Birleşmiş Milletler (BM) Genel Merkezi'nde yapılan "Atatürk'ün Vasiyeti: Millet Bilinci ve Dönüşümü" konulu sempozyumda Mustafa filmi tartışması yaşandı.

Sempozyuma katılan Atatürk'ün manevi kızı Ülkü Adatepe, konuşmacılardan Prof. Dr. Vamık Volkan'ın anlattıkları karşısında; "Kendimi sanki Mustafa filmini seyrediyor gibi hissettim" sözleriyle tepki gösterdi. Prof. Dr. Volkan konuşmasında, Atatürk'ün dedesinin dağlara çıkmış bir eşkıya olduğunu dile getirmişti. Emekli öğretim üyesi ayrıca Atatürk'ün gittiği okulun sahibinin Mustafa Kemal için model insan olduğu ve Şemsi Efendi'nin de Yahudilikten dönme olduğunu dile getirdi. Atatürk'ün annesinin Atatürk'ün nasıl eğitim alması konusunda kararsızlık yaşadığını da vurgulayan Prof. Dr. Volkan, Zübeyde Hanım'ın Mustafa Kemal'in seküler mi yoksa dini eğitim veren okula gitmesi konusunda tereddüt yaşadığına dikkat çekti. Volkan, nihayetinde Atatürk'ün Şemsi Efendi okuluna yazıldığını ve bu müessesenin sahibini de kendisine hayatı boyunca model insan olarak aldığını vurguladı.

Atatürk'ün çocukluk döneminden aldığı eğitime kadar birçok farklı yönlerini dile getiren Volkan, Mustafa Kemal'in Hitler'in tam karşıtı bir lider olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Volkan, annesi öldüğünde Atatürk'ün ağlamadığını ve bunun gerekçesini de Atatürk'ün, "Benim anam vatanımdır. Vatanım hayatta ve öyle de kalacak" dediğini söyledi.

Diğer konuşmacıların ardından kürsüye kısa bir konuşma için çağrılan Ülkü Adatepe de Prof. Dr. Vamık Volkan'ın konuşmalarını eleştirdi. Adatepe, "Atatürk'ün anlatılacak o kadar özelliği bulunurken Volkan beyin anlattıkları karşısında kendimi Mustafa adlı filmi seyrediyor gibi hissettim" şeklinde eleştiride bulundu.

VOLKAN: UYDURMADIM, HEPSİ BELGELİ

Sempozyum sonrasında New York'taki Türkevi'nde resepsiyonda konuştuğumuz Prof. Dr. Volkan, kendisini savundu. Sempozyumda dile getirdiklerinin belgeli ve gerçek olduğunu belirterek, "Bunları ben kafamdan uydurmadım. Hepsi belgeli ve gerçek. Ben yalnızca bu büyük insanın her yönüyle tanınmasından yanayım" diye açıklamada bulundu.

İstanbul Üniversitesi Mezunlar Derneği'nin organize ettiği ve Türkiye'nin BM Daimi Temsilciliği himayesinde yapılan sempozyuma 1915 Ermeni olaylarında Türkiye'nin tezlerini savunmakla tanınan Prof. Dr. Justin McCarthy de sunum yaptı. McCarthy, "Atatürk olmasaydı bugün Türk olmazdı" başlıklı konuşmasını Kafkaslardan, Balkanlar ve Karadeniz'in kuzeyinden Osmanlı'nın yıkılma döneminde Türklerin Anadolu'ya göç etmek zorunda kaldığına dikkat çekti. McCarthy daha sonra Kurtuluş savaşına kadar Anadolu'nun Franszılar, İtalyanlar, Ruslar, Yunanlar ve İngilizler tarafından paylaşılarak Türklere çok küçük bir toprak bırakıldığına vurgu yaptı.

Louisville Üniversitesi öğretim görevlisi Justin McCarthy, Osmanlı'nın tebasını hiçbir zaman Türk, Boşnak, Tatar diye milletine göre ayrım yapmadığına dikkat çekti. McCarthy, Osmanlı'nın yıkılma dönemlerinde Avusturya, Romanya, Yunan, Sırbistan gibi ülkelerde bulunan Türklerin göçe zorlandığını ve hatta öldürüldüklerini anlattı. Balkanlardan, Kafkaslardan gelen Müslümanların Anadolu'nun her bölgesine dağıtıldığına dikkat çeken McCarthy, Balkanlar'da bazı bölgelerde Müslümanların çoğunlukta olduğu bölgelerin dahi zamanla orada azınlık hale dönüştürüldüğüne işaret etti. Atatürk'ün yaptıklarının mucize değil çok zeki ve akıllıca olduğunu aktaran McCarthy, Mustafa Kemal'in en büyük dayanak noktasının da Türk halkına olan güveninin olduğunu söyledi. McCarthy, "Eğer bugün Atatürk olmasaydı Türk de olmazdı" dedi. Atatürk'ün dinsiz olmadığını ve birçok fotoğrafında da dua ederken görülebileceğini aktaran McCarthy, "Atatürk bizler için bugüne kadar yaşamış en önemli insanlardan biridir; ancak o da bir insandı, hepimiz gibi" dedi.

(CİHAN)