış politikası hakkında detaylı bilgiler veren bir konuşma yaptı, ardından Ben-Meir'ın ve dinleyicilerin sorularını yanıtladı.

Türkiye'nin kurulduğu günden bu yana laik bir demokrasi bulunduğunun altını çizen Şensoy, bu demokratik sürecin gelişmekte olduğunu, Türkiye'nin özellikle son 20 yılda demokrasisini, insan haklarını daha da güçlendirdiğini belirtti.

Türkiye'nin ekonomik başarısının da giderek arttığına dikkati çeken Şensoy, özellikle son 6 yılda gayri safi yurtiçi hasılanın dikkate değer bir şekilde arttığını, Türkiye'nin dünyanın 17. büyük, Avrupa'nın da 6. büyük ekonomisi olduğunu ve G20 ülkeleri arasında yer aldığını söyledi.

Türkiye'nin soğuk savaşın bitmesinin ardından komşularıyla ilişkilerini geliştirmeye başladığını belirten Şensoy, Türkiye'nin komşularıyla "sıfır sorun politikasını" kendine ilke edindiğini, bölgesinde "kolaylaştırıcılık" gibi rollere girmeden önce Atatürk'ün "Yurtta Barış Dünyada Barış" ilkesi doğrultusunda komşularıyla sorunlarını çözmeyi hedeflediğini anlattı.

"Türkiye'nin dünyada Batı ile Doğu arasında gerçek bir köprü ve Doğu kültüründen gelip Batıyı da anlayabilen ender ülkelerden biri olduğuna dikkati çeken Şensoy, Türkiye'nin Huntington'ın "Medeniyetler Çatışması" teorisine anti tez oluşturduğunu ve İspanya ile birlikte Medeniyetler İttifakı projesini yürüttüğünü de anımsattı.

Soğuk savaşın bitmesinin ardından sadece dünyanın değil, Türkiye'nin de değiştiğini belirten Şensoy, dünyada terörizmle, aşırıklarla mücadele gibi pek çok önemli yeni riskler, tehditler olduğunun ve bu sorunlarla topyekün mücadele edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Türkiye ve ABD'nin uluslararası meseleler kapsamında gündemlerinde en fazla önem verdikleri 10 konudan 8-9'unun aynı ve benzer olduğunu da anlatan Şensoy, Türkiye-ABD ilişkilerinde bu tür olumlu gündem konuları üzerine odaklanılması gerektiğini belirtti. Şensoy, iki ülkenin birbirlerini "kesin garanti altına almış gibi" göremeyeceğini, ikili ilişkilerin günümüzün gerçeklerine de uyarlanması gerektiğini söyledi.

ABD Başkanı Barack Obama'nın Türkiye'ye yaptığı ziyaretin, çok önemli olduğunu ve Türkiye'de büyük memnuniyetle karşılandığını, aynı zamanda tüm dünyaya son derece güçlü bir mesaj verdiğini belirten Şensoy, Obama'nın bu ziyaretinde ikili ilişkileri de "model ortaklık" ve "stratejik ortaklık" olarak tanımladığını, ikili ilişkilerde bazı alanlarda geride kalan işbirliğinin bu model ortaklık tanımına uygun şekilde gelişmesi gerektiğini belirtti.

İSRAİL-SURİYE

Ben Meir'in, "Türkiye Suriye ile ilişkilerini geliştirirken, İsrail ile Türkiye'nin eskiye oranla stratejik ilişkilerinde gerileme olup olmadığını" sorması üzerine Şensoy, Türkiye'nin Suriye ile geçmişte sorunları bulunduğunu, terör örgütünün elebaşısı Abdullah Öcalan'ın o sırada bu ülkede bulunduğunu ve 10 yıl önce neredeyse savaşın eşiğine gelindiğini, ama son dönemde Türkiye'nin komşularıyla "sıfır sorun politikasını" benimsediğini, bu ülkelerin arasında sadece Suriye değil, Rusya ve Ermenistan'ın da bulunduğunu söyledi.

Türkiye'nin, 4 yıl önce Suriye ve İran'a karşı tecrit politikası uygulayan Amerikan yönetimi tarafından Amerikan politikalarına ters davranmakla suçlandığını, ancak şimdi ABD yönetiminin kendisinin bu ülkelerle iletişim kurma arayışına girdiğini belirten Şensoy, ABD'nin şimdi dış politikada çok taraflı yaklaşımı benimsediğini anlattı.

