Yüce Rabbimiz'in (c.c.) beyânı ile: "Her hikmetli işin (sene içerisinde vukû' bulacak ecel, erzâk, iyi ve şerden ibâret bütün işlerin) İlahî emirle ayrıldığı, Leyle-i Mübâreke" olan ulvî Berâet Gecesini de içinde barındıran, Şâ'bân ayını (1 Şâ'bân 1439) İnşâAllah 17 Nisan 2018 Salı günü idrâk etmiş olacağız.

Şâ'bân ayı; Allah Rasûlü (s.a.v.) tarafından: "Receb Allah'ın ayı, Şâ'bân Benim ayım, Ramazan ise ümmetimin ayıdır" buyurulduğu üzere, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) ayı olup, ümmetinin tamâmına şefâat etme izin ve hakkının da verildiği pek mübârek bir ay'dır.

Şâ'bân ayı; yine Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) beyânı ile; "Receb ile Ramazan arasında bulunan, insanların pek çoğu tarafından gafletle geçirilmek süretiyle ihmâl edilen" pek şerefli, ulvî, Mü'minleri berât'a erdirici, İlahî ihsâna kavuşturucu, rahmet ve nûr'a nâil kılıcı; kâfirlere, (inanmayanlara, Allah'ı ve Âhiret gününü inkâr eden münkirlere ise) gazap (İlahî cezâ) olan bir ay'dır.

ŞÂ'BÂN AYINDA PEYGAMBER EFENDİMİZ'E (S.A.V.) ÇOK SALÂT-Ü SELÂM OKUMAYA GAYRET EDİLMELİ

Şâ'bân ayı'nın Peygamber Efendimiz'in  (s.a.v.) ayı olması hasebiyle, bu ay'da Peygamber Efendimiz (s.a.v.) üzerine, mümkün olduğu kadar çok salât-ü selâm okumaya gayret ve devâm edilmesinin önemi, sevâb ve faydası ifâde edilemeyecek kadar çoktur.

Zirâ; Şâ'bân ayı, diğer aylara göre pek büyük bir üstünlüğü de sâhib bulunmaktadır.

Bu hususta, Azîz Peygamberimiz (s.a.v.): "Şa’bân ayının diğer aylara üstünlüğü Benim diğer Peygamberlere olan üstünlüğüm gibidir. Ramazan ayının diğer aylara üstünlüğü, Allah-ü Teâlâ’nın kullarına olan üstünlüğü gibidir.   

Allah-ü Teâlâ, kullarının amellerini Şâ'bân ayında yükseltir. Kim Şâ'bân ayına hürmet eder, Allah’tan korkar, O’nun tâatı ile amel eder, günâhtan nefsini korur ise, Allah-ü Teâlâ onun günâhlarını mağfiret eder ve onu o sene içinde olacak belâların ve hastalıkların hepsinden emîn kılar." Buyurmuşlardır.          

Bu i'tibrla, inananlar olarak bu ayda Peygamber Egendimiz (s.a.v.) üzerine, mümkün olduğu kadar çok salât-ü selâm okumaya gayret ve devâm etmeliyiz ki, biiznillâh Şefâat-i Muhammedî’ye nâil olabilelim.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) üzerine salât-ü selâm, salavât-ı şerîfe okumak; (en kısa şekli ile) “Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed", veyâ: "Esselâm-ü aleyke eyyühen-Nebiyyü” demektir.

Ancak; Salât-i Fethiye, Salât-i Münciye, Salât-i Nâriye, Salli Bârik ve benzeri büyük Salavât-ı Şerifelerin okunması ve bunlara devâm edilmesi elbette daha da güzeldir.

Şüphe yok ki; Peygamber Efendimiz (s.a.v.) üzerine çok salavât-ı şerîfe okumak, o kimsede Peygamber sevgisi olduğununu gösterir, ümmet-i Muhammed’den olduğuna  işâret eder ve Rasûlüllah Efendimiz'in (s.a.v) şefâatına kavuşmaya, Cennette en yüce makamlarda Rasûlüllah’a (s.a.v.) komşu olmaya vesîledir.

