Eskiden havaalanından Bodrum’a yol alırken Güvercinlik’i geçince gördüğümüz manzara eşsizdi. Şimdi bu manzaranın orman kısmı otel inşaatları yüzünden sizlere ömür... Peki buralara turistik tesis kurmanın başka yolu yok mu? Elbette var!

Havaalanından Bodrum’a doğru gelirken, Güvercinlik’i geçince sağ tarafınızda eskiden şahane bir manzara olurdu: Lacivert deniz, yemyeşil çam ormanı, uçan kuşlar...

Kuşlar hâlâ uçuyor. Deniz de aynı renk. Yeşil orman? Kesildi, bitti, otellerle doldu.
Oysa Cumhurbaşkanı, bir gün tekneyle oralarda dolaşmış ve bu inşaatları görüp emretmişti: “Bunları durdurun!” Durdurmak bir yana, hızlandırdılar. O vakit bir otel inşaatı vardı, şimdi üç otel oldu.

Orman deseniz, sizlere ömür... Fatih Sultan Mehmet’i yerlere göklere sığdıramayan bir iktidar döneminde, ‘ormanımdan bir değil bin ağaç kesen’ kellesinden olmadı, beş yıldızlı otel sahibi oldu! Muhafazakârlığın alaturka versiyonu mu desem? Bilemedim.

Bodrum Yarımadası’nda artık yeni bir ‘hile-i şeriye’ yapılıyor. Konut amacıyla inşaat yapılması yasak olan yerlere ‘beş küsur yıldızlı’ otel yapıyoruz diye ‘villalar’ konduruluyor. Ruhsat böyle alınıyor. Her bir villa minimum 2-3 milyon euro fiyattan satılıyor, otel ise bu işte sadece bir figüran.

Paralı turist ne ister?

Oysa aynı Bodrum’da bütün bunlardan farklı bir yer daha var. Uzakdoğulu Aman zincirinin Bodrum şubesi Amanruya.

Sahilden baktığınızda herhangi bir bina göremiyorsunuz. Otel odaları bir tek ağaç kesilmeden yerleştirilmiş ki, bu zincirin özelliği de zaten bu: Birbirini görmeyen, bağımsız birimlerden oluşan, sadece doğanın sesini duyabileceğiniz bir köy.

Bir gecesini, ‘her şey dahil beş yıldızlıların’ iki haftalık fiyatına satıyorlar ama boş odaları da yok. Çünkü para harcayacak turist, betonlar içinde boğulmak istemiyor. Ama tabiata zarar vermeyen, tabiatı hücrelerinizde hissedeceğiniz bir otelde kalabilmek için kuyruğa da giriyor.

Türkiye bir turizm ülkesi. Kitlesel ‘her şey dahil’ turizmine yatırım yaptık ve bir tek kum tanesine bile kıymamamız gereken sahillerimizi devasa beton kütlelerle doldurduk. Uçak da dahil, her şey de dahil üç kuruşa! Daha fazla para harcayabilecek turist gidip de o beton kütlelerde kalır mı?
Turizmden kazanmamız için bir başka yol var; inanmayan gitsin Amanruya’yı görsün.