Şensoy, Türkiye'nin İsrail ile Suriye arasında dolaylı görüşmeler yürüttüğünü ve bu görüşmeler tam neticeye varacakken, İsrail'in Gazze operasyonunun başladığını, bu durumun ikili ilişkileri gerdiğini belirtti.

"Ancak ben ilişkilerin geleceğinden korku duymuyorum" diyen Şensoy, ilişkilerin temelinin son derece sağlam olduğunu, Türkiye'nin İsrail devletini tanıyan ilk Müslüman ülke olduğunu belirtti.

İlişkilerin 500 yıldan fazla bir süreden beri devam ettiğini anlatan Şensoy, İspanya ve Portekiz'de yaşayan Yahudilerin Osmanlı İmparatorluğuna sığındığını anımsattı.

Türkiye'de yaşayan Yahudi asıllı vatandaşların Türkiye'ye her açıdan zenginlik kattığını, Türk ve Yahudilerin Türkiye'de bir arada yaşadığını kaydeden Şensoy, "Türkiye-İsrail ve Türk-Yahudi ilişkilerinin gücünden hiçbir zaman şüphe duymamalıyız. Bu gerçekten hareketle ilişkilerimizin daha da iyiye gideceği konusunda şüphem yok" diye konuştu.

Türkiye'nin Suriye ile İsrail arasında yürüttüğü dolaylı görüşmelerle ilgili olarak ise Şensoy, iki taraf da istediği zaman Türkiye'nin sürece yeniden başlamaya hazır ve istekli olduğunun altını çizdi.

İRAN

Ben Meir'in "Türkiye'nin, BM Güvenlik Konseyinin 5 daimi üyesi ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin ile Almanya'nın oluşturduğu '5+1' ülkelerinin İran'ın nükleer programı dolayısıyla bu ülkeyle sürdürdükleri müzakerelere Türkiye'nin resmen katılmasının mümkün olup olmadığını" sorması üzerine, Şensoy, Türkiye'nin bir ülkenin uluslararası toplumla ya da başka bir ülkeyle olan sorunları çözmesi konularında kendisine her zaman yardımcı olmaya istekli olduğunu belirtti.

İran'ın nükleer meselesi konusunun son derece karmaşık bir konu olduğunu belirten Şensoy, Türkiye'nin her ülkenin barışçıl olarak nükleer enerjiye ulaşma hakkına sahip olduğuna inandığını, ancak pek çok ülkenin İran'ın "gerçek niyeti" konusunda kafasında soru işaretleri bulunduğunu, İran'ın kafalardaki bu soru işaretlerine yanıt vermesi gerektiğini, Türkiye'nin de İran'a her zaman bu yönde telkinde bulunduğunu anlattı.

Şensoy, "Türkiye'nin kendisinin nükleer silaha karşı bir ülke olarak İran ile Batı arasında daha aktif rol oynamasının mümkün olup olmadığı" sorusunu yanıtlarken, "Biz bölgemizde nükleer silah istemiyoruz, biz bölgemizin nükleer silahlardan arındırılmasını istiyoruz" diye konuştu.

Büyükelçi Şensoy, Türkiye'nin yıllardır zaten İran ile nükleer programına yönelik olarak konuştuğunu, İran'ın "5+1" ülkeleriyle devam eden müzakerelerinde Türkiye'yi de istemesi ve bunun yararlı olması halinde bunun da mümkün olabileceğini belirti. İran'ın nükleer programıyla ilgili endişeleri gidermesi gerektiğini de vurgulayan Şensoy, bunun İran'ın UAEK ile işbirliği yapmasıyla mümkün olduğunu söyledi.

Ben Mier'in, "İsrail'in nükleer silaha sahip olduğunu, bölgenin nükleer silahsızlanmaya gitmesi fikrinin pratikte zor olduğunu" belirterek, "İsraillilerin İran'a karşı nükleer konuda tolerans göstermeyeceği" yönünde yorum yapması üzerine ise Şensoy, her ülkenin kendi politikalarını kendisinin belirleyeceğini, ancak sorunların askeri yollarla çözülemeyeceğini, diplomasiye önem verilmesi gerektiğini söyledi.