RASÛLÜLLAH (S.A.V.) ÜZERİNE SALAVÂT-Ü SELÂM OKUMANIN ÖNEMİ VE BU HUSUSTAKİ İLAHΠEMİR

Öncelikle bilmek ve inanmak gerekir ki; inananlar için Peygamber (s.a.v.) kendi canlarından ve mallarından, hülâsa sevdikleri ne varsa, onlardan önde gelir, gelmelidir.

Bu ifadelerimizin delîli Allah-ü Teâlânın; “Peygamber, Mü'minlere kendi nefislerinden evlâdır. Peygamber'in Zevceleri de (Mü'minlerin) anneleridir”. kavl-i kerîmidir. (Ahzab:6)

Allah-ü Teâlâ, yine Ahzab Sûre-i Celîlesi âyet 56’da; “Gerçekten Allah (c.c.) ve Melekleri Peygamber’e (a.s.) salât ederler. Ey iman edenler, siz de O’na teslîmiyetle salât ve selâm edin”. (Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed deyin.)  

Allah’ın salât etmesi, rahmetine mazhar kılması ve her an rahmetini artırması; Melekler'in salât etmesi ise, mağfiret (Cenâb-ı Hak’tan ümmeti Muhammedin başışlaması) dileğinde bulunmalarıdır.

Cenâbı Hak, Habîbi Muhammed Mustafa’ya (s.a.v.) ihtirâmı, hürmet ve ta’zim edilmesini, O’nun üzerine salât-ü selâm okunmasını iki halde beyan ve emir buyurmuştur. 

Bunlardan birincisi mele-i a’lâ’da, (yüce makamlarda, Melekler âleminde) ikincisi ise, mele-i ednâ’da,(yer yüzünde, insanlar ve cinler âleminde) dir.

Mele-i a’lâ’da- Meleklet âlemindeki ihtirâm’ı; “İnnAllahe ve melâiketehü yüsallûne alen-Nebiyyi:  “Gerçekten Allah (c.c.) ve Melekleri Peygamber’e (a.s.) salât ederler” kavl-i şerifi ile beyan ve emir buyurmuştur..

Sonra, “Yâ eyyühellezîne âmenû sallû aleyhi ve selleimû teslîmâ: Ey iman edenler, o halde siz de O’na tam bir teslîmiyetle salât ve selâm edin”. Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed deyin.”  kavl-i şerifi ile, mele-i esfel’de- yer yüzünde, insanlar ve cinler âleminde Rasûlüllah’a (s.a.v.) ihtirâmın vâcib olduğunu, inanalar üzerine bir hak ve vecîbe olduğunu beyan ve emir buyurmuştur.

PEYGAMBER EFENDİMİZ'İ (S.A.V.) SEVİNDİREN HABER

 

Ebû Talha Ensârî (radıyAllahü anh) anlatıyor: 

Bir gün Rasûlüllah Efendimiz'i (sallAllahü aleyhi ve sellem) çok sevinçli gördük. Mübârek yüzünde sevinç ve neşe parlıyordu.

Huzûr-u saâdetinde bulunan Eshâb ile; "Yâ RasûlAllah!, bugün sizi çok sevinçli görüyoruz. Mübârek yüzünüzde sevinç ve neşe parlıyor. Bunun sebebi nedir? dedik. 

Fahr-i Kâinât Efendimiz (s.a.v.): “Rabbimden bir Melek (Cebrâil) geldi ve; Ümmetinden sana bir defa salevât okuyan kimseye, bu salevâtından dolayı Allâh-ü Teâlâ on hasene (yüz sevâb) yazar, on günâhını siler ve (makâmını) on derece yükseltir ve Allâh-ü Teâlâ ona (okunan salât-ü selâm'a) misliyle cevâb verir. ("Benim rahmetim de senin üzerine olsun" buyurur.) müjdesini getirdi. Sevinç ve neşemin sebebi budur" buyurdular.

