Türkiye'nin siyasal tarihi hakkında hiç bilgi sahibi olmayanların siyasi gündeme yön vermeleri zaman zaman insanı çıldırtacak noktalara dayanıyor. Bunlara son bir örnek CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu hakkında dava açılacağına ve sonunda Kılıçdaroğlu'nun da Enis Berberoğlu gibi cezaevine gidebileceğine ilişkin değerlendirmeler değil mi?

Muhalefet değil iktidar
Bu tür değerlendirmeleri yapanlar ve bunlara kapılıp "Olmaz böyle şey" diyenleri gülerek izlememiz gerekiyor. Çünkü bunlar Türk siyasetine masal dünyasının öykülerini aktarmaktan başka bir şey yapmıyorlar. Bunların gerçekleri yansıtmak konusunda en ufak bir endişeleri olsaydı, Türkiye'de muhalif siyasetçilerin değil, iktidardaki siyasetçilerin bu tür risklerle karşı karşıya olduklarını bilirlerdi.

Menderes ve Bayar
İsterseniz Başbakan Adnan Menderes'ten ve Cumhurbaşkanı Celal Bayar'dan söz ederek konuya girelim. 27 Mayıs darbesi sözde sivil siyasete karşı yapılmıştı ama sonuçta iktidardaki Demokrat Partililer yargılandı. 20'nci yüzyılın ikinci yarısında bir başbakanı ve iki bakanı idam ettik.

Demirel'in serüveni
12 Mart 1971'de de muhalefetteki CHP iktidar koalisyonuna alındı ve iktidarın lideri Demirel devrildi. Daha sonra ise Demirel 12 Eylül 1980'de yine devrildi. 28 Şubat 1997 darbesinde ise hedefte iktidar ortakları Erbakan ve Çiller yok muydu? Son olarak 15 Temmuz 2016'daki darbe teşebbüsünde de darbecilerin hedefinde Cumhurbaşkanı Erdoğan mı, yoksa CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu mu vardı?

Ayıplı sözler
Kısacası Türk siyasetinde muhalefettekiler değil iktidardakiler yargılanmak, hapse girmek ve hatta idam edilmek riski ile karşı karşıyadırlar. Arkadaşım Melih Altınok da, bu gerçeği vurgulamak için, Kılıçdaroğlu'nun bir TV programında söylediklerini şöyle hatırlatmıştı:
"...Ya da Kılıçdaroğlu 17-25 Aralık rüzgârının sürdüğü günlerde Fetullahçıların Samanyolu televizyonuna çıkıp elinde hiçbir somut delil, suçlama yokken, Erdoğan'ınkinden katbekat sert şu sözleri sarf ettiği günlerde:
Kemal Kılıçdaroğlu: Yurtdışına kaçmaktan başka bunun bir çaresi yoktur. Erdoğan için söylüyorum. Kaçsa da onu bu ülkeye getirip yargılayacağız.
Samanyolu spikeri: Yurtdışına kaçmak derken, niye kaçsın?
K.K: Kaçacaktır efendim, bunun kurtuluşu yok!"
Kısacası Türk siyasetinde muhalif siyasi partiler sürekli seçim kaybederler ve ezikliklerini iktidara tehditler yönelterek örtmeye çalışırlar.

http://www.sabah.com.tr/yazarlar/barlas/2017/08/19/turkiyede-iktidarda-olmak-daha-risklidir