KIBRIS VE AB

Büyükelçi Şensoy, Yunan asıllı bir kadın dinleyenin söz alıp Türkiye'yi "Kıbrıs'ın kuzeyini işgal etmekle" suçlaması üzerine ise, Kıbrıs sorununun 1974'te değil, çok daha uzun süre önce başladığını, Türkiye'nin Kıbrıs'a meşru nedenlerle, 1960 anlaşmasına ve uluslararası belgelere uygun şekilde, adaya düzen getirmek için gittiğini söyledi. Kıbrıs'ın o dönemde Yunan askeri cuntası tarafından Yunanistan'a ilhak edilmek istendiğini belirterek, Yunanlı kadına, "Bu gerçeği kabul etmiyor musunuz, Yunanistan'ın o dönemdeki politikası bu değil miydi" diye sordu. Kadın ise "Ada Yunanistan'a aitti" deyince, Şensoy, "Demek böyle iddia ediyorsunuz, yani başka ülkelerin böyle düşünmedikleri gerçeğini bile dikkate almıyorsunuz. Hayır, hayır. Türkiye, 1960 anlaşmasına göre hareket etti, illegal hiçbir şey yapmadı" diye konuştu.

Aynı Yunan asıllı kadın geçen haftalarda BM'de düzenlenen ve Türkiye'nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Ertuğrul Apakan'ın konuşmacı olduğu bir panelde de aynı provokatif çıkışta bulunmuştu.

Şensoy, Türkiye'nin AB üyeliğiyle ilgili bir soru üzerine ise Türkiye'nin 1963'ten beri AB'ye girmek istediğini ve hep sabırlı davrandığını, ümitlerini yüksek tuttuğunu, ama üyeliğin olmaması durumunda bile bundan Türkiye'nin kaybedecek bir şeyi olmadığını söyledi.

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ, TERÖRLE MÜCADELE, AÇILIM, TÜRKİYE'NİN YÜZÜ

Şensoy, ifade özgürlüğü kapsamında Doğan Yayın Holding hakkında açılan dava ile Ergenekon davasına ilişkin sorular üzerine, iki konunun yargıya intikal ettiğini, AK Parti hükümetinin Doğan Holding konusunda, bunun ifade özgürlüğü ve gazetenin haklarıyla ilgili değil vergilendirmeyle ilgili bir sorun olduğunu belirttiğini, Ergenekon konusunda ise, yargıda devam eden bir konuda konuşulamayacağını, ama yine de bu konuların Türkiye'de konuşulmasının sağlıklı olduğuna inandığını belirtti.

Şensoy, dini fanatizmle ilgili bir soruya ise bu tür fanatikliğin her dine ve her kültüre mensup insanlarda görülebileceğini, tek bir dine mal edilmemesi gerektiğini belirtti. Özellikle 11 Eylül olaylarının ardından terörizmle hep birlikte mücadele edilmesi gereğinin daha da ortaya çıktığını belirten Şensoy, Türkiye'de 3-4 yıl önce El Kaide tarafından düzenlenen bombalı saldırıları hatırlatarak, Türkiye'nin terörizmle mücadelede kararlı olduğunu vurguladı.

"Kürt meselesiyle" ilgili bir soru üzerine ise Şensoy, Türkiye'de "açılım" sürecinin devam ettiğini, ancak kuzey Irak'tan PKK teröristlerinin Türkiye'ye yönelik saldırılarının sürdüğünü belirtti. Büyükelçi, açılım sürecinin başarılı olabilmesi için terörizmin sona ermesi gerektiğini, bu kapsamda Irak merkezi yönetimiyle daha iyi ilişkiler olduğunu ve son 1 yıldır da Irak'ın kuzeyindeki yerel yönetimle diyaloga girdiklerini, bunun da bölgeye barış ve istikrar getireceğini belirtti.

Şensoy, İran'dan Suriye'ye gittiğine inanılan, silah taşıyan gemiyle ilgili bir soru üzerine, Türkiye'nin bu tür denetim konularda son derece titiz ve dikkatli davrandığını belirtti.

Büyükelçi Şensoy, sözlerinin sonunda Türkiye'nin geleneksel "denge politikasını" sürdürdüğünü de belirterek, "Türkiye yüzünü belirli bir tarafa çevirmiyor, dış politikamız belirli kısımlardan oluşuyor, elbette bu kısımlar arasında Batıyla ilişkiler çok önemli yer tutuyor, ama hiçbiri bir diğerine alternatif oluşturmuyor" dedi.

Haber: AA

Fotograflar: Oktay Güney- Turkishny.com