Allah-ü Ekber. Ve Lillahil-Hamd. Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed. 

NEBÎ ALEYHİS-SELÂM ÜZERİNE ÇOK SALÂT-Ü SELÂM OKUMAK DÜNYÂ VE ÂHİRET SIKINTILARINI GİDERİR

Bu ifâdelerin delîli olmak üzere Asr-ı Saâdette yaşanmış bir hâdiseyi nakledelim.

Eshâb-ı Kirâm'dan (Allah onlardan râzı olsun) bir zât, bir gün Fahr-i Kâinât (s.a.v.) Efendimiz'e; "Yâ RasûlAllah!: Duâ'mın tamâmını Size yapsam (duâm'da hep salevât-ı Şerîfe okusam) ne buyurursunuz?” diye sormuş,

Peygamber Efendimiz (sallAllahü aleyhi ve sellem): “Böyle yaparsan, Allâh-ü Teâlâ senin dünyâ ve âhiret bütün ihtiyaç ve sıkıntılarını giderir.” cevâbını vermişlerdir.

Binâenaleyh, dünyâ ve âhirette gönül huzûruna ermek, sıkıntılardan kurtulmak isteyenler, Allah Rasûlü'nü (s.a.v.) çok zikretmeli, her fırsatta O Rahmet Peygamberi'ne (s.a.v.) bolca salât-ü selâm göndermeyi ihmal etmemelidirler.

OKUNAN SALÂT-Ü SELÂMLAR MUHAKKAK PEYGAMBER ALEYHİS-SELÂM'A ULAŞTIRILIR

Sâdık-ul vâ'd'ül emîn olan Peygamber Efendimiz (s.a.v.):

Cuma günü bana çokça salevât okuyunuz. Zîrâ sizin okuduğunuz salevâtınız bana arz olunur. (husûsî olarak bu iş ile vazifeli Melek tarafından bana ulaştırılır.)

Kıyâmet gününde her yerde bana en yakın olacak olanınız, dünyâda iken bana en çok salevât okuyanınızdır. 

Kim bana Cuma günü ve Cuma gecesi yüz defa salevât getirirse Azîz ve Celîl olan Yüce Allah onun yüz ihtiyacını giderir. Onların yetmişi âhirete, otuzu da dünyâya âittir. Sonra Allâh-ü Teâlâ bir Melek vazîfelendirir de, size hediyelerin arz olunduğu gibi o salevâtı bana arz eder. Salevât getirenin ismini ve nesebini (babasının adı ile birlikte) bana bildirir ve onu yanımdaki beyaz deftere kaydeder.

Kim kabrimin yanında bana salevât getirirse onu işitirim. Kim de uzakta iken bana salevât getirirse bu onun, dünyâ ve âhiret işlerine kâfî gelir. Ben de kıyâmet gününde ona şâhit ve şefâatçi olurum.

Kim bana bir defa salevât getirirse Allâh-ü Teâlâ da ona on rahmet ihsan eder. Ona göre, siz ister çok okuyun ister az okuyun." buyurmuşlardır.

İnananlar olarak, bu Nebevî emir, müjde ve: "Ona göre!, siz ister çok okuyun, ister az okuyun." îkâzı karşısında, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) üzerine mümkün olduğu kadar çok salât-ü selâm okumaya ve istiğfar getirmeye gayret ve devâm etmemizin önemini, sağlayacağı dünyâ ve âhiret kazancının kelimelerle ifâde edilemeyecek kadar büyük olduğunu unutmamalıyız.

ŞÂBAN AYINIDA İSTİĞFAR OKUMAK VE ORUC TUTMAK

Âişe-i Sıddîka (r.anhâ) Vâlidemiz'in bildirdiğine göre; Rasülüllah Efendimiz (sallAllahü aleyhi ve sellem):

“Bana en sevimli olan Oruc, Şâ'bân ayındakidir. Yâ Âişe! O öyle bir aydır ki, sene içinde vefât edeceklerin isimleri bu ayda ölüm Meleğine verilir. Ben de ismimin Oruclu iken yazılıp verilmesini isterim. 

