2017 yılbaşı gecesi İstanbul’daki Reina kulübünde düzenlenen 39 kişinin öldüğü terör saldırısında yaralanan ve ‘ikinci tetikçi’, ‘CIA Ajanı’ denilen Amerikalı Jake Raak (36) geçen hafta İstanbul’a döndü, taksiyle Silivri’deki duruşmaya gitti. ABD’ye dönüşünde Hürriyet’e konuşan Raak, duruşmada ‘CIA için mi çalışıyorsun’ diye sorulduğunu kendisinin de saldırganın yüzüne ‘Sen silahsız bir hiçsin’ diye bağırdığını söyledi.

REİNA saldırısından sonra ABD’ye dönüşte Atatürk Havalimanı’nda kameralar önünde konuşurken tavırları komplo teorilerine yol açan Jake Raak’in geçen hafta İstanbul’a gelerek Silivri’deki duruşmaya katıldığı ortaya çıktı.

Philadelphia’da Hürriyet’e konuşan Raak, özetle şunları anlattı:

MEDYADAN ÖĞRENDİM

“Duruşmanın yapılacağını medyadan öğrenince İstanbul’a tek başıma gittim. Aynı otele yerleştim. İlk gün Reina’ya gidip kapısına bir demet çiçek bıraktım. Duruşma günü Silivri’deki mahkemeye Uber çağırıp tek başıma gittim. Şoföre zar zor olsa da kim olduğumu internetteki fotoğraf ve videoları göstererek anlattım. O da kapıdaki askerlere durumumu anlatıp mahkeme salonuna girmemi sağladı.

Arkadaşlarım İstanbul’a gitmemi istemiyorlardı, özellikle basındaki komplo teorilerinden de endişeleniyor, İstanbul’da başıma kötü bir şeyin geleceğinden korkuyorlardı. Ben o haberleri hiç ciddiye almamıştım.

Duruşma salonu çok büyüktü. İçeride güvenlik görevlisinden çok, tutuklu DEAŞ üyesi vardı. Saldırıyı gerçekleştiren Abdulkadir Masharipov da salondaydı. Yanımda oturan diğer kişinin Reina’nın sahibi olduğunu öğrendim. Ne konuşuluyor hiç anlamıyordum. Salon çok büyüktü, konuşanları ekranlardan izleyebiliyordum.

Önümüzde mikrofonlar vardı. Bana sadece sanıkların avukatları sorular sordu. Bana ‘CIA için mi çalışıyorsun’, ‘ABD hükümetinin elemanı mısın’ gibi inandırıcılığımı bozacak sorular yönelttiler. Reina’da o gece neler gördüğümü anlattırdılar. Daha sonra; ‘Saldırganı görsen tanır mısın’, ‘Ekranda gördüğün kişi o geceki saldırgan mıydı’ diye sordular. Ben İstanbul’a saldırganın yüzüne iki laf etmek için gelmiştim. Yüzüne bakarak bunu söylemek istediğim için mahkemeden izin isteyerek saldırganın karşısına geçtim. Ona “O silah olmadan sen bir hiçsin” dedim. Avukatları, “O gece kulüp karanlıktı, onu nasıl tanıdın? Alkollü değil miydin” diye sorular yönelttiler.

DÖNMEK KOLAY DEĞİLDİ

İstanbul’da dört gün kaldım. 27 Mart’taki duruşmaya katıldım. İstanbul’u gezdim. İstanbul’da bu defa omuzlarımdan büyük bir yük kalktı. Artık hayata karşı daha pozitifim. O saldırıdan sonra İstanbul’a dönmek kolay değildi. Benden başka dönen de olduğunu duymadım. Alacağım tazminat ve dava bile yok. Bir hukuk firması tazminat davası açmak üzere benden 4.500 dolar istedi. Ancak daha sonra davanın açılamayacağını söylediler. Param da yandı.”

Duruşmadan sonra İstanbul’u gezen Jake Raak (sağda), kaldığı otelin sağladığı şoförle (Uğur) birlikte Kartal pozu vermiş.

‘FBI KARŞILADI, SONRA İLGİLENMEDİ’

“Benim için “CIA ajanı”, “Amerikalı asker”, “ayrılırken Hitler selamı verdi” ve “ikinci saldırgan oydu” diye yazdılar. Bu tip yorumları yapanlar ABD’deki benzeri saldırılar sonrasında da ortaya çıkıyorlar. Askeri okul mezunu olduğumu, sosyal medya hesaplarımdan herkes biliyor. Ancak ben hiç askerlik yapmadım. Ailemin klima bacaları üreten fabrikasını devraldım. Saldırıdan sonra işlerim önceki yıla göre yüzde 75 düştü. Sadece üç çalışanım kaldı. ABD’deki fizik tedavim için çok büyük paralar ödedim.

Ülkeme döndüğümde FBI beni havalimanında karşıladı. Bana yaşadıklarımı anlattırıp sorular yönelttikten sonra, onlara İstanbul’daki duruşmalara katılıp saldırgana bir çift söz etmek istediğimi söyledim. Yardım sözü verdiler. Ancak bir daha ne aradılar ne de telefonlarıma çıktılar. İstedikleri bilgileri aldıktan sonra beni terk ettiler.”

‘ÖLENLERDEN BİRİ BİZİM ŞOFÖRÜMÜZDÜ’

“Dokuz arkadaş yılbaşını geçirmek üzere İstanbul’a gitmiştik. Reina’yı bize otel önermişti. Otelden özel şoför istedik. Kapıda ölenlerden birisi bizim şoförümüzdü. Reina’ya gece 23.30’da vardık. Masamız kulübün tam ortasında VIP bölümündeydi. Bir saat geçmemişti ki panik oldu. Silah sesleri duydum ama anlam veremedim. Sonra saldırganı 10 metre önümüzde ateş ederken gördüm. Bazılarının vurularak düştüğünü gördüm, yere kapandık. Mermi sesleri çok kuvvetliydi, o sırada iki yerimde acı hissettim. Vurulduğumu anladım. Böyle bir şey yaşamamıştım.

Boynumda asılı olan yılbaşı süsü ile bacağımı bağladım. Ameliyat eden doktor Hilmi Karadeniz, merminin kemerimi delip kalçamdan vücuduma girerek dizime kadar gittiği ve orada kaldığını söyledi. Çok başarılı bir ameliyatla çıkardılar. İstanbul’dan ayrılırken gazetecilere yaptığım açıklamalardaki vücut dilim hakkında Türk basınında çıkan haberlere üzüldüm, şaşırmadım. O anda yüzümdeki bir anlık gülümseme, bu saldırıdan ben ve arkadaşlarımın kurtulmuş olması ve evime dönüyor olmamdan kaynaklanıyordu.”