İnşâAllah 19 Mart 2018 Pazartesi günü üç aylar’ın başlangıcı olan Receb ayı'nı (Hicrî:1 Receb 1439), 22 Mart Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gece ise, mübârek Regâib Kandili'ni idrâk etmiş olacağız.

Receb ayı; Hicrî takvime göre ayların yedincisi olup, Yüce Allah’ın Kitâb-ı Kerîminde Eşhur-u Hurum (hürmetli aylar) olarak beyân buyurduğu dört mübârek ay'dan biri ve Peygamber Evendimiz'in (s.a.v.) ifâdeleri ile: “Şehrullah- Allah’ın Zâtına mahsûs kıldığı ve içinde iki büyük kandil gecesi bulunan pek mübârek bir ay, ayrıca; içinde bin ay'dan daha hayırlı olan Kadir Gecesi bulunan, ayların sultânı, Oruc, Kur'an, sabır, mağfiret ve ümmet-i Muhammed’in ayı, mübârek Ramazan-ı Şerîf’in de habercisidir.

​Rahmet ve merhameti sınırsız olan Yüce Allah (c.c.); beşer olmak hasebi ile şaşan, hatâ eden kullarının günâh ve isyân kirleri ile kararan gönüllerinin temizlenip arınmasına vesîle olacak pek çok faziletli gün ve geceler, eşsiz kazanç mevsimleri ihsân etmiş, Mü'min kulları için tevbe kapısını açık tutarak, maddî-mâ’nevî büyük imkanlar tanımış, fırsatlar hazırlamıştır.

Mü'min kulları için mahsâ bir ikrâm ve ihsânı olan maddî-mâ'nevî eşsiz kazanç mevsimileri ve fazîleti pek büyük olan gün ve gecelerin önemli bir kısmı da, idrâk etmek üzere bulunduğumuz mübârek üç aylar içerisinde ikrâm ve ihsân olunmuştur.

Bu ifâdelerin delîli; Muhbir-i Sâdık olan Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in: "Sene içerisinde duâların reddedilmeyip kabul olunduğu beş mübârek ve büyük gece vardır." mübârek ifâdeleri ile beyân buyurulduğu üzere, sene içerisindeki beş büyük geceden dörd’ü; kelimenin tam mâ’nâsı ile mâ’nevî ticâret, hayır ve bereket mevsimi olan; Receb, Şa’bân ve Ramazan-ı Şerif” ayları içerisinde olup, bunlar: "Regâib, Mi’râc, Berâet ve Kadir” geceleridir.​

ÜÇ AYLAR VE RECEB-İ ŞERÎF'İ ORUCLA KARŞILAMAK

Akl-ı selim sâhibleri tarafından inkâr edilemez bir gerçek olarak kabul edşleceği üzere, madde ve mânâ arasındaki dengenin, madde lehine bozulduğu; insanların madde’den ve kendi menfeatlerinden başka bir şey düşünmez hâle geldiği, ma’nevî değerlerin her yerde büyük ölçüde ayaklar altına alınarak yıpratılmaya, yok edilmeye çalışıldığı bir fitne devrinde yaşayan Mü’minler olarak; mes’ûl olduğumuz âile ferdlerimizle birlikte İlahî koruma altına girebilmek için, mutlaka Cenâb-ı Hakka sığınmak ve O’nun (c.c) râzı olacağı sâlih ameller (iyi ve doğru işler) yapmaya çalışmak mecbûriyetindeyiz.

İlahî ferman ile: "Nefsimizi ve âile ferdlerimizi, yakacağı insanlar ve taşlar olan, harâretinin şiddetini ölçüp anlamak mümkün olmayan cehennem ateşinden korumakla" emrolunmuş Mü'min kullar olarak, nefsimizi ve mes'ûl bulunduğumuz âile ferdlerimizi İlahî koruma altına alabilmek için; mümkünse “Şehrullah’ı- Allah’ın ay'ı olan Receb-i Şerîf’i” Orucla karşılayıp, ilk üç gününü Oruclu olarak geçirmeye çalışmalıyız.

