Eşhur-u Hurum'dan olan Receb ayı aynı zamanda Cenâb-ı Hakk’ın Zâtına mahsus bir ay olduğu için, bu ay da mümkün olduğu kadar çokca evrâd-ü ezkâr ile meşgûl olunmalı, dünyevî ve uhrevî hâcet ve isteklerin karşılanması için Nâfile Namazlar kılınarak Cenâbı Hakk’a çok iltica edilmelidir. 

Receb ayı'na ve o ayın sâhibine gösterilecek tâ'zîm ve ibâdetlere alışkanlık ile, mâ'nevî kazanç mevsimi olan mübârek üç aylar ve içinde barındırdıkları mübârek ve büyük geceler en iyi şekilde değerlendirilmiş olur.

KALB'LERİN ÖLDÜĞÜ GÜNDE KALBLERİ ÖLMEYECEK OLANLAR 

Muhbir-i Sâdık Hazret-i Peygamber'in (s.a.v.) beyânı ile; "Kalblerin öldüğü günde kalbleri ölmeyecek olan kullar bulunacaktır". Allah'ın sâlih (iyi, seçkin) kullarının sâhib olacağı bu ayrıcalık, Receb ayında kıldıkları/ kılacakları hâcet Namazları, nâfile ibâdetleri sebebi ile olacaktır.

Receb ayının 1’i ile 10’u arasında, 11’i ile 20’si arasında ve 21’i ile 30’u arasında, 10’ar rekat  olmak üzere, kılınmas önemle tavsiye edilen toplam 30 rek’at “Hâcet Namazı” vardır.

Namazların her üçünün de kılınış şekli aynıdır. Yalnızca  sonlarında okunacak duâ’larda fark vardır.

Namazlar, Akşam’dan sonra da, Yatsı’dan sonra da kılınabilir. Fakat, Cuma ve Pazartesi gecelerinde ve bilhassa Teheccüd vaktinde (gecenin üçte ikisinden sonra) kılınması efdâldir.

Allah dostları; çok mühim bir nâfile ibâdet olan bu Namazı kılmanın herkese nasip olamayacağını, kalbinde nifak hastalığı olanlara bu Namazı kılmanın çok ağır geleceğini ifâde etmişler ve bu Namazı kılanların, “Kalblerin öldüğü günde kalbinin ölmeyeceğini” bildirmişlerdir.

Hâcet Namazına Niyet: “Ya Rabbî, beni dünyâyı 'teşrifleriyle âlemleri nûra gark ettiğin Efendimiz hürmetine, sevgili ayın Receb-i şerif hürmetine, afv-ı İlâhıne, feyz-i İlâhine nâil eyle.

Âbid, zâhid kullarının arasına kaydeyle. Dünyâ ve âhiret sıkıntılarından halâs eyle Allahım.  

Niyet ettim Rızâ-i Şerifin için Namaz’a; Allahü Ekber.

Her rek’atte;1 Fatiha, (Elhamdü lillahi Rabbil âlemîn), 3 Kâfirûn (Kulyâ eyyühel-kâfirûn), 3 İhlâs-ı Şerif (KulhüvAllâhu ehad) okunur, 2 rek’atte bir selâm verilir. Böylece 10 rek’at tamamlanır.

İlk on gün içinde kılınan Namaz'dan sonra, 11 defa: “Lâ ilâhe illAllâhü vahdehü lâ şerîke leh. Lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü yuhyî ve yumît. Ve hüve hayyün lâ yemûtü biyedihi’l-hayr. Vehüve alâ külli şey’in kadîr” okunup duâ edilir.

İkinci on gün içinde yani Receb’in 11’i ile 20’si arasında kılınan 10 rek’atten sonra da 11 defa: “İlâhen vâhiden ehaden sameden ferden vitren hayyen kayyûmen dâimen ebedâ” okunup duâ edilir.

Üçüncü on gün içinde, yani Receb’in 21’i ile 30’u arasında kılınan 10 rek’atten sonra da 11 defa: “Allâhümme lâ mânia limâ â’tayte, velâ mû’tiye limâ menâ’te, velâ râdde limâ kadayte, velâ mübeddile limâ hakemte, velâ yenfeu ze’l ceddi minke’l-ceddü. Sübhâne Rabbiye’l-âliyyi’l-â’le’l-kerîmi’l-vehhâb, Yâ Vehhâbü, yâ Vehhâbü, yâ Vehhâb” okunup duâ edilir.

