Şânı pek yüce, Azîz ve Celîl olan Yüce Allah muhakkak doğru ve şöyle buyurdu.

(Ey Ümmet-i Muhammed! "Şânım hakkı için, size öyle muazzam bir Kitâb indirdik ki, sizin bütün şânınız ondadır! Hâlâ akıllanmayacak mısınız?.      (El-Enbiyâ: 10)

(Ey Allah'a ve Âhiret Gününe, Allah'ın Rasûlü ve O'nun Allah'dan getirip tâ'lîm ve teblîğ ettiği hükümlere, Hazret-i Peygamberin yaşayarak Eshâbına öğrettiği Dîni esaslara inananlar! Mâ'lumunuz olsun! Allah size öyle muazzam bir Kitâb indirdi ki; eğer düşünürseniz, o kitâb'a îmân edip, ahkâmı ile amel eder, okur, okutur ve hizmet ederseniz; dünyâ'da ve âhirette sizin bütün şeref ve şânınız ondadır!. Hâlâ düşünmeyecek, aklınızı kullanmayacak mısınız?")

İrfan ve hikmet ehli âlimler: "Kelâm-ullah Kur'ân-i Kerîm, kendisi ile buluştuğu her şey'i yüceltir. Kur'ân-i Kerim ile irtibâtı olan her şey büyük ve hayırlı'dır. Kur'ân'dan kopuk, uzak olan her şey de ebter, hayırsız ve bereketsizdir" demişlerdir.

SübhânAllah. Elhamdülillah. Allah-ü Ekber.

Her türlü kemâl sıfatlara sâhib ve bütün noksanlıklardan mutlak sûrette münezzeh olan, Yüce Rabbimiz'e Zâtına yakışır ve râzı olacağı şekilde hamd-ü senâlar ve sonsuz şükürler olsun. 

Habîb-i Azîz'i Peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.)  ve ehl-i beyti üzerine; salât-ü selâm okuyanların adedince ve salât-ü selâm okumayanların adedince salât-ü selâm olsun.

Ve yine; Peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.)  ve ehl-i beyti üzerine; Allah-ü Teâlâ'nın Nebî aleyhis-selâm üzerine salât-ü selâm okunmasını emrettiği, sevip râzı olduğu şekilde salât-ü selâm olsun.

Bundan sonra, "Kelâm-ullah Kur'ân-i Kerîm, kendisi ile buluştuğu her şey'i yüceltir. Kur'ân-i Kerim ile irtibâtı olan her şey büyük ve hayırlı'dır" tesbît ve sözünü te'yîd ve tasdîk eden bir kaç misâl ile müşahhaslaştırmak icâbederse deriz ki; Mâ'lûm olsun ki;

Kütüb-ü Semâvî'yi (Kur'ân-i Kerim'den evvel nâzil olan İlahî vahiyleri de) Peygamberlere (aleyhimüs-selâm) getiren Cebrâil aleyhis-selâm, Peygamberlerin İmâmı, Hâtem-ül Enbiyâ Muhammed-ül Emîn'e (s.a.v.) Kur'ân-i Kerîm'i getirince, Meleklerin efendisi olmuş ve Rûh-ul Emîn diye isimlendirilmiştir.

Muhammed sallAllahü aleyhis-selâm da, kendisine Kur'ân-i Kerîm indirildiğinde, evvelkilerin ve âhirkilerin efendisi ve Peygamberlerin (aleyhimüs-selâm) en fazîletlisi olmuştur.

Kur'ân-i Kerim; Muhammed aleyhis-selâmın ümmetine indirilmiş, Ümmet-i Muhammed de bütün ümmetlerin en hayırlısı olmuştur.

Kur'ân-i Kerim; Ramazan ayında indirilmiş, Ramazan ayı ayların efendisi, en hayırlısı, en fazîletlisi olmuştur.

