LATİF OKUL

Can Yücel’in, babası Hasan Ali Yücel için yazdığı şiiri ne zaman okusam boğazımda bir şeyler düğümlenir, gözlerim yaşarır, babamı düşünürüm.

‘’Hayatta ben en çok babamı sevdim.
Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk
Çarpı bacaklarıyla ha düştü, ha düşecek –
Nasıl koşarsa ardından bir devin,
O çapkın babamı ben öyle sevdim.

Bilmezdi ki oturduğumuz semti,
Geldi mi de gidici hep, hep acele işi! –
Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi.
Atlastan bakardım nereye gitti,
Öyle öyle ezber ettim gurbeti.

Sevinçten uçardım hasta oldum mu,
40’ı geçerse ateş, çağırırlar İstanbul’a,
Bi helalleşmek ister elbet, dimi, oğluyla!
Tifoyken başardım bu aşk oyununu,
Oh dedim, göğsüne gömdüm burnumu.

En son teftişine çıkana değin
Koştururken ardından o uçmaktaki devin,
Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için
Açıldı nefesim, fikrim, can evim.
Hayatta ben en çok babamı sevdim.’’

Küçücük bir çocuğun babasına olan özlemini daha güzel nasıl anlatılabilirsiniz? Bu sıcacık sevgi başka hangi kelimelerle dile getirilebilir?

Ben babama hep hayranlık duyardım.

Nasıl bu kadar bilgili olmuştu?

Hep bir şeyler okurdu.

İlk bilgilerimi ondan almıştım.

Hiç unutmam, Amerikalılar Aya çıktıklarında yaşadığımız ortamda imkânsız olarak algılanmıştı. Amerikalılar yalan söylüyorlardı. Çünkü ay nurdu ve üstüne basılamazdı. Babama sormuştum çocuk aklımla.

‘’Baba Amerikalılar aya çıktılar mı?’’

‘’Çıkmışlardır oğlum!’’dedi. ‘’Tanrı, yeryüzünü ve gökyüzünü insanlar için yarattı. Bu sırları keşfedelim diye de bize akıl verdi.’’ Bunun söylenmesi o zaman bizim yaşadığımız toplum için bazı inançların inkârı gibi algılanıyordu. Ama babam bu düşüncesini cesaretle dile getirebilmişti.

Yoksulluğun kol gezdiği bir ortamda büyüdük. Babam usta bir tarım işçisiydi. Çukurova’da toprak çapalayanlara ‘’Mecrefeci ‘’derler. Tarlaya girdiği zaman hızlı çapa yapar ve işini çok kısa bir zamanda bitirdiği için ona gündelik olarak 15 kuruş yerine 20 kuruş verirlermiş. Annem öyle anlatırdı. Annemim babama olan aşkını gözlerinden okurdum. Masmavi gözleriyle sevgi dolu bakışlarla bakardı babama. Babam 190’na varan boyuyla annemim yanında bir dev adamdı. Annemin boyu ise 150 civarındaydı. Çapa dönüşü şalvarını çıkarır, merdivenin altında, annemim hazırladığı suyla yıkanır, temiz pantolonunu ve beyaz gömleğini giyer, fötr şapkasını başına geçirir çarşıya öyle giderdi. Kimse onun tarlada çalışan bir ‘’mecrefeci’’ olduğunu tahmin edemezdi.

En büyük mutluluğu bütün ailenin bir arada olduğu akşam yemekleriydi. Bize ilk defa ayrı tabaklarda kaşıkla yemeği babamız öğretti. Biz yedi kardeş yer sofrasında aynı tabaktan yemeğimizi yerdik.

Üç kız dört erkek kardeştik. Hepimizi okuttu. Özellikle kız kardeşlerimizin okumaları için özel bir çapa harcardı. ‘’Siz okuyun ben gerekirse ceketimi satarım’’derdi.

 Bayramlarda ilk işimiz sabahın erken saatlerinde kalkan annemizin kazanda ısıttığı sıcak suyla merdivenin altındaki banyomuzda yıkanıp giyinmek ve bayram harçlığı için babamızı beklemekti. Babam da tertemiz beyaz gömleği ve fötr şapkasıyla ayakta onun elini öpmemizi beklerdi. Sırayla, ağabeylerim ve ablam daha sonra kardeşlerim önce babamızın daha sonra da annemizin ellerini öperdik. Babam da hiç ayrım yapmadan küçüklere beşer kuruş ağabeylerimle ablama on kuruş verirdi. Amcamızın geçerken bize uğramasını beklerdik. Amcan zengin biriydi. Verince de elli kuruş harçlık verirdi. O zaman benim için tam bayramdı. Bu parayla kebap yer, sinemaya giderdim. Yüzbaşı Amerika ya da Bay tekin bir de İsmail Dümbüllü’nün filmlerine bayılırdım.

Yıllar sonra Diyarbakır’a askere gittim.

Bir gün bölük komutanım beni çağırdı.

‘’Başın sağ olsun baban ölmüş’’dedi.’’Kâtibe uğra izin kâğıdını al babanın cenazesine yetişebilir misin bilmiyorum dedi.

Babamı yıllarca görmemiştim. Bunu acısını çok yaşadım. Yüksek öğrenim için Ankara’ya oradan da askere gitmiştim.

Siz siz olun, ailenizden anne babanızdan kopmayın, birlikte olamama acısını yaşamayın.

Hep babamın özlemini duydum.

Hayatta ben en çok babamı sevdim.

En çok ona ihtiyacım olduğu zaman gitti.

Babanız şimdi yanınızda ise ona sımsıkı sarılın kokusunu içinize çekin.