DEVÂMINDA BÜYÜK FAYDALAR BULUNAN VE OKUNMASI OLDUKCA KOLAY OLAN DUÂLAR

Azîz ve Celîl olan Yüce Allah'ın Zâtına mahsus bir ay olan Receb ayında mümkün olduğu kadar çokca evrâd-ü ezkâr ile meşgûl olunmalı, Yüce Dergâh'a çok iltica edilmeli, Kelime-i Tevhîd, İstiğfâr ve Salavât-ı Şerife okumaya çalışılmalı, bilhassa Zât-ı İâhî’yi bildiren İhlâs (Kul hüvAllahü ehad) Sûresi mümkün olduğu kadar çok okunmalıdır.

Bilinmeli ve unutulmamalıdır ki; İhlâs "KulhüvAllahü ehad"

Süresini çok okumak Cennet'e girmeye vesîledir. 

Bu husûsun delîli olmak üzere asr-ı saâdetten bir misal arzedelim. 

Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) huzûruna bir adam gelmiş; Yâ RasûlAllah! Ben "KulhüvAllahü ehad" Sûresini (okumayı) seviyorum" demiş. Rasûlüllah Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri de: O'na olan sevgin seni Cennet'e girdirir " buyurmuşlardır.

Mübârek gün ve gecelerde Allah-ü Teâlâ’ya gönülden yapılacak evrâd-ü ezkâr ve ilticâlara ilâve olarak; Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in Recep ayında sık sık okuduğu “Allahümme bârik lenâ Recebe ve Şa’bân ve belliğnâ Ramazan” duâsı da mümkün olduğu kadar çok okunmaya çalışılmalıdır.

Her Müslümanın kolaylıkla okuyabileceği; “SübhânAllahi ve bihamdihi SübhânAllahil-Azîm” tesbihi okunmaya devâm edilmelidir.

Zîrâ, Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.): Size dilde hafîf, (okunması, söylenmesi kolay) sevâbı mîzanda (hesap gününde amellerin tartılacağı terâzide) pek ağır olan şu beş şey'i; "SübhânAllahi ve lâ İlâhe illAllahü vAllahü Ekber ve lâ havle velâ kuvvete illâ billâh" (okumanızı) tavsiye ederim" buyurmuşlardır. 

Her zaman, her fırsatta, bilhassa mübârek gün ve gecelerde mümkün olduğu kadar çok İstiğfâr okumaya gayret edilmeli. “Estağfirullah el Azîm ve etûbü ileyk” denilmelidir.

Rasûl-i Ekrem ve Nebiy-yi Muhterem Efendimiz (s.a.v.): Receb Ayında çokca istiğfâr ediniz. Allah-ü Teâlâ'nın bu ay'ın her ânında cehennem'den âzâd ettiği kulları vardır. Muhakkak Allah-ü Teâlâ'nın (Cennet'de yarattığı) öyle köşkler vardır ki, oraya ancak Receb ayında Oruc tutanlar girebilir." buyurduğu unutulmamalıdır.

Ve; Peygamber Efendimiz (s.a.v.) üzerine her fırsatta çokca salât-ü selâm okunmalıdır. 

"Muhakkak Allah-ü Teâlâ ve Melekleri tarafından Nebî aleyhis-selâm üzerine salât-ü selâm okunduğu, Yüce Allah tarafından Mü'minlere de tam bir teslîmiyyetle salât-ü selâm okumaları emrolunduğu cihetle; "Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed” diyerek, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) üzerine bol bol salât-ü selâm getirilmelidir.

ALLAH (C.C.) TEVBE-İSTİĞFÂR EDENLERİ ÇOK SEVER 

Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) hitâben; "Habîbin! Benim çok merhametli ve bağışlayıcı olduğumu kullarıma haber ver" buyuran Azîz, Celîl ve erhamür-Râhimîn olan Yüce Allah, kullarının tevbesini muhakkak kabul eder, tevbe ecen kullarını sever ve Mü'minlere günâhlarından tevbe etmelerini emreder. "Ey Mü'minler! Allah'a nasûh tevbe ile (işlenilmiş günâhdan, kusurdan dolayı pişman olup, aynı günâhı bir daha yapmamak üzere) tevbe edin"  (Rahrîm: 8) Kavl-i Kerîmi ile inanan kullarına tevbe-istiğfârı emretmiş ve tevbe-istiğfâr'a devâm eden kullarını sevdiğini de, "Muhakkah Allah çok tevbe edenleri sever, çok temizlenenleri de sever." (Bakara: 222)  buyurmak sûretiyle bildirmiştir. Muhakkak Allah vâ'dinde- sözünde- en sâdık olandır.

İmâm Trimizî'nin (r.h.) sahîhinde kaydettiğine göre; Hazret-i Peygamber sallAllahü aleyhi ve sellem Efendimiz de: "Her insan hatâ eder (ve günâh işler.) Hatâ işleyenlerin en hayırlısı ise, çok tevbe eden ("estâğfirullah-el azîm ve etûbü ileyk" diyen) lerdir". Günâhdan tevbe eden, günâh işlememiş gibidir. Ben de günde yüz kere tevbe-istiğfâr ederim. buyurmuşlardır.