Kur'ân-i Kerim; Kadir Gecesinde indirilmiş, Kadir Gecesi, gecelerin en hayırlısı, en büyüğü ve en fazîletlisi olmuştur.

Zâtında, sıfâtında, esmâsında ve ef'âlinde bir olan, eşi, benzeri, yardımcısı bulunmayan, hiç bir şey'e muhtâc olmayan, her şey kendisine muhtâc olan Yüce Allah'a yemin olsun ki; Kur'ân bir insanın kalbine indiğinde, o kişi insanların en hayırlısı olur.

Nitekim; her dediği doğru, her sözü hak olan, Allah'ın Habîbi, en sevgili kulu ve en büyük Peygamberi, Peygamberler Peygamberi, bizim Peygamberimiz Muhammed aleyhis-selâm: "Sizin en hayırlınız, Kur'ân'ı öğrenen ve öğreten kimsedir" buyurmuşlar ve muhakkak doğru söylemişlerdir.

Öyle ise ey Mü'min kul! İyi bil ve unutma ki; Kur'ân-i Kerîm senin hayâtına girdiği zaman, (Kur'ân kimin hayâtına girer, kim Kur'ân'a göre yaşarsa) şüphesiz o kişi insanların en hayırlısıdır, o gün, en değerli gündür. 

Ey Mü'min! Sözün özü; senin en hayırlı günün, Kitâbullah Hazret-i Kur'ân ile berâber olduğun, Kur'ân-i Kerîm'i okuduğun, okuttuğun, evlâdına öğrettiğin, Kitâbullah'ı hayâtına dâhil ettiğin, hayâtını ona göre tanzîm ettiğin gün'dür...  

KUR'ÂN-i KERİM ALLAH-Ü TEÂLÂ'IN KELÂM SIFATININ TECELLİSİ OLUP MAHLUK (YARATILMIŞ) DEĞİLDİR

Kur'ân-i Kerim denildiği zaman kasdedilen,Yüce Allah'ın Kelâm-ı Zâtîsi'dir. Mushaflarda (kitaplarda yazılı bulunan, kalplerde mahfuz bulunan ve lisanlarda okunanan kelam bu kelâmı Zâtiye delâlet eder. Fakat bunlara hulûl etmeyen bir sıfatıdır. 

Kur'ân-ı Kerim; aslı Levh-ı Mahfuzda bulunan ana kitaptan, Vahiy Meleği Cebrâil aleyhisselâm vâsıtası ile Peygamber aleyhisselâm'a 23 yıl'da getirilmiş tertemiz sahifelerdir.

Elimizdeki bu tertemiz sâhifelerin, Kur'ân-i Kerimlerin, Mushaf-ı Şeriflerin; harfleri, harekeleri, kağıt ve yazı kullar (insanlar) tarafından yazılmış ve i'mâl edilmiş olması hasebiyle mahlukdur (yaratılmışdır). 

Yüce Allah'ın kelâmı (Kur'ân-i Kerim'in lafızları ve mâ'nâları) ise, mahlûk (yaratılmış) değildir. 

Şüphe yok ki; Yazı, harfler, kelimeler ve Âyet-i Ketîmelerin tamâmı kulların ihtiyacına binâen Allah'ın Kelâmını okumaya birer âlettir. Allah'ın kelâmı ise; kendi Zâtı ile kâim (yalnızca Allah-ü Teâlâ'ya mahsus) olup, mânâsı bu Âyet-i Kerimeler vâsıtasıyla anlaşılır. 

İmâm-ı A'zam Ebu Hanife Hazretleri: "Kur'ân yaratılmıştır diyen kimse kâfir-i billah'dır. (ittifakla Allah'ı inkâr etmiş, Din'den çıkmış olur)...hükmünü vermiştir...

KİTÂBULLAH ABDESTSİZ OLARAK ELE ALINAMAZ

Yüce Allah'ın Kelâm-ı Zâtîsi olan Kur'ân-i Kerim, Abdestsiz olarak ele alınamaz:

Bu ifâdelerin Şer'î delîli; El Vâkıa Sûresinin 79'uncu Âyet-i Kerîmesi olan;"Lâ yemessühû ille-l mutahherûn" Kavl-i Kerîmi'dir.

İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü Eski Müdürü ve Arap Dili ve Edebiyâtı Muallimi Büyük Âlim Ahmed Davudoğlu merhum tarafından tercüme edilip, Eskişehir-Balıkesir Eski Müftüsü Mehmed Emre tarafından titizlikle tetkik edilip, takdim edilen "Kur'ân-ı Kerîm ve İzahlı Meâli" adlı eserde mezkür Âyet-i Kerîme'nin öncesi ve sonrası ile şöyle denilmektedir.

Muhakkak ki o, bir Kur'ân-ı Kerim'dir. Bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) saklıdır. Ona tertemiz olanlardan başkası el süremez. (Dip Not: Kur'ân-ı Kerim her ne kadar abdestsiz olarak ezberden okunabilirse de, Kur'ân-ı Kerim'in abdestsiz olarak ele alınamıyacağına hükmedilmiştir.)

Âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir. Şimdi siz, bu kelâmı mı hor görüyorsunuz? 

ÂYET-İ KERÎME'NİN TASAVVUFÎ İZÂHI

Mâ'nâ sultânları olan Tasavvuf âlimleri; Kur'ân-ı Kerîm'e abdestsiz olarak dokunmanın câiz olmadığını beyan buyuran "Lâ yemessühû ille-l mutahherûn" Âyet-i Kerîmesini şöyle tefsir ve izah etmişlerdir.

Temiz olmayanlar O Kur'ân'ın esrârına vâkıf olamaz, onun hakiki mâ'nâsını anlayamaz. 

Cenâb-ı Hakk (c.c.) Abese Sûre-i Celîlesinin 13-16'ıncı Âyet-i Kerîmelerinde: O Kur'ân (Levh-i Mahfuz'da) çok mu'teber sahifelerdedir. Bizim Kur'ânımız'a, hiç bir şekilde maddî ve manevî kir isâbet etmemiş, "Sefere, Kirâm-ı Berere" makbul, itâatli Melekler elleri ile Levh-ı Mahfuzdan istinsah olunmuş "Suhuf-u Mutahhare"dir. Mükerrem Âyetlerden ve el üstünde tutulan şerefli sahifelerden ibârettir...

Kalbini nur ile dolduran, letâifi ile Allah Rasülüne (s.a.v.) bağlı, Feyz-i İlahî ve nûr-u  Muhammedî ile alâkadâr olan, imanında kemâle ermiş, kullukta ihsan makâmına (Allah'a karşı yerine getirmesi gereken kulluk vazîfelerini yerine getirirken Allah'ı görüyor gibi ibâdet etme haz ve duygusuna) ulaşmış müttakî kullar; iman ile küfür'den, ibâdât-u tâaat ile isyân'dan, her an Allah'ı hatırlamak-zikretmek sûretiyle gaflet kirlerinden arınmış olan, temiz-sâlih kullar ancak Kitâbullah'ın sırrına mazhar olabilirler.

Allahümmec'alnâ minet-tevvâbîn, vec'alnâ minel-mütetahhirîn, vec'alnâ min ıbâdikes-sâlihîn, vec'alnâ minel-lezîne lâ havfün aleyhim velâhüm yahzenûn. Âmîn.

KUR'ÂN-İ KERİM OKUMAYA DEVÂM ETMENİN ÖNEMİ VE KAZANDIRACAKLARI 

Muaz ibni Cebel radıyAllahü anh Hazretleri anlatıyor.

Rasûlüllah Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri ile birlikte bir yolculuğa çıkmıştık. 

Yolculuk esnâsında "Ey Allah'ın Rasûlü (s.a.v.) bana bir Hadis söyler, dünyâ ve âhirette menfeat varecek bir tavsiyede bulunurmusunuz? dedim. 