Şâ'bân günâhlara keffâret (bağışlanmasına sebep) olan aydır, Ramazan ise, günâhları temizleyen (seyyiât-ın hasenât'a, kötülüklerin sevâb ve iyiliğe çevrildiği) aydır.”

buyurmuşlardır.

Kezâ; Ümmü Seleme (r. anhâ) vâlidemiz: "Rasûlüllah Efendimiz (s.a.v.), Ramazan ayından sonra hiç bir ayda Şâ'bân ayındaki kadar Oruc tutmamıştır.” buyurmuşlardır. Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:

Sözün özü; Şâ'bân ayı; hayır kapılarının açılacağı, bereketin indirileceği, hatâların terk edileceği, günâhların bağışlanacağı ve yaratılmışların en hayırlısı ve âlemlere Rahmet olarak gönderilmiş olan Peygamber Efendimiz (s.a.v.) üzerine çokça salât-ü selâmın getirileceği bir aydır.

Allah'a ve Âhiret Gününe inananlar olarak; hepimizin bu ayda gafletten uyanmamız, geçmişte Erhamür-Râhimın olan Rabbimiz'e karşı işlediğimiz hatâ ve günâhlardan dolayı samîmî bir tevbe-istiğfâr ile temizlenmemiz, böylece rahmet ve mağfiret ayı Ramazân-ı Şerîf'e hazırlanmamız îcâb eder. 
Bu ayda Allâh-ü Teâlâ’ya yalvarıp yakarmalı, Peygamber Efendimizi (s.a.v.) vesîle kılarak Yüce Rabbimiz'e yaklaşmaya çalışılmalıdır.

Akıllı olan Müslüman'a yakışan; bunları sonra yaparım diyerek tehîr etmemek (geciktirmemek) dir.  Zîrâ dünyâ üç günden ibârettir. Biri, dündür, geçmiştir; ibret alınacak gündür. Diğeri bugün dür, amel etme günüdür; ganîmet bilip değerlendirmelidir. Diğeri de, yarındır ki, bu bir ümittir. Yarına çıkıp çıkamayacağını kimse bilemez. Aylar da böyledir. Receb-i Şerîf ayı geçmiştir, tekrar dönmez. Ramazân-ı Şerîf ayı gelecektir, fakat ona kavuşup kavuşamayacağını bilemezsin. Şâbân-ı Şerîf ayı ise iki ay arasında bir vâsıtadır. Dolayısıyla bu ayda mümkün olduğu kadar çok ibâdetle meşgul olmayı ganîmet bilmek îcâb eder. Allah, içinde bulunduğumuz vakitleri ganîmet bilip 

iyi değerlendirmeye gayret eden kullarından eylesin.

 

Ey Rabbimiz! Unuttuklarımızdan ve hatâlarımızdan dolayı bizi hesâba çekme!

Ey Rabbimiz! Bizi, Zikrin ve şükrün üzerine dâim eyle. Kulluğumuzu hakkıyla yapma üzerine yardım eyle.
Erzel-i ömre düşürme! sağlıklı, hayırlı uzun ömür ihsan eyle. 

Ey Rabbimiz! Gadabından rızân'a, azâbından afvına, 

Senden yine Sana sığınıyoruz! merhamet eyle..

Gadabınla değil, lütfet, Rahmetinle muâmele eyle,

Râzı ol, Cennet ve Cemâlinle müşerref olacak kullarından eyle.. 

Ey Rabbimiz!, Bize dünyâda da güzellik ver, âhirette de güzellik ver. (Rahmetinle) bizi cehennem azâbından koru. Duâ ve ibâdetlerimizi, hatâ ve kusurlarımıza bakmadan, Dergâ-ı Izzetinde en güzel şekilde kabûl eyle....     Âmîn ...