Tek kelime İngilizce bilmeyen, yaşı bile belli olmayan Afrikalı bir genç geçenlerde New York'ta yargıç karşısına çıktı. Yıllardır uygulanmamış federal bir yasa uyarınca yargılanan Somalili genç korsanlıkla suçlanıyor.

Manhattan'ın güneyindeki New York bölge mahkemesi, Amerika'nın en eski federal mahkemesi.

Bu nedenle hukukçuların 'mahkemelerin anası' olarak nitelendirdiği bu mahkeme, 27 katlı gökdeleniyle kente adeta tepeden bakıyor.

New York'un ünlü mafya babası Gotti'den, Usame Bin Ladin'e bağlılık yemini etmiş olan terör zanlılarına ve son olarak milyarlarca dolar dolandırcılık yapmakla suçlanan yatırımcı Bernard Madoff'a kadar tarih yazan pek çok dava, bu binada görüldü.

Ama şimdi New York mahkemesinin önünde öyle bir dava var ki, Amerika'da bir yüzyılı aşkın bir süredir hiç yapılmamış olan bir yargılamayı gündeme getirdi.

Haberin videosunu izlemek için tıklayınız!

Tek kelime İngilizce bilmeyen, yaşı bile belli olmayan, kara Afrika'dan bir korsanın davası bu.

Yıllardır uygulanmamış federal bir yasa uyarınca hakkında cezai soruşturma açılan, suçlu bulunması halinde müebbet hapis cezasına çarptırılması zorunlu olan genç bir adam.

Abduwali Abdulkhadir Muse, Federal Soruşturma Bürosu ajanlarının refakatinde ellerinde kelepçe ile mahkeme salonuna girerken, başına gelenlerden habersizcesine kameralara gülümsüyordu.

Çok değil, daha 13 gün önce ülkesi Somali'nin açıklarında bir Amerikan kargo gemisinin kaçırılmasına adı karışmıştı.

Kendisini rehine olarak korsanlara teslim eden gemi kaptanı Richard Phillips, Amerikan donanmasına bağlı keskin nişancıların üç Somalili korsanı vurup öldürdüğü nefes kesici bir operasyonla kurtarılmıştı.

Operasyondan hemen önce tutuklanan Muse, korsan çetesinin elebaşısı olmak ve gemi kaptanını rehin alıp hayatını tehdit etmekle suçlanıyordu.

Bunun üzerinden iki hafta geçmeden kendisini New York'ta buldu.

Tıklım tıklım dolu mahkeme salonunda kendisini adeta yutmuş gözüken sanık sandalyesinde, sol eli yara bantlarına sarılmış biçimde otururken, yargıç ve avukatlar bir saati aşkın bir süre sanığın gerçek yaşını belirlemek için uğraştılar.

Yargıç Andrew J. Peck, Somali'den telefonla bağlanan ve tercüman aracılığıyla oğlunun 15 yaşında olduğunu söyleyen Muse'nin babasını dinledi önce.

Ardından soruşturma yapmak için Afrika'ya gönderilen New York polis detektifi Frederick Galloway dinlendi.

Galloway, sanığın kendisine farklı yaşlar verdiğini, ama daha sonra yalan konuştuğu için özür dileyip yaşını 18 ya da 19 olarak belirttiğini söyledi.

Muse'nin babasını inandırıcı bulmayan yargıç, sanığın 'yetişkin' olarak yargılanacağını ilan etti ve kefalet olmaksızın tutuklu kalmasına karar verdi.

Aralarında en ağırı 'devletler hukukunda tanımlanan korsanlık suçu' olmak üzere beş ayrı suçla itham edilen Somalili Muse, 21 Mayıs'ta tekrar yargıç karşısına çıktı ve itham edildiği suç sayısı 10'a yükseltildi.

Muse, suçların tümünü reddederken, Amerikan hükümetinin atadığı savunma avukatı müvekkilinin bir aydır hücresinde tecrit edildiğinden ve avukatlarıyla bile konuşmasına izin verilmediğinden yakındı.