Rasûl-i Ekrem ve Nebiy-i Muhterem Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdular.  

Ya Muâz! (şüphesiz onun şahsında bütün inananlara hitâben; Ey Allahın kulları) Eğer huzurlu bir dünyâ hayâtı yaşamak, ölürken şehid olarak (şehidlik mertebesi ve sevâbı ile) rûhunu teslîm etmek, mahşer günü sıkıntılardan kurtulmak, harâret gününde (güneşin mahşer halkının üzerine yaklaştırıldığı, Allah'ın arşı'nın gölgesinden başka gölgenin bulunmadığı aşırı sıcak günde gölgede) serinlemek ve dünyâ hayâtında sapıklık (ve sapıklardan uzak olup) hidâyet ve (istikâmet) üzere dâim olmak isterseniz, Kur'ân okumaya devâm edin. 

Çünki o, Rahmân olan Yüce Allah'ın kelâmı, şeytan aleyhill'â'nenin hîle ve kötülüklerinden koruyan muhkem bir kal'a, sağlam bir sığınak ve Mîzan'da (hesâb günü amellerin tartılacağı terâzide iyilikleri ağır basması için) tercîh'dir.

Size iki şifâyı, bal ve Kur'ân okumaya devâm etmenizi tavsiye ederim. Kur'ân okumaya devâm ediniz. Kitâbullah Hazret-i Kur'ân-ı ne kadar çok okuyabilirseniz okuyunuz. Muhakkak Kur'ân-ı Kerîm, Kıyâmet Gününde eshâbına (dünyâ'dayken onu okuyan, okutan -evladlarına ve Müslümanların evladlarına öğreten- ve ahkâmı ile amel edenlere, Kitâbullah'a uygun olarak yaşayanlara) şefâat edecektir." buyurdular...

İMÂM-I AHMED BİN HANBEL'İN (R.H.) RÜ'YÂLARI

Büyük Hadis âlimi ve Hanbelî Mezhebinin İmâmı, İmâm-ı Ahmed bin Hanbel (r.h.) Hazretleri anlatıyor. 

Azîz ve Celîl olan Yüce Rabbim lütfetti, rü'yamda doksan dokuz kere Cemâl-i Şerîfi ile müşerref eyledi. 

Doksan dokuzuncu rü'yamdan sonra, eğer bir kere daha rü'yamda Yüce Rabbim'i görmek nasîb olursa; Yâ Rabbi! Kullarını Sana yaklaştıran şeylerin en fazîletlisi, Sana en sevgili olan şey nedir? diye soracağım dedim. 

Ve yüzüncü kere Cenâb-ı Hakkı rü'yamda gördüm. Yâ Rabbi! Kullarını Sana yaklaştıran şeylerin en fazîletlisi, Sana en sevgili olan şey nedir? dedim. 

Allah-ü Teâlâ: "Yâ Ahmed! Kelâmım Kur'ân ile" buyurdu. 

Yâ Rabbi! Mâ'nâsını anlayarak mı? anlamadan mı?  dedim.

"Yâ Ahmed! Mâ'nâsını anlasalar da, anlamasalar da fark etmez. Kullarımı Bana en yakın kılan şey, Kelâmım Kur'ân'ı okumalarıdır" buyurdu. 

Ey Azîz Din Kardeşim! Ey Mü'mğn! İyi bil ve unutma! Allah'ın Kitâbı Hazret-i Kur'ân'ı ne kadar fazla okuyabilirsen okumaya gayret et. Mâ'nâsını anlasan da, anlamasan da, sabah-akşam okumaya devâm ve gayret et!... 

Kur'ân-i Kerîm senin hayâtına girdiği zaman, (Kur'ân kimin hayâtına girer, kim Kur'ân'a göre yaşarsa şüphesiz o kişi insanların en hayırlısıdır) Kitâbullah Hazret-i Kur'ân ile berâber olduğun, Kur'ân-i Kerîm'i okuduğun, okuttuğun, evlâdına öğrettiğin, Kitâbullah'ı hayâtına dâhil ettiğin, hayâtını ona göre tanzîm ettiğin gün, en değerli günündür.