Sözün özü; akıllı kişye yaraşan, Allah'a karşı işlediği isyan ve tuğyanları, günâh-hatâ ve kusurlarıni i'tirâf ederek, Tevvâb'ür-Rahîm olan Yüce Rabb'ine dönmek, Allah korkusu ve âhiret hayâtı endişesi ile ağlamak, göz yaşı dökerek bağışlanmayı istemektir. Allah-ü Teâlâ Tevvâb'dır; tevbe eden hiç bir kulunu kapısından eli boş çevirmez.

TEVBE-İSTİĞFÂRIN EN BÜYÜĞÜ VE BÜYÜK GÜNÂHLARDAN KURTULMANIN EN İYİ YOLU

​Asr-ı saâdet’de Allah Rasûlü Yüce Peygamberimiz (s.a.v.) ile, muhterem amcaları Hazret-i Abbas (r.a.) arasında geçen ve Taberânî'nin el-Mu‘cemü’l-kebîr'inde kaydettiği

hâdise; “hâcetler (kulun Yüce Rabbinden istekleri) ve musîbetler (karşı karşıya kaldığı sıkıntı, kötülük ve işlediği günâh ve isyanlar) karşısında yapılması gereken en büyük tevbe ve istiğfar’ın "Tesbih Namazı” kılarak Allah’dan afv ve mağfiret dilemek olduğunu ortaya koyan önemli bir misal ve delîl'dir.

​Rasûlullâh Efendimiz (s.a.v.)’in amcası Hazreti Abbâs (r.a.), bir gün gelmesi mu'tâd olmayan bir saatte Rasûlullâh Efendimiz’in (s.a.v.) hücre-i saâdetlerinin kapısına gelir ve içeri girmek için izin ister.

Kapıdaki vazîfeliler: "Yâ RâsûlAllah (s.a.v.), amcanız Abbas (r.a.) kapıda'dır. Huzûrunuza çıkmak için izin ister” diye haber verirler. Allah’ın Rasûlü (s.a.v.) “Ona müsaâde ediniz, mühim bir iş için gelmiştir” buyururlar.

Yanına girdiğinde: “Ey amca, bu vakitte seni getiren nedir?” buyururlar.

Hazreti Abbas (r.a.): “Ey kardeşimin oğlu, câhiliye devrini ve cehâletini hatırladım. Genişliğine rağmen dünyâ bana dar geldi. Kendi kendime “Bu sıkıntıdan beni kim kurtarır”? dedim. Bildim ki, bundan beni Allâh-ü Teâlâ, sonra da Sen’den başkası kurtaramaz”.

​Rasûlullâh Efendimiz (s.a.v.): “Ey Amca; Bunu senin kalbine düşüren Allâh’a hamdolsun” dedikten sonra. Sana ikrâm edeyim mi?” “Evet” “Seni bundan kurtaracak şeyi haber vereyim mi?” buyurdular.

Hazreti Abbas (r.a.): “Evet” dedi.

​Rasûlullâh Efendimiz (s.a.v.), kerâhet vakitleri hâricinde, âdab ve erkânına riâyetle abdest aldıktan sonra Tesbîh Namazı kılmasını tavsiye ve nasıl kılınacağını ta‘rîf edip buyurdular ki: “Günâhların gökteki yıldızlar, kum tepelerinin kumları ve denizlerin köpüğü kadar olsa da, Allâh-ü Teâlâ onları affeder. Gücün yeterse her gün kıl. Ona gücün yetmezse her Cuma (haftada) bir kere kıl. Buna da gücün yetmezse her ay bir kere kıl. Buna da gücün yetmezse senede bir kere kıl. Buna da gücün yetmezse ömründe bir kere kıl.” buyurdular ve Tesbîh Namazını tâ'rîf ettiler. 

TESBİH NAMAZI'NIN TÂ'RİFİ

​Tesbîh Namazı 4 rek’attir. Bu Namazda 300 defa şu tesbih okunur: “SübhânAllâhi velhamdü lillâhi velâ ilâhe illAllâhü vAllâhü ekber velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil-azîm.”

​Bu tesbih, Namaz içinde şu kadar okunur:

​15 kere, Sübhâneke’den sonra (Fâtiha’dan önce),

​10 kere, zamm-ı sûreden sonra,

​10 kere, rükû'da, (tesbihlerden sonra)

​10 kere, rükû'dan kalkınca ayakta (kavme'de),

​10 kere, birinci secdede, (tesbihlerden sonra)

​10 kere, iki secde arasındaki oturuşta (celse'de),

​10 kere, ikinci secdede. (tesbihlerden sonra)

​Birinci rek’atte okunan tesbihlerin adedi 75’tir.

​İkinci rek’atte aynı sıra ile yine 75 defa okunur.