PEYGAMBER EFENDİMİZ'İN (S.A.V.) RAMAZAN AYINDAN SONRA EN FAZLA ORUC TUUTUĞU AY RECEB AYI OLMUŞTUR

Bu ifâdelerin Şer'î delıli; Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) Medine hayâtı boyunca, gece gündüz yanında ve hizmetinde bulunma şerefinin sâhibi olan Hazreti Enes'in  (r.a.) rivâyet ettiği; "Allah’ın Rasûlü (s.a.v.) Ramazan ay'ı dışında en fazla Receb ve Şâ’ban aylarında Oruc tutarlardı”. Hadîs-i Şerîfi'dir. 

RECEB AYINDA TUTULACAK ORUCLARIN SEVÂBI

Receb ayında Allah rızâsı için nâfile olarak Oruc tutan Mü'minlere, tuttukları her bir gün için ikrâm olunacak ecir ve mükâfâtlar hakkında İmâm-ı Suyûti Hazretleri Câmius-Sağîr'inde Rasûlüllah Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri'nin büyük mjdelerini nakleder.  Allah'ın Rasûlü (s.a.v.) şöyle buyurmuşlar. “Recep ayı'nın birinci günü Oruc tutanlara üç senelik, ikinci günü Oruc tutanlara iki senelik, üçüncü günü Oruc tutanlara ise bir senelik, üç günden sonra her güne birer aylık nâfile Oruc sevâbı vardır. Receb ayı'nda tutulan her bir günlük Oruc, bir ay'lık küçük günâhlara keffârettir."

Bu önemli ve büyük müjde üzerine; nefsimize ve inanıp kabul edenlerden sağlığı ve durumu müsâit olanlara; (İnşâAllah 19 Mart Pazartesi günü ilk gününü idrâk edeceğimiz) bu mübârek ay'ın ilk üç gününde, bu mümkün olmaz ise; “Eyyâm-ı Bîd” da yani Receb ayı'nın 13,14 ve 15. günlerinde (26, 27 ve 28 Mart 2018) Allah rızâsı için üç gün Oruc tutmalarını önemle hatırlatır, tavsiye ederiz.

Ayrıca; “Eyyâm-ı Bîd” da, yâ'ni kamerî ayların 13, 14  ve 15’inci günlerinde Oruc tutmak mühim bir Sünnet-i Seniyyeyi yerine getirmek olup, biiznillah nice hastalıklardan şifâ bulunacağı da müjdelenmiştir.

REGÂİB KANDİLİ, ÖNEMİ VE İHYÂSININ FAZÎLETİ

Ârif-i billâh ve âmil bi-ahkâmillah olan hikmet ehli âlimlerin bildirdiğine göre; Yüce Allah’ın, inanan kulları hakkında İlâhî ihsan ve ma’nevî hediyelerinin diğer zamanlardan daha çok tecellî etmesi, samimî kalble Allah'a yönelenlerin affedilmelerinin ümîd edilmesi, Meleklerin bu geceye çok rağbet etmesi ve Mü’minlerce gönülden arzulanması sebebiyle, Receb ayının ilk Cuma gecesine “Regâib” adı verilmiştir.​

Regâib Kandili; Nûr-u Muhammedî’nin (Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) muhterem babası Hazreti Abdullah’ın alnında bulunan nûru’nun muhtereme) annesi Hazreti Âmine’nin alnına intikal ettiği ve rü’yâsında; “Ey Âmine! Sen âlemlere rahmet olarak gelecek âhir zaman Nebî'sine hâmile bulunuyorsun. Doğduğu zaman, adını Muhammed (s.a.v.) koy! ” diye tenbih edildiği, Âlemlerin Efendisi’nin (s.a.v.) nûru ve bedeni ile dünyâyı teşriflerinin artık yakın olduğunun anlaşıldığı pek mübârek ve önemli bir gece'dir.

Bu vesîle ile, Receb Ay'ının ilk Cuma gecesi olan Regâib Kandili'ni ihyâ etmeye çalışmanın, ibâdât-u tâatla geçirerek değerlendirmenin kazandıracakları hakkında Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) ba’zı tavsiye ve müjdelerini berâberce hatırlayalım.

