Umutlarına rağmen kötü yola düştü ve zorla hayat kadınlığı yapmaya zorlandı. Suiistimal ve sefillikle dolu bir hayata mahkûm edildi. Çıkış yolu bulamayınca hem kendisine hem de çocuğuna zarar verdi.
Silvia yakalandıktan sonra, önce cana kastetme suçundan hapse alındı, sonra da bakım evinde ruhsal tedaviye başladı. Bu sırada annesinden ayrı kalan çocuğu da bakıcı aile ile yaklaşık 5 yıl kadar yaşadı. Fakat ardından Silvia, cezalarından dolayı çocuklarından ayrı kalan annelere uygulanan Drew House programına kabul edilerek, mahkemenin verdiği mecburiyetleri yerine getirmesi şartı ile hapishane yerine oğlu Francisco ile özel bir dairede yaşamaya başladı.
36 yaşındaki anne Silvia durum hakkında “Burada kendimize ait bir yerimiz var. Evimiz diyebildiğimiz bir çatı altında yaşıyoruz. Kendimizi güvende hissedebiliyoruz. Burası oğlumla birbirimizi daha iyi tanıyabilmemiz için bize imkân sağlıyor” şeklinde konuşuyor.
Uygulanan Drew House programı, muhtemelen bütün ülkede uygulanan ve hapishanenin yerini alabilecek en iyi program. Program hapishaneye göre daha başarılı, suçlulara tedavi yönünde daha fazla destek verici ve ucuz bir alternatif olarak öne çıkıyor. Fakat uygulamacıların uyarıları da kayda değer. Yargıçlar ve savcılar, bu tür evlerin gelişebilmesi için çok ciddi mali desteğe ihtiyaç olduğunu belirtiyor.
Silvia ile birlikte cinayet gibi suçlardan ceza alan 5 anne, Brooklyn’deki bu isimsiz apartmanda program dâhilinde yaşıyor. Bazılarında uyuşturucu madde suçları, bazılarında kaçak silah ve şiddet suçları da bulunmakta. Uygun kadın suçlular Brooklyn savcıları ve savunma avukatları işbirliği ile belirlenmekte. Burada yaşayabilmek için suçlu kadınların en başta evsiz, küçük çocuklu ve ağır suçlardan suçlu bulunmuş olması gerekiyor. Suçlamalar ise bu evde yaşayıp mahkeme kararlarına harfiyen uymaları koşulu ile belli süre sonra düşürülüyor. Fakat mahkeme kararına aykırı davranışlar sergilenir, kanunlar yeniden çiğnenir ve yeniden suç işlenirse bu defa cezalandırma daha ağır gerçekleştiriliyor.
Yapılanlardan ve programdan memnun olduğu anlaşılan Silvia, “Başarmamızı istiyorlar. Bizlerin doğru yoldan ayrılmamamız için uğraşıyorlar” diyor.
Kadınlar burada sokağa çıkma yasağı ve yoklama verme mecburiyeti haricinde büyük ölçüde serbest yaşamaktalar. Anneler, annelik derslerine katılmakta, iş araştırmaları, denemeleri ve terapileri almaktalar. Çocuklar ise güvenli şekilde okullarına gitmekte, mecburi sağlık hizmetlerini almakta, böylece huzur ve güven hislerinden mahrum bırakılmamaktalar.
Bina bugün okuldan gelen çocuklarla bir hayli hareketliydi. Program dâhilinde binada bulunan annelerin çocukları sarılı mavili üniformaları ile yönetim ofisine sürpriz ziyarette bulundular. Sırt çantaları ile yönetim ofisine gelen çocuklar, görevli yöneticiye selamlarını iletmek için geldiklerini söylediler.
Ardından çocukların arka bahçede oynamak üzere yarıştıkları görüldü. Arka bahçede bulunan çimenlik ve sebze ağaçları, basketbol sahası ve pek çok imkanı ile burada çocuklar oldukça mutlu olmaktalar.
Programı yürüten ve kar amacı gütmeyen bir şirket olan Housing Plus Solutions kurucusu Rita Zimmer, Drew House’da yaşana her kadın ve bir çocuğunun yılda yaklaşık olarak 34,000 dolara malolduğunu söyledi. Bu miktar bir kadını hapse koyup, çocuğunu da bakıcı aileye verme masrafının yaklaşık 4 katına denk gelmekte.
Ülkede kadınlara, ilaç tedavileri altında çocuğu ile birlikte cezasını çekme fırsatı tanıyan bazı programlar bulunsa da, hiç biri Drew House’daki gibi bir imkân sağlayamamakta.