KUR'ÂN OKUYAMADIĞI GÜN OLURSA ONA "EN KARA GÜNÜM" DİYEN BİR KUR'ÂN EHLİ'NİN SÖZLERİ

Gerçek bir Kur'ân âşığı ve ehl-i olan Hazret-i Osman-ı Zinnüreyn (r.a.): Kur'ân'a elimin değmediği, gözümün O'nu sürmediği, Kur'âni Kerım'i okuyamadığım gün, benim için en kara gün'dür, en bedbaht gün'dür, en kötü günüm'dür." demiştir... 

Ey Rabbimiz! Bize, neslimize ve Din kardeşlerimize Hazret-i Osman Efendimiz'in (r.a.) idrâkinden idrâk ver, Kur'ân aşkı lütfeyle. Kitâbını okuyan, okutan, okutulmasına yardım eden, ahkâmı ile amel eden hayırlı kullarından olma ni'metini bahşeyle. 

Dâ'vetini getiren Habîbin Muhammed Mustafa'yı (s.a.v.) duyduk, dinledik imân ve itâat ettik. 

Rab olarak Allah'a, Din olarak İslâm'a, Nebî ve Rasûl olarak Muhammed aleyhis-selâm'a Kitâb olarak Kur'ân'a inandık ve râzı olduk. İmân- i'tikad, söz, amel-iş ve ahlâkımızda Sırât-ı Müstakîmini hidâyet buyur. Bizi, Senin Rızân ve Cennetine kavuşturacak yegâne doğru yolda, İslâm Dini ve Peygamber yolu olan hak yol'da Sana ulaşıncaya, Cennet ve Cemâlinle müşerref oluncaya kadar sâbit eyle.

Kendilerine, fazlından ve ihsânından ni'met verdiğin Peygamberlerin aleyhimüs-selâm ile, velîlerinin, sâdık kullarının yoluna ilet ve dâim eyle.

Hakkı bildikleri halde onunla amel etmedikleri, hakkı kabul etmeyip küfre daldıkları için gazâbına uğramış olanlar ile sapıkların, sapıtmış olanların yoluna değil. Âmîn: Duâlarımızı kabul buyur, korktuklarımızdan emîn, umduklarımıza nâil eyle Allah'ım!..

Ey Rabbimiz! Bize dünyâ da iyilikler, güzellikler ver, âhiret de de iyilikler, güzellikler ver ve cehennem azâbından koru!.

Ey Rabbimiz! Gadabından rızân'a, azâbından afvına, 

Senden yine Sana sığınıyoruz! merhamet eyle..

Gadabınla değil, lütfet, Rahmetinle muâmele eyle,

Râzı ol, Cennet ve Cemâlinle müşerref eyle.. 

Ey Rabbimiz! Unuttuklarımızdan ve hatâlarımızdan dolayı bizi hesâba çekme!

Ey Rabbimiz! Bizi, Zikrin (Kitâbın Hazret-i Kur'ân) ve şükrün (bütün aksâmını içinde bulunduran Namaz) üzerine dâim eyle. Kulluğumuzu hakkıyla (Yüce Zâtına lâyık şekilde) yapma üzerine yardım eyle.
Dâhili ve hârici düşmanlarımız olan nefs-i emâre ve şeytan aleyhillâ'ne başta olmak üzere, cin ve insan şeytanlarının her türlü fitne, fesat, zulüm ve kötülüklerinden Hâfız ism-i şerifin ile muhâfaza eyle.

Erzel-i ömre düşürme! sağlıklı, hayırlı uzun ömürler ihsan eyle. Ömrümüz hitâma erdiğinde, kâmil iman ve rütbe-i şehâdet ile hüsn-ü hâtime nasîb eyle....Âmîn...