Ey Allahın kulları! "Receb’in ilk Cuma gecesinden gâfil olmayınız. Çünkü bu geceye Melekler Regâib ismini vermişlerdir. Gecenin üçte biri olduğunda dünyâ semâsında ve yer yüzündeki bütün Melekler Kâ’be’de ve o’nun etrâfında (Beytullah’ın Hareminde) toplanırlar.

Allah-ü Teâlâ: Niyetlerini hakkıyla bildiği halde, lütfeder ve “Ey Meleklerim! Benden dileğiniz nedir? Ne istiyorsunuz? İsteyin vereyim.” diye sorar.

Melekler: “Ey Rabbimiz! Sen’den Receb ayında Oruc tutan kullarının günâhlarını bağışlamanı istiyoruz.” derler. Bunun üzerine; Allâh-ü Teâlâ: “Ey Meleklerim! Şâhid olun onları bağışladım” buyurur.

Muhbir-i Sâdık olan Rasûlüllah’ın (s.a.v.) müjdesine kavuşmak, bağışlanan kullardan olmak ve “Allah’ın ayı Receb'in ilk Cuma gecesinden gâfil olmamak için” geliniz hepimiz önce, hatâlarımıza samîmî olarak tevbe- istiğfar edelim. Allah ve Rasülü’nü (s.a.v.) bize unutturan şeyleri bir tarafa bırakmaya söz verelim. Kaynağı nefs (benlik) ve şeytan olan kötü duygu ve düşünceleri kalblerimizden atmaya, gönül sarayımızı kirletmekten başka hiç bir fayda sağlamayan; dedikodu, hased, kin, haksızlık, mâ-lâyâ’nî’ye (Dînimize ve dünyâmıza yaramayan boş şeylere) ve zulüm çamuruna bulaşmamaya gayret edelim.

İnanalım ki; “Va’dinde sâdık olan Yüce Allah (c.c.); bu mübârek gece ve aylarda yapılacak ibâdât-u tâatların, tevbe-i istiğfârların, Allah’ın Dîni için yapılacak iyilik ve hayırların, gönülden paylaşılan sevinç ve kederlerin mükafâtını kat kat vereceğini beyân ve va’d” buyurmuştur.       

O halde, inanan kullar olarak bize düşen vazife, belki bir dahaka kavuşamayacağımız bu kıymetli ve mübârek gün ve geceleri, iyi değerlendirmeye,Yüce Rabbimi’in rızâsına uygun olarak geçirmeye çalışmaktır.

İyi bilelim ki; mübârek üç aylar ve Regâib Kandili, Allah ile aramızı düzeltmek, kaybettiğimiz değerleri yeniden kazanmak, hayâtın çetin ve ağır geçim meşgaleleri ile bunalan ruhlarımızı dinlendirmek ve kulluk şuûru içinde Yüce Allah’ın rahmet ve merhametine sığınmak için çok önemli fırsatlardır.       

Nitekim, Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) de, bu aylarda her zamankinden daha çok ibâdet eder, Oruc tutar, duâ eder: “Allah’ım! Receb ve Şa’ban ayını hakkımızda hayırlı kıl, bizi Ramazan ayı'na kavuştur” duâsınısık sık okurlardı. İlâhî rahmet ve bereket mevsimi mübârek üç aylar, ve kutsî gece ve günler vesilesiyle, nefsimize ve inanıp kabul eden Mü'min gönüllere diyoruz ki; geliniz, hepimiz öncelikle kendi kendimize, bir nefs muhâsebesi yapalım, ferdî ve ailevî hayâtımızın Allah ile, Din ile, Îmân ile, Peygamber Evendimiz'in (s.a.v.) sünnetleri ile, ecdâdımızın yaşayışları ve İslâm ahlâkı ile alâka ve münâsebeti nasıl dır? ona dikkatlice bakalım.        

Bu mâ’nevî ticâret ve fırsat mevsiminde; özellikle ve öncelikle anne ve babalarımız başta olmak üzere, büyüklerimize saygı ile, küçüklerimize sevgi ile, Din kardeşlerimize muhabbetle yaklaşalım. Gönül kırmamaya dikkat edip, gönül almaya çalışalım. Afvımız ve kabirde bulunan yakınlarımızın afvi için Allah’a yalvarıp, göz yaşları dökmeye gayret edelim.