Böyle bir program uygulama fikri Brooklyn Bölge Savcılığında çalışan savcı Charles Hynes’den gelmiş. Uygulama için 10 yıldır alt yapı çalışmaları sürdürülmekteydi. Zimmer’in göreve gelmesi ile planlar gerçek oldu. Ev 2008 yılında kullanıma açılırken, aile içi şiddete kurban verilen Hynes’in annesinin adını aldı.
Hynes ise konu hakkında, “Toplum güvenliği için daima insanları zincirlemekten daha fazlası mevcuttur” diyor.
2011 yılında Columbia Üniversitesi tarafından tamamlanan bir araştırmada, bir yıllık gözlem sonucunda programa katılanlarda ciddi gelişmelerin gözlemlendiği belirtildi. İlk defa eve yerleştirilen 7 sakinden biri hariç hepsi mahkeme kararlarına bire bir uyup tekrar tutuklanmayarak, kendi evlerinin sahibi oldular. Çocuklar ise okullarına düzenli olarak devam etti. Fakat araştırmalar, cezasını hapiste çekerek çıktığında da evsiz kalan kadınların, çocukları tekrar suiistimal ettikleri ve yüksek oranda ruhsal ve zihinsel hastalık yaşadıklarını gösterirken, bu oranların program kapsamında cezalarını çekenlerin çok daha iyi durumda olduğunu ortaya koydu. Aynı şekilde hapishanede yaşayan annelerin çocuklarının da ruhsal problemler ve eğitim zorlukları yaşadıkları anlaşıldı.
Çalışmayı yürüten Mary Byrne’de araştırmacıların oldukça şaşırdığını belirtiyor. Gözlemler sonrasında ilk önerilerinin, programı Dünya’ya yaymak olduğunu söyledi. Fakat bunun için ilk önce New York’ta büyümeleri gerektiğini belirten Byrne, şimdilik bunun imkânsıza yakın olduğunu belirtti.
Programda şu ana kadarki en büyük eksiklik, ortalama bir 1 binalarda yaşayan kadınlar için yeni yerlerin bulunmaması. Programdan mecburi olarak çıkarılan kadınlara ABD Konutlandırma ve Kırsal Kesim Geliştirme Dairesi sahip çıkmak durumunda kalıyor. Bu da gelecekte büyük yük oluşturabilir.
Şimdilik mecburi konaklamanın sonuna yaklaşan 5 kadın bulunmakta. İkisi binalardan ayrılırken, Olgita Blackwood yavaş yavaş toparlanmaya başlamış durumda. diğer iki kadın ise şimdiye kadar herhangi bir girişimde bulunmuş değil. Bunun yanında Blackwood geleceğinden endişe ettiğini belirtiyor. Buradan ayrıldığında kendi evinde yaşayabilecek maddi güce sahip olmadığını vurguluyor.
24 yaşında polislere yakalanan Blackwood, yakınlarının ihbarı ile yatak odasında bulunan ruhsatsız tabancası dolayısı ile suçlanmış. Annesi ve erkek arkadaşı ile yaşayan hükümlü kadın, bir de bir haftalık bir çocuğa sahip.
Yakalandıktan sonra her gece ağladığını belirten Blackwood, “Çocukların için çok endişeleniyordum. Bana çok bağlıdırlar. Onlardan ayrı kalamazdım” diyor. Blackwood şu an 8,7 ve 2 yaşına gelmiş 3 çocuğu ile birinci kattaki iki odada yaşıyor ve koleje gitmek için sıkı ders çalışıyor.
Programın kurucuları, daha fazla kadına ulaşmak ve program dahilinde bulunanlara daha iyi koşullar sağlayabilmek için kaynak bulmaları gerektiğini vurguluyor. bunun için girişimlerde bulunan Zimmer, bölge savcılığına yaptığı başvurudan eli boş dönmek durumunda kalmış.
Programda yer alan Silvia’da buradan çıktıktan sonra kendi evinde yaşayabilecek mali güce sahip olmadığını belirtiyor.
İkinci katta bulunan dairesi gayet temiz ve düzenli olan Silvia, eve yerleştirdiği bazı süslerle evi daha çok kendine özgü hale getirmeyi başarmış. Masanın üzerine yerleştirdiği güllerle dolu bir vazo, deniz kabukları ile dolu bir kase, Şubat ayından bu yana beraber yaşadığı oğlunun hediyesi koltukta oturan koca oyuncak bir ayıcık ortamı oldukça değiştirmiş.
Oğlunun da kendisi gibi hayatı kabullenerek yaşamaya çalıştığını belirten Silvia, “o küçük fakat kocaman bir adam. Bence oğlum harika ve oldukça olgun birisi” diyor.