Muse, New York'ta yargılanmayı bekleyedursun, onun başına gelenler Somali açıklarında korsanlık yaparken yakalananlara ne işlem uygulanacağı sorusunu en açık biçimde gündeme getirdi.

Antik çağlardan modern tarihin başlangıcına kadar denizcilerin korkulu rüyası olan korsanlar, 21'inci yüzyılın başında gemi kaçırma vakalarının yeniden tırmanışa geçmesiyle birlikte büyük bir hukuki sorun haline gelmiş bulunuyor.

Uluslararası Denizcilik Bürosu verilerine göre, 2008 yılında Somali açıklarındaki korsan saldırıları, bir önceki yıla göre üç kez artarak 111'e çıktı.

İç savaş, açlık ve yoksulluğun pençesinde olan, işler halde devlet ya da yargı mekanizmaları bulunmayan Somali, korsanlık faaliyetleriyle zenginleşti.

Sadece geçen yıl Somalili korsanların, kaçırdıkları gemiler karşılığında ödenen fidyelerle 30 ila 150 milyon dolarlık kazanç sağladığı tahmin ediliyor.

Korsanlık, uluslararası hukukta hiçbir devletin yargı yetkisine girmeyen açık denizlerde yapıldığı için, evrensel suç sayılıyor. Yani tüm devletlere karşı işlenmiş olarak kabul ediliyor.

Buna göre, teorik olarak her devlet uluslararası sularda yakaladığı korsanları kendi ülkesine getirip yargılayabilir.

Ancak pratikte, tutuklanan korsanların yargılanabilmesi her devletin kendi yasalarına bağlı.

Yakın zamana kadar aralarında Fransa, ABD ve Danimarka'nın da bulunduğu pek çok ülke, hukuken korsanlardan sorumlu olmamak için yakaladığı korsanları kısa bir süre sonra Somali sahillerine bıraktı.

Ancak saldırıların giderek artması ve korsanların cezasız bırakılmış gözükmesi Amerika ve Avrupa Birliği'ni, Somali'nin komşusu Kenya ile anlaşma yapmaya yöneltti.

Buna göre, Kenya'nın eskimiş hukuk sisteminin modernize edilmesi için verilecek yardım karşılığında Kenya mahkemeleri, Somalili korsanları yargılayacak.

Ne var ki insan hakları örgütleri, zanlıların tutukevinde gördükleri kötü muamele ve yargı sistemindeki yozlaşma nedeniyle Kenya'nın uzun dönemli bir alternatif olamayacağı görüşündeler.

Somali'li Abdulkhadir Muse'nin yargılanmak için New York'a getirilmesi medyada ve hukukçular arasında büyük bir tartışma başlattı.

Güney Afrikalı gazeteci Tony Karon, ''New York, neden Somalili korsanları yargılayacak yer olamaz'' başlığıyla yazdığı yazısında, böyle bir yargılamanın Muse'yi Somalililerin gözünde kahraman yapacağını ve öç almak için daha fazla Somalili genci korsanlığa iteceğini savunuyor.

New York'lu ünlü savunma avukatı Benjamin Brafman ise, ''Somalili bir korsanın New York'ta yargılanacağını ilk kez duyduğumda, güvenlik kaygılarımızı arttıracak ve aylarca mahkemeyi meşgul edecek bir şov olacak diye düşünmüştüm'' diyor ve ekliyor:

''Ama belli ki Amerikan hükümeti, dünyaya bu tür suçları ciddiye aldığımızı, yakalanan korsanların yargı önüne çıkarılacağını ve mahkum edilirlerse, süratle cezalandırılacaklarını göstermek istiyor.''

Bazı New York'lular, bunun 11 Eylül'den sonra terör davaları görmeye alışmış olan Amerikalılar için yeni bir şey olmadığını düşünürken, Muse'nin babası ise oğlunun büyük para vaatleriyle kandırıldığını söylüyor, ve Amerika'ya şu sözlerle tepki gösteriyor:

''Bir Amerikalıyı kurtarmak için üç Somali'liyi öldürdüler. Belli ki, Amerikalının hayatı, Somalililerden daha değerli.''