Namaz borçlarımız için kazâ namazları, Rabbimiz'e yakın olmak ve rızâsını kazanmak için de nâfile namazlar kılalım.

Allah’ın Kitâbı Hazret-i Kur’ân'ı kendimize şefâatci kılmak, şikâyetinden emîn olmak için Kur’ân okuyalım. Kur’ân okumasını bilmiyorsak, bildiğimiz Sûreleri, bilhassa; Zâtı-ı İlahî'den bahseden İhlâs (Kul HüvAllahü Ehad) Sûresini mümkün olduğu kadar çok okumaya çalışalım. Unutmayalım! İhlâs Süresini çok okumak Cennete girmeye vesîledir. 

Nitekim; Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) huzûruna bir adam gelerek; Yâ RasûlAllah! Ben "KulhüvAllahü ehad" Sûresini (okumayı) seviyorum" demiş. Rasûlüllah Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri de: O'na olan sevgin seni Cennet'e girdirir " buyurmuşlardır.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.): Size dilde hafîf, (okunması, söylenmesi kolay) sevâbı mîzanda (hesap gününde amellerin tartılacağı terazide) pek ağır olan şu beş şey'i; "SübhânAllahi ve lâ İlâhe illAllahü vAllahü Ekber ve lâ havle velâ kuvvete illâ billâh" (okumanızı) tavsiye ederim" buyurmuşlardır. 

Binâenaleyh; hepimizin kolaylıkla okuyabileceğimiz; “SübhânAllahi ve bihamdihi SübhânAllahil-Azîm” tesbihini okuyalım. 

Her zaman, her fırsatta, bilhassa mübârek gün ve gecelerde mümkün olduğu kadar çok İstiğfâr okumaya gayret edelim. “Estağfirullah el Azîm ve etûbü ileyk” diyelim. 

Rasûl-i Ekrem ve Nebiy-yi Muhterem Efendimiz'in (s.a.v.): Receb Ayında çokca istiğfâr ediniz. Allah-ü Teâlâ'nın bu ay'ın her ânında cehennem'den âzâd ettiği kulları vardır. Muhakkak Allah-ü Teâlâ'nın (Cennet'de yarattığı) öyle köşkler vardır ki, oraya ancak Receb ayında Oruc tutanlar girebilir." buyurduğunu unutmayalım.

Muhakkak Allah-ü Teâlâ ve Melekleri tarafından Nebî aleyhis-selâm üzerine salât-ü selâm okunduğu, Yüce Allah tarafından Mü'minlere de tam bir teslîmiyyetle salât-ü selâm okumaları emrolunduğu cihetle; "Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed” diyerek, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) üzerine bol bol salât-ü selâm getirelim.

Ayrıca; imkânlarımız nisbetinde hayr-u hasenât yapalım. Önce varsa, muhtaç olan akrabalarımızdan başlayarak, dul, yetim ve yoksulları, özellikle de çocukları sevindirelim ki, Allah’ın rızâsına nâil olabilelim.

Sözün özü; bu mübârek gecenin feyiz ve bereketinden istifâde etmek için bu geceyi yapabildiğimiz kadar ibâdetlerle geçirmeye, milletimizin, memleketimizin ve Müslümanların selâmet ve saâdeti, bilhassa; vatan ve mukaddesâtımızın müdâfaa ve muhafazası için hudud ve cephelerde görev yapan vatan evladlarına Yüce Allah'ın yardım etmesi, koruması ve zafer vermesi için duâ ederek ihyâ etmeye çalışmalıyız..​

Receb-i Şerîf ve Regâib Kandiliniz Mübârek, Allah’ın rahmet ve bereketi sizin, âilenizin ve bütün Mü’minlerin üzerine olsun… ​

Ey Rabbimiz!, Bize dünyâda da güzellik ver, âhirette de güzellik ver. (Rahmetinle) bizi cehennem azâbından koru. Duâ ve ibâdetlerimizi, hatâ ve kusurlarımıza bakmadan, Dergâ-ı Izzetinde en güzel şekilde kabûl eyle....     Âmîn ...