​Üçüncü ve dördüncü rek’atler de böyle kılınır. Birinci kâde'de (oturuşta) tahiyyattan sonra Salli ve Bârik, üçüncü rek’at’e kalkınca önce Sübhâneke okunur.

​Tesbih Namazı, kılınması teşvik edilmiş bir Namaz'dır. Bunu alışkanlık hâline getirmek müstehaptır. Kılmasını bilmeyenlerin istifâde etmesi maksadıyla cemaatle de kılınabilir.

Tevvâbür-Rahîm olan Allah-ü Teâlâ’ya gönülden yapılacak en büyük tevbe-istiğfâr olmak üzere her fırsatta, bilhassa mâ'nevî ticâret ve kazanç mevsimi mübârek üç aylar da, 

sık sık kılınmasını, mümkünse haftada bir kere ve tercîhen Cuma akşamları kılınmasını önemle tavsiye ederiz. 

NÂFİLE NAMAZLARLA ALÂKALI HATIRLATMA

Öncelikle açık ve net olarak ifâde edelim ki; mâ'nevî kazanç ve hayır mevsimi olarak ifâde edilen mübârek gün ve gecelerde kılınması tavsiye edilen nâfile Namazlar, tutulması tavsiye rdilen Oruclar ve okunması teşvîk edilen ibâdetler; adı üstünde “nâfile ibâdetler” olup, yerine getirilmesi mecbûrî yâ'ni Farz veya Vâcib değildir.

Ancak, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in “Allahın dostları (Allahın velî kulları) onlardır ki, görüldükleri zaman Allah hatırlanır” buyurduğu gönül sultanları olan mâ'neviyât büyüklerinin önemli tavsiyeleri üzerine, son derece mühim ve karşılığında verilecek mükâfâtlar da o nisbette büyük olduğuna işâret edilmek istenmektedir.

Allah dostu, maneviyât büyüklerinin böyle mübârek gün ve gecelerde yapılmasını tavsiye ettikleri nâfile ibadetlerin önemi, nasıl yapılacağı, Kandil Gecelerinin en iyi şekilde nasıl ihyâ edilip değerlendirileceği, mâ'nevî mertebelere nasıl ulaşılacağı, kısaca Yüce Allah’a yakın olmanın yollarının neler olduğu Din kardeşlerimizle paylaşılmak, karşılığında ise, Cenâb-ı Hakk’ın rızâsı kazanılmak maksadı ile önemle hatırlatılmaya çalışılmaktadır.

Nâfile ibâdetlerin önemi husûsundaki delil ve dayanağımız; Yüce Allah’ın: “Farzlarla (Beş vakit Namaz, Cuma Namazı, Ramazan Orucu, Zekât ve Hacc ile) kulum Bana olan borcunu ödemiş olur. Benden (gadabımdan-azâbımdan) kurtulur. Nâfile ibâdetler ile de, Bana (benim rızâma, rahmet, merhamet ve yardımıma) yakın olur.”  Hadis-i Kudsî’sidir. 

Görüldüğü üzere; nâfile ibâdetleri yerine getirmek mecbûrî olmamakla beraber, bu ibâdetlerin kulu Rabbına yakınlaştırdığını bizzat Cenâb-ı Hak bildirmektedir.

PEYGAMBER EFENDİMİZ'İN ((S.A.V.) RECEB AY'INDA 

SIK SIK OKUDUĞU DUÂ

“Allahümme bârik lenâ Receb'e ve Şa’bân ve belliğ-nâ Ramazan”.

Allah'ım! Receb ve Şa'bân ayını bize mübârek kıl, (mübârek gün ve gecelerde tecellî eden rahmet ve bereketinden bol bol istifâde etmeyi nasîb eyle) ve bizi (hidâyet üzere, sağlık, âfiyet, güven ve huzur içerisinde pek çok seneler) Ramazan ay'ına ulaştır.  Âmîn...

Ey Rabbimiz, Unuttuk ve hatâ ettikse bizi hesâba çekme!... Bize dünyâ’da ve âhirette iyi hâl ver ve bizi cehennem azâbından koru. Hesap günü geldiği zaman bizi, anamızı, babamızı ve Din kardeşlerimizi bağışla...

Ey Rabbimiz! Bize hakkı hak, doğruyu doğru olarak göster ve hakka, doğruya tâbı' olanlardan, Habîbin Muhammed aleyhis-selâm ve güzîde Eshâbı'nın yolu'na uyanlardan, o yol'da istikâmet üzere giden doğrulardan ve doğru iş yapanlardan eyle. 

Bize bâtılı bâtıl olarak, i'tikâd ve amel'de yanlışı yanlış olarak göster, yanlışlardan, haramlardan uzak durmayı nasip eyle.  Âmîn…​